Zebibah’ını göster!!!

Bugün, elime kuş maması tohum zerzavattan oluşmuş kahvaltımı almış, oğlan uyanmadan internette güzel güzel haber okuyayım diyorum. New York Times’ıma tıklıyorum.

Mısır’da zebibahlanmak modası varmış. Zebibah kuru üzümün Arapçası. Namaz sırasında günde 34 kere secdede alnını yere vurmaktan oluyor, olabiliyor veya olması çok hayırlı sayılıyormuş. Modası varmış. Diğer kıyafet modaları gibi, yabancı Müslüman ülkelerden gelen birşey olmadığından, daha da kucaklanarak seviliyormuş bu alın çürükleri. Alnında çürükle gidersen iş kapıları açılıyormuş. Kendini nasıl dine verdiğin belli oluyormuş. Zebibahlanamayan diğer Müslümanlar’ın namaz tekniğinde bir eksiklik var demek ki. Ya da Mısırlılar’ın seccadeleri çok sert. Tahriş ediyor.

zebibah.jpg

Bana Padre Pio’yu hatırlattı. Adamcağız, İtalyan Katolik rahip, öyle konsantre olmuş, öyle konsantre olmuştu ki, senelerce İsa’nın çarmıha gerildiğinde çivilendiği el ayaklarındaki yaralar gibi ellerinde, kollarında, bir de denildiğine göre bağrında yaralar, gökyüzünden mucize olarak kendisine hediye verilmişti. Ender ama duyulmamış şey değil. Bu yaralara Stigmata deniliyor. Bazı azizlerde, azizelerde ve azizlik sırasına girmişlerde görülen birşey.

padre-pio.jpg

Ben keman çalarken boynumun sol tarafında, çenemin hemen altında Zebibah’ı Stigmata’m vardı. Keman çalmayı bıraktım, yavaş yavaş yokoldu. Çürükten kurtulmak için keman çalmayı bırakmış değilim. Bıraktığım için, çürük de geçti.

Çocukken, konservatuvara gidip de keman çaldığımı bilmeyen insancıklar, ben dikilip söyleyecek değilim ya, sorsunlar diye, Hindistan dansözlerinin Bharatnatyam’da gerdan kıvırışları gibi, (ya da tiki tutmuş Turretsli gibi desem daha dürüst olacak) boynumu yampiri yampiri gerip karşıkinin göz sınırlarına sokuştururdum. Etkisini hemen belli ederdi:

“Aaa!!! Senin boynun niye çürümüş öyle?”

“Çürümemiş. Keman çalıyorum da ben. Onun izi.”

Sonrası malum. Ne ilginç! Nerede? Kaç yıldır? Vesaire vesaire.

Anlattığı hikayelerin gerçekliğini kanıtlamak endişesiyle, savaşta aldığı yaraları göstermek için donunu bile indirmeyi göze alan gaziler gibiydim.

9 Comments

  1. 🙂 yani diyorsun ki
    “benim buynumdaki çürük en az stigmata ya da zebibah kadar kutsal”
    belkide şöyle diyorsundur,
    “ben kemanı çalarken aslında ibadet ediyordum.”
    Şöylede yorumlanabilir,
    “omzumda ve boynumda çürük açan sanat insan hayatında bir dinin doldurduğu boşluğu doldurur.”

    herşey şişeyi açan adamın hayal gücüde olabilir, olmayadabilir…

  2. Efrasiyab, ben sanirim boynumdaki curugu gosterme cabalarim karakter zaafiyetiydi demek istiyorum. Yani aynen okundugu gibi, hayal gucune gerek olmadan. :o) Merhaba!!!!

  3. aşk-sevgi kutsal bir ibadet diyenlerin, başka izleri, morlukları da olmalı boyunlarda, hatta ateşli bir ibadet gecesi sonrası, tırnak izi şeklinde sırtlarda 🙂

  4. hay allah:) zebibah kelimesini aklıma yazdım. benim babam topalak bir adam. her ramazan orucunu tutar ve başka zaman uğramadığı camiye teravih namazına gider. çocukluğundan beri bir rutinmiş bu onda. neyse, topalak olduğundan ve teravih namazları nedense hocaların pek hızlı kıldırdığı bir namaz olduğundan, babacığım hıza ayak uydurmak için kendini yerden yere atar. ramazanın ilk gününde hafif bir kırmızılıkla başlayan tahriş, ilerleyen günlerde morluk ve sonrası yeşilliğe doğru evrilir. biz de babamın insanlıktan saint’liğe evrildiğini söyleyip onunla dalga geçeriz. şimdi bunu hemen ona yetiştirmeliyim. bir moda akımı yarattığını söyleyip ‘ hadi be ‘dese de bana, içten içe buna kendini inandıracağını düşünüyorum:)

  5. Ben de bu aralar iş nedeniyle kafamı duvardan duvara vuruyorum ama bu benim kafadaki morluklar işe bağlılığımın değil, tiksintimin bir simgesi, son aşamada huni takılıyor sanırım.

    Neyse işte öyle kötü durumdayım ki, sarı kantaron otu hapları içmeye falan başladım. O da böyle mutluluk veren bir hap değil, uyuşuyorsun, tokat atsalar öyle bakıyorsun. Bunalımını geçirmiyor, sadece öyle mal mal bakıyorsun. Bir de iyi uyutuyor, rüya bile görüyorsun.

    Dün gece rüyamda seni gördüm. Hayatımda operaya gitmişliğim yok ama TV’den zihnime yerleşmiş imgeler var ya, hani kadın kaçar, adam peşinden koşar, İtalyanca olduğundan ne dediğini anlamadığım bir şekilde diller dökerek kadını ikna etmeye çalışır. Seninkinde de iki kadının aşkını anlatan bir oyun oynuyorsunuz. Senin saçların biraz daha kısa. Bir kadın seni ikna etmek için diller döküyor. Sen duvara yaslanmışsın. Kadına arkan dönük. Klasik opera kıyafetleri içinde değilsiniz. Senin üzerinde beyaz bir atlet ve kot pantolon var. Erkeksisin. Sana yalvaran kadın daha kadınsı. Tüylü müylü bir atkı takmış.

    Sonra Yaman’ın çişe kaldırılması için alarm çaldı, tekrar yatağa döndüğümde opera kaldığım yerden devam etmedi:(

  6. Ben daha iyi ibadet ederim, ben Tanrı’ya senden daha yakınım söyleminin sözsüz ifadesi, karşısındakine kendini ispatlama ve üstün gösterme çabası. Dinin insanlara vermesi gereken saflık, dürüstlük, erdemlilik ilkelerine de taban tabana zıt. Dini kendine bir övünme , karşısındakini ezme aracı yaptılar. Senin çocukça bir saflıkla morluğunu göstermen kadar masumca olsa keşke…

  7. Misir’da yalniz farz namazlari kiliyorlar o zaman.

    Turkiye’de sunnetleriyle beraber 5 vakit’te 40 rekat, her rekat’ta 2’ser secde. Eger matematigimde bir yanlislik yoksa 80 defa secde ediliyor gunde.

    Demekki, Turkiye’deki seccadeler ve camilerdeki halilar cok yumusak.

    Veya 1 Turk, 2.5 Misirliya bedel obur dunyada.

    🙂

  8. Elektra, adamcagizin hali gozumun onune geldi! :o) Hakikaten acaba onu seyreden biri mi ozendi de baslatti modayi?

    Asliberry, isin sirri karsindakini ot icecek hale getirmekte. Konuya bu acidan bakip calismalara baslamalisin.

    Su sikintili zamanda, ruyana girip daha dogru durust bir gosteri yapmak isterdim. Kusuruma bakma. :o( Beni erkeksi goren ilk insan degilsin ama. Bir erkek arkadasim benim icin memeleri olan erkek demisti! :oP

    Metin, ben matematikten anlamam. NYT’in yalancisiyim. :o)

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


thirteen + ten =