Yüzüyorum, yüzüyorsun,

Bugün yüzme derslerimize başladık. Dışarısı buz gibi, havuz açık havuz ama sıcak ve tuzlu su! Terapi için kullanılıyormuş; olimpik iki havuz var ama oraya benim bıdık yaşındakileri soğuk havalarda sokmuyorlarmış.

Öğretmenimiz herhalde yirmilerinde, genç bir kız. Ben nasıl yirmi yaşlarındaki insanların yaşlarını tahmin edemiyorsam, onlar da benimkini tahmin edemiyorlar. Otuzlarında bir kadın. Eğer yaşımı, olduğundan genç sanirlarsa, sevinilecek birşey yok ortada. Öyle sanmalarının sebebi, asıl sayının çok daha yaşlı bir tipe ait olduğunu sanmaları!

Salı ve Perşembeleri gideceğiz. Saat üçte. Tek öğrenci Anatol. Özel ders yani. Saati on Dolar’a fena değil. Candice (öğretmenimiz) tipik Orta ABD vatandaşı: sarı saç, mavi göz, oğlanımsı hatlar, yunus gibi tombik, hal hareket de bir atlete yakışır oğlanımsılıkta. Eylül’de askere gidecek. Denizci olacakmış. Hemşirelik öğrenecek. Ama şimdi, Anatol’la çok tatlı, çıpır çıpır yüzüyorlar. Tabii ben de yanlarında, anne ördek. Anatol’un su korkusu yok. Pek birşeyden korktuğu yok zaten. Bütün diğer çocuklarin seyretmekten korktuğu ne kadar film varsa ezbere biliyor.

Notaları yeni “piyanist adayı”ma verdim. Şöyle bir baktı. Ah, bunu severim. Ha, şu çok uzun değilmiş. Bunu iyi çalışmak lazım cinsinden yorumlarda bulundu. Yani bundan önceki gibi bir şaşkınlık sezinlemedim halinde. İyi birşey.

Dün gecenin bir yarısına kadar kayıttaydım. Bilgisayar oyunu müziği. Bir tanesine Türkçe söz koyduk! Çok güzel oldu. Öbürü de çok değişik. Ben bu parçaları sevdim. Bu kadar saat bir şarkı kaydedeceksem, bari seveyim, değil mi? Hele bilgisayar oyunu müzikleri! CD çıkınca koyarım o şarkıları buraya.

Bundan önce yine aynı besteci için kaydettiğim şarkıları adam Discovery Channel’a satmış. Yani her an bir belgeselde aaaa’layıp ooo’layabilirim. Bu kanallar beğendikleri müzikleri toptan alıp, sonra kendileri için çalışan filmcilere sunuyorlar. Seç, beğen ve al usulü.

3 Comments

  1. Ne güzelmis.
    Ben yüzme bilmiyorum ya da ögrenemiyorum diyelim. Her yaz etrafimdakilerden biri “dur ben sana ögretirim iki günde” diyor ama sonunda vazgeciyor onlarda. Birazcik yüzüyorum ama cok kötü o da. Ben de düsünüyordum, acaba bir yüzme havuzunun kursuna falan mi gitsem diye. Hem hayatta kalmak icin sart olan bir bilgi degil mi yüzme. Ögrenmek lazim. Senin minik oglusu da pek merak ettim ben. Kac yasinda?

  2. Benim oglusum ikibucuk yasinda olmak uzere. :o) Ama cooook doluyuz, hem de kulagi coktan gectik. Ben konservatuvara 6 yasinda baslamistim, oglus 2 yasinda basladi!

    Kursa gitmek cok iyi bir fikir. Yuzmek, baliksan hayatta kalmak icin sart. Tsunamide bile ise yaramiyor! :oP Ama tabii guzel yuzebilmek, kulac atabilmek cok zevkli. Ogrenemiyorum degildir o, ogretemiyorlardir. Kurstaki ogretmen her cesit ogrenciye alisiktir mutlaka. Sana nasil ogretilecegini bilir. Bence de git. Acaip bir his yuzmek. Hayvanlasmak gibi birsey. Zaten hayvaniz da iste, anliyorsun…

  3. Benimkiler de terapi havuzunda baslamisti yuzmelere. Diger havuz cidden cok soguk oluyor ki bizimki kapali havuz kisin. Ama sizde kis diye birsey yok tabii. Ilk derste ne cok sey ogrenmissin ogretmeniniz hakkinda. Biz dersler bitene kadar sadece isimlerini bildik 🙂
    Benim cocuklarin ilk su korkusu burunlarina cokca su kactiginda olustu. Anatol nasilsa ogrenecek burnundan kabarciklar vermeyi yakinda, oncesinde burnunu havada tutmaya bakin ;)Kolay gelsin.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


nine + nineteen =