Yoğ

Yoğurt lafı yuğmaktan mı geliyor, yoğurmaktan mı geliyor? Yoğundan mı geliyor?

Danone diye bir marka var ya hani, Amerika’da Dannon diye satıyorlar, Küçük Daniel demek Katalanca. Katalanlar İspanya’nın Kürdü diyeyim. Ama Danone Katalan değil, İspanyol değil, nedir? Selanik Osmanlı’nınken orada bir doktor yaşarmış- Safardik Yahudi. Çok ama çok kabaca, Safardik Yahudi İspanya, Akdeniz kıyısı, Aşkenazi Yahudi Orta ve Doğu Avrupa Yahudisi. Brian Aşkenazi.  Türkiye’deki Yahudiler Safardik’tir genellikle. Türkiye’de Safardikler Aşkenaziler’e biraz yukarıdan bakarlarmış diye duymuştum. Aşkenazler daha bir köylü diye. Boş böbür. Einstein, Kafka, Mahler, Freud, Woody Allen, hepsi Aşkenazi’dir. Bu daha listenin binde biri.

Doğrusu biz Türkiye’ye gittiğimizde hiçbir Safardik insanın Brian’a yukarıdan baktığını görmedim. Belki dedikodu ya da birkaç kendini bilmezin derdi.

İshak Bey, Balkanlar kaynamaya başlayınca ailesini toparlayıp İspanya’ya göçmüş. Bir nevi eve dönüş olmalı. Çünkü zamanında oradan gelmişlerdi Osmanlılar’a. Orada sindirim sisteminde rahatsızlıklar olanlara yoğurt yazıyormuş da İspanya’da yoğurt yok. Getirtelim! Önce eczanelerde satmışlar yoğurdu. Adını oğlunun adından Danone koymuş. Ondan sonra işi devralan oğul Daniel, yoğurdu Türk usulü süzmemiş de, daha bir hafif satmış. Hele sonra içine meyve koyunca, yoğurt işi eczaneden çıkıp, markete girmiş.

Daniel (oğul) Carasso, iki yıl önce, 103 yaşında ölmüş.

Rönesans’ta Fransa Kralı 1 Francis çok ishal olmuş, ama öyle böyle değil, geçmiyor! Kanuni Sultan Süleyman ona özel doktorunu yollamış. Doktor Safardik Yahudi. Bir güzel yoğurt yedirmiş krala. Süzme miydi, neydi, bilmiyorum. Francis böyle düzeltmiş barsaklarını. Yoğurda ve doktora ve Sultan’a müteşekkir kalmış.

Obama, geçen gün Nethenyahu’yu kovmaktan beter etmiş. Şu yeni yerleşimlerle ilgili. Nethenyahu dosyaları okumuş okumuş, Obama, bunlar hep aynı terane! Aklına yeni birşey gelince beni ara, buradayım deyip yemeğe gitmiş. Nethenyahu sağcılarla koalisyonda ya, kuyruğu sıkışık. Hem oraya göz kırpacak, hem buraya gerdan kıracak. Amerika’da, dışarıda zannedilenin tersine çeşit çeşit görüşte Yahudi var. Bush Efendi baştayken en azılı, en dinci, gözü bürük lobilerin sözü geçiyordu. Obama’nın Yahudi lobisiyle ilişkileri çok çok iyi. Yahudiler’den %70’lerden fazla oy aldı. Ama onun ilişkisi olduğu Yahudiler aynı Yahudiler değil. Bunlar, daha çok Filistin halkının topraklarının geri verilmesini, kendilerine ait bir ülkelerinin olmasını savunan insanlar. Liberaller. Hani Türk olsalar vatan haini sayılırlardı! İsrailli kafile gelirken, buranın bütün Yahudileri’ni aynı sepete koymak gibi bir hata etti. Terslenince de apışıp kaldı.

O gözü bürük Yahudiler, Obama seçilecek diye az paniklememişlerdi. Özellikle yaşlı Yahudiler’i korkutmak için ellerinden geleni yaptılar. Cumhuriyetçiler’e oy veren kaç Yahudi varsa ya lüleli, ya çok yaşlı.

Bu İsrail’deki devlet adamları aynen Türkiye’deki gibi, hani at sinekleri vardır yüzsüz, yılışık. Tıpa tıp! Gitmek bilmiyorlar, ölmek bilmiyorlar. Matruşka gibi, altından bir kere daha, bir kere daha aynısı çıkıveriyor. Şaron girdiği komalardan çıkabilseydi, ağzında salya, surat kaymış, poposunda bez, yine elini öperlerdi. Bizdeki sahnelere öyle benziyor ki!

Anatol’un keman jürisine hazırlanırkenki hallerinden bir foto koyuyorum buraya. Kendisi oldukça janti, mösyö, grand tuvalet. Giyinmeyi pek sever.

7 Comments

  1. Aşkenazilerle sefardikler arasındaki çekişme ne tuhaf değil mi? İsraile gittiniz mi bilmiyorum ama biz Kudüs’te kaldığımızda çok tuhafımıza gitmişti. Kendi içlerinde o kadar gruplara ayrılmışlar, o kadar bölünmüşler ki…
    Mutfak kültürlerinden danslarına, ilahilerinden dua kitaplarına kadar herşeyleri birbirinden farklı. Farklı sinagoglara gidiyorlar, farklı giyiniyorlar. Sefaradlar doğu avrupanın soğuk ülkelerinden göç etmiş aşkenazilerin mutfağı da daha çok haşlanmış balık ve sebzelerden oluşurken, sefaradlarda kuzey afrika ve akdeniz mutfaklarının etkisi bariz. Ama adamlar ne yapsınlar ki, soğuk ülkelerde patlıcan,biber mi var da kullansın. Her kültür byük oranda olup bittiği yerin ikliminden, havasından, suyundan , ürününden şekillenmiyor mu?
    Birarada yaşadıkları kültürlerden de öylesine. Yoğurt da öyle evrimleşmiş her gittiği yerde…
    İsrailde Şabat sabahları yedikleri Burekas’ları görünce, şok olmuştuk. Adı pek İspanyol ama yaptığı çağrışımdan sanırsın tepsi böreği! Ama bunlar basbayağı İzmir’in boyozlarıydı!! Ben İzmirliyim ya 🙂 Sanırım İzmir’in en eski ve en iyi boyozcuları da musevilerdi. Onlar börek dedikleri şeyleri yapmışlar İzmirde çoğunlukla içi boş boyoz olmuş mesela.

    Çekişmeye-burun kıvırmaya gelince;
    İnsan karşısındakine birbirini olduğu gibi benimseyici değil de eleştirel bir gözle bakarsa, zaten “sen şöylesin ben böyleyim” kıyaslamaları hiç bitmez. O zaman sefarat aşkenaziye, Yunan Türk’e, Alman museviye, İsrailli Filistinliye, beyaz zenciye, Hindu müslümana, kuzeyli güneyliye, doğulu batılıya hep burun kıvırarak bakar, bu listede uzaarrrr gider, ne yazık ki…

    Bu arada, Danone’nin hikayesini bilmiyordum. Ama Yoğurt’u başka kimseye sahiplendirmem 🙂
    Basbayağı Türk icadi işte! Üşenmedim Etimolojik sözlüğe baktım. “Ayrışmış süt” anlamındaki Eski Türkçe kelime yuğrut’tan geliyormuş; yuğurmak’dan yoğ. diye yazıyor SEVAN NİŞANYAN’ın ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN ETİMOLOJİK SÖZLüğü.
    Güzel bir yazıydı, keyifle okudum 🙂

    Giritten sevgiler…

  2. ooppss…
    “farklı giyiniyorlar”dan sonraki cümlede “sefaradlar” lafı olmamalıydı. cümleyi değiştirdim ama o laf kalmış ve fark etmeden yorumumu göndermiş oldum.
    sorry 🙁

    Kafa karıştırmasın diye, açıklama gereği duydum

  3. ekmekçikız da gördüm sizi. hikayelerinizi okumadım henüz. ama uzaklardan verdiğiniz (obama nın siyasi geleceğini olumsuz etkileyebilecek samimi çalışmalarda bulunması gibi)haberler çok hoşuma gitti. doğrusu burada ne gazeteciler ne de başka bir kaynaktan süzülmüş sade haberler alamıyoruz.

  4. “Yoğurt” genelde sanırım Türkiye de ve Yunanistan da bulunan bir yiyecek. İtalya, Almanya, Moskova da marketlerde satılmıyormuş. Sadece meyveli yoğurt varmış. Bir çok ülke “ayran” ı da bilmiyor!..

    Aslında hangi ülkeler yoğurdu tüketiyor, yoğurdun ne olduğunu biliyor bunu pek fazla bilmiyoruz. Ben de merak ediyorum; bu kadar faydalı bir yiyeceği nasıl bilmezler, nasıl üretmezler!..

  5. Yogurt bizim ama patentini Yunanli akil edip de aldi! Greek Yogurt diye biliyor el. Bizimkiler de Geleneksel Turk Yogurdu diye patent alsak mi ki diye dusunuyorlar, kafalari karismis, oyle derlerse diger ulkeler degeleneksel kendi yogurtlarinin patentini alirmis bizim oldugu yeterince belli olmazmis diye dertleniyorlar. Yani en son okudugumda durum boyleydi varsa baska gelisme bilmem…

    Carasso da eczanelerde satmak icin patent almak zorunda kalmis, Danon ozel isim diye vermemisler patent de -e ekleyivermis.

    Bu patent isi muhim ama biz boyle evrak islerinde tembeliz, konusmaya gelince hersey bizim ama!

    Yakisikli o kemanin sopasini nasil da ustaca tutmus, nasil da guzel tasiyor o kemani, hele o gozlerini yari baymis bakisi…Bayildim ben bu fotografa:-)

  6. Papatya, dinleri, irklari ayni olsa da, geldikleri gelenekler farkli. Demek gelenek herseyden daha guclu birsey.

    Tm denk dusmuyor ama burada benim bir Turkiye Ermenisi’ne, Arap Musluman’dan daha yakin hissetmem gibi.

    Sumuklu Bocek, merhaba!!!

    Ebruli, yogurt Balkanlar’dan Hindistan’a kadar yaygin. Hindistan’dan Iran’dan bu tarafa ayran da var. Yemegin yapisina uygun olmasi lazim birseyin. Fransiz yemeklerinde, Italyan yemeklerinde kullanilamayacak birsey, guluk hayata da giremiyor tabii.

    Cno, Yunan yogurdu burada da satiliyor, yalniz tadi farkli Turk ve Arap yogurtlarindan. Bence Turk yogurdu da hala patent alabilir. Cunku farkli pizzalara patent veriliyor mesela.

    Evet, kemanimiz cok ciddi bir meseledir. :o)

  7. İşte buraya yazıyorum: Anatol şahane bir sahne adamı olacak!
    …cak’ı fazla, olmuş bile…
    :))

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


two × five =