Yazsaydımdı

Endişeli’den bir mim: Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?

SoruyuEdebi Zihni Sinir gibi didiklesem, kitap yazmak isteseydim, aynen o istediğim kitabı yazmış olurdum derim. Ya da istediğim kitabı yazma çabasından çıkan kitap olmuş olurdu ortaya çıkan.

Ama kopya çekme alışkanlığım vardır; başkalarının verdiği cevapları okuyarak, soruyu hangi sevdiğin kitabı, “Ah! Keşke bu kitabı ben yazmış olsaydım”, mırıltılarıyla okşar, koklar ve öpersin şeklinde cevaplandırmalıyım.

Aklıma kitaplardan çok, cümleler geliyor. Şu kitabın şu cümlesi, bu paragrafı… Hayran olduğum kitapların hiçbirini yazmış olmayı istemezdim. Çünkü onları okurken, örümcek ağlı kafa kutumda bir bir açılan küçücük kapıları ve benim o daracık dehlizlere büyük bir iç titreyişiyle girişimi, sürüne sürüne yol alışımı, işte o muhteşem hisleri hatırlıyorum ve düşünüyorum: Eğer ki bunu ben yazmış olaydım, o acaip muhteşem dehlizde sürünme ve yol alma hissini hissedemeyecektim. Yok, o hissi yazmış olmuş olmaya tercih edeceğim; dolayısıyla hiçbir kitabı iyi ki ben yazmamışım. O kadar tatlı buluşlar ve erişler.

Üstelik, öyle kitaplar var ki, çoğu yerini beğenmemişim ama bir bölüm- karakter- analiz-ders- görüş açısı var ki! Hayatım alt üst olmuş sayesinde.

Ve ancak!

Çok kıskandığım kitaplar değil de edebi beyinler var: Shakespeare’ler, Oscar Wilde’lar, Anatole France’lar, Jane Austen’lar, Borges’ler, Aristo’lar, Kafka’lar ….Ve edebi olmayan beyinler. (Kıskanç bir insanım demek!) Liste bitmeyecek. Ve ben listeledikçe egom listede daha aşağılara inecek pek tabii. (Hele hele şiir konusuna hiç girmeyeyim.)

Yine de:

Doğrusu vurdulu kırdılı bilim kurgu romanlar pek zevkimden değiller. Ama mitoloji hastasıyım. Binlerce yıldır insanların varolmak yüküyle başa çıkma çabalarını anlamaya çalışmak açısından sımsıkı sarılıp yatağıma sokacağım, yeri titrek bulduğumda toprağın altındaki milyonlarca insan kemiğiyle bir olup, çalkantılara direneceğim hikayeler. Öyle tamamlanmışlar ki, ekleyecek birşey yok gibi.

Ama!!!!

Mükemmelin mükemmeli var.

Bu sınıftan en ünlü kutsal kitaplara bir el atıp, Tevrat ile İncil’i yazmış olmayı isterdim. (Kur’an’ı edebi açıdan başarısız buluyorum. Başka mükemmel kutsal kitaplar da var ama ben gidişatta en etkili olanları aldım.) Birkaç (veya daha fazla!)  değiştirmeyle keşke ben yazsaydım! Üstelik dünyada en çok okunan kitaplar. Şiirsel olarak mükemmeller, eh, hayal kısmına dokunulmaz, zaten zerafet orada. Hele bazı bölümler öyle dokunaklı ki, adamı yoldan çıkarır! Ama benim gibi bir yazar demeyeyim de, editörün elinden geçmiş olsalardı, bugün hayatlarınız böyle olmazdı a dostlar.

8 Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


four + 11 =