Yazar, kalk ayağa!

Gustave Flaubert oturmadan yazamazmış. Oturarak yazarmış. Maupassant’a yazdığı bir mektupta “Oturmadan düşünmek ve yazmak mümkün değildir,” demiş. Hatta demiş ki: “Medeni bir insanın doktorların iddia ettiklerinden çok daha az hareket etmeğe ihtiyacı vardır.”

Medeniyet dediğin bir rahat koltuk olsa gerek!

Nietzche de buldu mu açığı, atlayıverir: “Yakaladım seni, nihilist!… Sadece yürüyerek varılan düşüncenin bir değeri vardır.”

Yani bu adamın bahsettiği, tabii bizim toz toprak kaplı, kırık Çin kaldırımları ve her an minibüs altında ölme korkusu ve egzost gazı eşliğinde yapılan yürüyüşler değil. değil de, zarif alman sokakları, ehlileşmiş park ve ormanlar.

Mozart da kafasında yürüyüş yaparken bestelermiş. Ama alman milleti yürümesiyle ünlüdür zaten. soprano Elizabeth Schwarzkopf’un en büyük zevkinin tepelere tırmanma olduğunu duymuştum birlikte tanıdığımız bir kişiden. Fransızlar gibi, gölet etrafında piyasaya çıkmak değil de, basbayağı yürümek. İngiliz usulü filan.

Eski Savunma Bakanımız İtoğluit Rumsfeld’e bir işkence listesi vermişler. Hani bakacak, beğenirse altını imzalayacak da, teröristlere uygulayacaklar. Bu listede 4 saat ayakta tutmak varmış. Rumsfeld isyan etmiş: Ben hergün 8-10 saat ayaktayım, ne zamandan beri 4 saat ayakta durmak işkence sayılmaya başlandı???

Tabii şeytan cinsi iblisimsilerin ayakları ağrımıyor herhalde. Bütün gün ve gece azapta gerekler.

Mark Twain yatağında yatar ve pürosunu içerken yazarmış.

(Derrida’nın bu yazma ve ayakta durma konusunda bir hoş çalışması var. İngilizce başlığı: Writing and Difference. Fransızcasını bilmiyorum maalesef.)

Hemingway ve Virginia Woolf, Lewis Carroll ayakta, ama yürüyerek değil de, yüksek masalarına eğilerek yazarlarmış da, Proust ve Capote oturarak ve hatta yatarak yazarlarmış. Thomas wolfe, çok çok uzun boyluymuş, ayakta yazar ve ağırlığını bir o bacağa, bir o bacağa verdiğinden, Nietzsche’nin tam istediği üzere “dans ederek yazar”mış.

Ben kendimi bu yazarların arasında listelemekten utanırım ama kendimce ufak tefek alışkanlıklarım vardır. Mesela ses ısıtmalarımı ve öğrenmelerimi ve provaları oturarak yapmayı severim. Bıraksalar konserleri de oturarak verirdim. Çünkü o zaman kendimi söylev verir gibi hissediyorum. “Çık çocuğum şu masanın üstüne de ablalara bi şarkı söyle!”

Oysa oturarak söylesem, izleyene birşey anlatıyor gibi hissedeceğim.

Yazarken eğer stres altındaysam bilgisayarı mutfağa taşıyıp ayakta yazarım ve bütün gün, bir kere bile oturmadan, yemekler dahil, tuvalet hariç, hiç yorulmadan ayakta durur ve yazabilirim. Başka zamanlarda oturuyorum. Şu anda oturarak yazıyorum. Dizimde Türkçe keyboard, küçük bir masacığın üstünde laptop. Ama sessizlikte yazamam. Mutlaka müzik filan açık olacak. Mümkünse hem müzik, hem TV, hem de birileri sohbet edecek. Sanırım bu alışkanlık, çocukken eve annemden önce gelip hava kararana kadar tek başıma olmaktan yaşadığım tedirginliğimi, evde ses çıkaran herşeyi açarak yatıştırmamdan gelen bir alışkanlık. Sessizlikte kafamı toparlayamıyorum! Ama radyo konuşması olmaz. Çünkü dikkatimi dağıtıyor. Hele biraz bildiğim bir konuysa. En iyisi Çince radyo + müzik + Anatol’un hayali sohbetleri. O zaman dokunmayın bana! Motor gibi yazarım.

Yani eğer ben yazıyor isem. Hani bu sayfada “yazarım” yazmak, bu yazarlar varken, biraz komik ama. Anladınız siz beni.

2 Comments

  1. Ogrenciligimde beyin ayakta daha iyi calisir diye okumustum bir yerlerde, sonra benim ders calisma stilim olmustu, hele vaktim darsa ayakta yuruye yuruye okumalarim acikcasi hep iyi sonuc verdi, simdilerde keyfi okumalarim oturarak ya da yari oturmus yari kaykilmis haller. Ama ogrenmem anlamam zorunlu bir seyse ayakta dolanarak okumak hala aliskanligim…

    Bir de sen uykudan once okunulan kolay ogreniliyor diye yazdigindan beri uyuma oncesine faydali kitaplar koydum ;-D

    Ayakta durmak deyince…Ben bu ulkeye geldigimde bankadakilerin surekli ayakta calistigini gorunce cok sasirmistim, sandalye falan da yanlarinda oyle arada bir oturacaklari. Kac saat oyle, zor is yani… Sonra marketlerin kasasindakiler… Kac saat ayakta barkod okutuyorlar… Cidden 4 saat ayakta durmak da iskenceden mi sayilirmis!Ama su var ki hic birsey yapmadan sadece ayakta dikilmek icin 4 saat uzun sayilabilinir, gecmek bilmez…

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


five × 1 =