Yalnış bildiim yannışlar

umuşak g harfim ve  ” ” harfim ( umuşak’ın ilk harfi olan o gorunmeyen kahir harfi) dun gece backspace ile terki diyar etmis. Icinde bulundugum durumdan oturu Ingilizce klavye ile idare edecegim birkac hafta. Bildiririm.

Ben Stravinsky’nin Bahar Ayini balesinin ilk gösterisinde ayaklanma çıktigini saniyordum. Muzik cok tuhaf gelmis o zamanki kulaklara da galeyana gelmisler filan. Oysa galeyana gelmisler, orasi dogru ama balenin koreografisini begenmediklerinden gelmisler, muzikten degil. Ya da begenmedikten ote, asiri bulmuslar, baleye yakistiramamislar, konu itibariyle erotik, pagan, sahneye yakismayacak, vesaire bir edepsizlik diye dusunmusler. Nijinsky adli cok onemli bir koreograf vardi, onun koydugu seyleri tutmamislar. Zaten Nijinsky bir degisik adam. Derler ki Gertrude Stein kalabaliklarin bagirtilarindan, sahnede olan biteni duyamamis. Oysa orada degilmis. Ama bir beyefendinin baska bir beyefendinin sapkasina elindeki bastonu gecirdigini gozleriyle goren birinin gorduklerini duymus.

Yine bildigim, Stravinsky demis ki ben koreografiyi pagan Slavlar’in bir bakireyi tanrilarina kurban etmesi ve bakirenin oracikta yigilip olene kadar dans etmesi olarak goruyorum. Oysa koreografiyi oyle goren, balenin genel direktoru Diaghilev imis. Ne farkeder? Cok. Diaghilev Bati’ya Ruslarin Kugu Golu vesairesini tanitan adamdir. Stravinsky once Njinski’nin koreografisi tam aklimdakiydi derken, seneler sonra yok ben hic begenmemistim demis. Hatta Nyjinski muzikle hareketin baglantisindan anlamiyor diye ekleyivermis.

Butun bu karmasik corbanin icinde en enteresan bilgi su: Diaghilev bu iki yildizin birbiriyle anlasamayacagini bastan biliyormus. Ve baleye de cok ters dusunceli bir dolu insani cagirmis. Yani maksadi ses getirmekmis. Ne sesmis mubarek, hala konusuluyor o acilis gosterisi.

Stravinsky’nin eglenceli bir olayi var hayatinda: Savas zamaninda bircok degerli Avrupali yetenek gibi o da Amerika’ya ve Holyywood’da calismak uzere Los Angeles’a gelmisti. Los Angeles, cok bilinmez ama dunyanin en yetenekli besteci ve sinemacilarini agirladi savas zamani ve sonrasi. Mesela Schoenberg veKorngold.

Konu dagiliyor. Her zamanki gibi bir milyon sey anlatmak istiyorum, hepsi birarada kapiya yuklenince boyle bir karmasa. Sabrediniz.

Stravinsky, Amerikan Milli Marsi’na yeni bir duzenleme yapmis, Boston’da bir konserde calinacak. Programi gorenler amman demisler, amman! Sakin ha! Konser salonuna polisler gelmis. Meger o zamanlar Boston’da bir kanun varmis: bir tek kelimesi ve notasi ve duzenlemesi ve trompeti ve trampeti degistirilemezdir diye. Adamlar apar topra goturmusler Stravinsky’yi, o da apar topar cikarmis marsi konser programindan. Dinledim duzenlemeyi, pek acilen yapilmis gibi. Ortayi velvelaya verecek ne var, anlamadim. ama 1940 imis galiba, baska zamanlar. Oysa Hendrix sonradan caldiydi marsi, gitariyla. Dekonstruksiyon buna deniyor herhalde. Mars iplerine kadar ilmik ilmik sokulmus de geri dikilmis ama eskiden gosterisli bor balo elbisesiyken Hendrix’in elinde kizgin, kirgin, asi birseye donusmus. Zaman degisiyor.

Bence guzel bir marstir. Guzel sesi seven, gosteren bir mars. Ikide birde soyleyip duruyorum resmi gunlerde, konsolosluk davetlerinde. Once Istiklal Marsi (evsahibi ulke sayildigindan) ve sonra Amerikan Milli marsi. Oraya gelen Amerikalilar hep marslarini kucultucu birseyler soyluyorlar nedense. Oysa guzel mars. Savastan, top tufek ve vatan sevgisinden bahseden birsey. Bizim mars icin cok guclu diyorlar, dogrudur. Prozodi problemleri var (muzik ile sozlerin denk dusmesi) ama bizim Turk sanat muzigi’nde de cumleler melodik cumleleri asar, ikinci melodiye duser, kelime arasinda nefes almak gerekir. bence cok ustunde durulacak birsey degil. Ben cumlelerin gerektirdigi gibi nefes alip, muzigi biraz soze uyduruyorum, herkes cok hoslaniyor.

Soyle ki: Korkma! (nefes) Sonmez bu safaklarda yuzen al sancak! (nefes) Sonmeden yurdumun ustunde tuten en son ocak (kucuk bir nefes) o benim milletimin yildizidir (nefes) parlayacak (kucuk bir durak) o benimdir (nefes) o benim milletimindir ancak. Catma kurban olayim cehreni ey nazli hilal (nefes) kahraman irkima bir gul (kucuk nefes) ne bu siddet bu celal (kucuk nefes) sana olmaz dokulen kanlarimiz sonra helal (nefes) hakkidir hakka tapan milletimin istiklal.

Boyle soyleyince dumduz olmaktan da cikiyor siir, insan ne dediginin farkina variyor ve daha anlamli soyluyor- forte’si, altini cizdigi bolum, daha yumusak olan bolum, legato’larini yeniden dusunmek gibi.  Bu nefeslerle denerseniz marsin seklinin metamorfoza ugradigini farkedeceksiniz. (Kucuk bir durak’tan kastim legato’yu kesmektir. O da ne demek? Legato demek bagli demek, yani birbirine baglamadan, agizdan cikan nefese bir saliselik durak koymak. Marsi soyledigim nefesler biraz uzun ve zor tabii, nefesi guclu olmak lazim ama yine de dusunmeye deger, eglenceli bir beyin jimnastigi. En azindan genis genis alinan yanlis nefesleri hafifletmek amaciyla.)

 

Ben bunlari yazmayacaktim ki, nerden ciktilar? Hani elinize bir kalem alirsiniz, birakirsiniz kendi kendine birseyler ciziktirir- once anlamsiz ve bir sure sonra anlamli. Benim parmak uclarim oyle. bir bakiyorum blogumu kacirmislar benden, birseyler yazip duruyorlar haril haril. O sirada ne yaziyorsun diye sorsalar vallahi de billahi de haberim yok diyecegim neredeyse!

 

Hendrix Amerikan Milli Marsi

Stravinsky, orijinal koreografiyle Bahar Ayini’nden bir bolum

 

 

 

 

 

1 Comment

  1. Elif, demin nedense aklima dustu, senin soyledigin bir Istiklal Marsinin kayidi var mi diye kisaca bir arandim ama yok gibi. Sende var mi?

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


twenty − thirteen =