Vendetta

Verdi operalarında en çok geçen kelimelerden biri vendetta. İntikam demek ama “kan davası” anlamında da kullanılıyor.

Modern zamanlarda hukuğun ve adalet sistemlerinin güçlenmesine kadar, kan davası toplum düzeninin sağlayıcı bir düzenek sayılıyordu. “Yapma sakın, ben de sana yaparım,” tehdidinden daha etkili ne olabilir? Özellikle güveneceğiniz bir yargı sistemi yoksa. Bir toplulukta tek otorite ailenin kan bağıysa, doğal olarak egemenlik sağlayacak. Otorite (kanunlar, güvenliği sağlama, anlaşmazlıkları sonuçlandırma, vesaire)  merkezi sisteme dönüşünce kan davaları da ortadan kalkıyor.

Antik Yunan, İbrani, Ortaçağ Almanı için dünyanın en mühim sorumluluğu kan davasıydı. Bütün yükümlülüklerinden kaçarsın ama kan davası sorumluluğundan kaçamazsın. Devletin adalet sisteminin güçlü olmadığı bir ortamda sarılınacak tek olgu. Kutsal kitaplarda sisteme oturtulmaya çalışılmış, kana kan, göze göz, dişe diş.

İrlanda’da, İskoçya’da kan davası jenerasyonlar boyu sürermiş. Yüzyıllarca! Hatta İrlandalı iki Amerikan ailesinin senelerce birbirinden can aldığı, meşhur bir olay vardır. Hala pop kültüründe ondan bahsedilir. Artık barıştılar ama yılda bir biraraya gelmeleri magazine haber oluyor.

Bizans’ta at arabası yarışları, karşılıklı grupları birbirine düşürür, kan davasına sebep olurmuş! Aynen Türkiye’deki futbol taraftarlığı illeti gibi. Milattan sonra 500’lü yıllarda bir dövüşmeye başlamışlar, İstanbul’un yarısı yanmış, onbinlerce kişi ölmüş. İçinde doluşan enerjiyi iş, güç, sanat, yaratıcılık, hobi ve hatta aktivizm ve yasal politisizmle boşaltamayan bir güruhun, sporda har har sokaklara dökülüp boşalması olsa gerek. İstanbul sokakları spor angutlarına yabancı değil. Binlerce yıldır diyeyim.

O yarışlarda seyirciler arada İmparator Justinyan’ın politikalarını yerici sloganlar atarmış. Ama önemli bir yarıştan birkaç gün önce, karşı taraftan taraftarları öldürmekten iki takımdan da yaklaşık 500 kişiyi tutuklamışlar. Gerilen sinirler yarış günü kopmuş. Taraftarlar sokaklarda katliama girişmiş. Justinyan’ın sarayına kadar dayanmışlar. Justinyan karşıtı politikacılar karmaşadan yararlanıp, şunu bunu değiştir diye diretmişler. Justinyan kaçma hazırlıklarına girişmişken İmparatoriçe Theodora bir  “hadi ordan, korkak tavuklar” çekmiş. O sırada Aya Sofya filan yanıp tamamen kül olmuş. Birkaç başka olağanüstü kilise, saray, devlet binası dahil. Ayaklanma 5 gündür son gaz gidiyor.

İşte o zaman Theodora o ünlü lafı sarfetmiş: “Mor renkten güzel bir kefen olur bana.”  Mor renk imparatorluğun rengi olarak, yani kaçmam anlamında filan falan. Demirel beyaz gömlek lafını Theodora’dan mı esinlenip söylemişti acaba? Hani Türkiye’de politikacının kaç beyaz gömleği olması gerektiği konusu. Biri asılırken. Vs.

(Aşağıda: İmparatoriçe Theodora, ortada.)

blog333333333333333

Her neyse, iki takım taraftarları: Yeşiller ve Maviler, hipodromda, şehir dümdüz, sokaklardan kan nehirleri akıyor. İmparator, çok saygı duyulan ve sevilen bir hadım generalini yollamış arenaya: Narses. Narses imparatorluk için büyük zaferler kazanmış. Halk adamı. O zamanlar generaller, büyük politikacılar ve imparatorların sağ kolları hadımlardandı. Zeki oğlan çocuklarını hadım etmek, kariyer kararıydı diyelim. Narses de bu zamanlar yetmiş yaşlarında bir adammış yani. Arenaya hiç silahsız, yardımcısız girmiş. Maviler’e gitmiş. Maviler İmparator’un tuttuğu takımdan. Baş taraftara bir torba altın vermiş. Bir süre sessizce sohbet etmişler. Baş taraftar da bütün Maviler’e bir hareket çekmiş. Maviler hipodromu boşaltmışlar. Bundan istifade, İmparator’un askerleri hipodromu doldurup, bütün Yeşiller’i kılıçtan geçirmişler. 30bin kişi kadar. Taraftar gitti, kavga bitti durumu.

(Aşağıda: İmparator Justinyan.)

blogggggggg222222222

Bu olaya Nika Ayaklanması deniliyor. Neden yaygın bir bilgi değil, bilmem. Bence İstanbullu birisi için bilinmezse olmaz bir olaydır.

Sonra Justinyan Aya Sofya’yı yeniden inşaa ediyor. Ey Sevgili Okuyucu, bir daha oralara yolun düştüğünde toprağın altında yatan binlerce hemşehrini hatırla!

Ne diyorduk? Kan. Bindörtyüzlerde Kutsal Roma İmparatorluğu kan davasını yasaklıyor. Tabii daha onlarca yıl sürecek birşey. Hemen sökmek kolay değil. Ancak enteresan bir karar. Şöyle ki, Hristiyan dini üzerine kurulmuş bir devlet, Tevrat’ı da içine aldığından, ama kutsal kitaptaki göze göz, dişe dişten uzaklaşıp, otoriteyi kendi eline alıyor. Neredeyse suç ve cezada laik anlayışın doğuş işareti diyeceğim!

Kan davası hala Güney Fransa’da, Güney İtalya’da, tabii Kürtler’de, bazı Türkler’de (özellikle Karadeniz), Arnavutlarda (beşbinbeşyüz Arnavut ailenin kan davası varmış!), Paştunlar’da, Somalya’da, Çin’de, Hindistan’da, Bedeviler arasında, Yeni Gine’de, Dağıstan’da, Çeçenler’de, Azerbaycan’da, Gürcistan’da canlı.

Aslında çeteler de ailenin yerini almış, kan davası peşinde topluluklar. Hatta geleneksel olarak birbirine düşman ülkeler bile kan davası peşinde koşturan bir avuç köylü gibi. Aradaki ekonomik (toprak, su, petrol, tarla, bahçe, her neyse) çıkar itiş kakışları  zamanla daha bir “romantikleştirilip” yok kız alıp verme, yok din farklılıkları filan haline getiriliyor. Sonunda iki taraf aslında yüzyıllardır bir çitin kaç metre içeride olduğunun kavgasını yaptığını unutuyor da, birbirini daha “kutsal” şeyler için şişliyor.

(Aşağıda: Arnavutluk’ta, kan davasında bir tarafın erkeklerinin sığınması için inşaa edilmiş bir kule.)

blogggggggggcjpg1

15 Comments

  1. Mardin olayının üzerine çok güzel bir yazı, gerçi bence dün meydana gelen olay kan davsından ziyade ekonomik çıkar kapışması gibi görünüyor. Sizin de yazınızın sonunda değindiğiniz gibi aslında çoğu kan davasının sebebi ekonomik.

  2. Roma tarihini okuyorum ancak hiç böyle bir olaydan sahiden bahsedilmiyor. Nika ayaklanması…

  3. …..Size birşey sorabilir miyim? Nostaljik hafif müzik şarkılarından neden bir çalışma yapmıyorsunuz? (Türk Sanat Müziği eserleri de dahil romantik şarkılar..).. Bu tür çalışmaların batı”da çok fazla örneği var ve çok ilginç ve hoş bir müzik lezzeti bu bence.. Bunu düşünmez miydiniz?

  4. Kimseyi kimseye benzetmek istemem (Sarah Brightman örneği..). Birçok konuda cesursunuz, doğrusunu isterseniz bu konuya da bir el atın derim. Müzik tarihimizde gerçekten güzel eserler var. Bağımsız, belki şok edici, küçümsemeden (klâsik keman dersi almıştım gençken, hocam Türk Sanat Müzik”i ile uğraşanları küçümserdi), hobi mahiyetinde bu işlerle uğraşacak sanatçılara ihtiyacımız var. Umarım bu tür bir istek de bulunarak haddimi aşmıyorum.. Sevgi ve selamlar.

  5. ….Yolladığım şarkı videosunu ben hazırlamıştım. İstanbul sokaklarında İstanbul Kızlar”ının resmini çekemeyeceğim için eski aktristlerin resimlerini koymak zorunda kaldım :)).. Kız Kulesi”ni hak”kı teslim edilmemiş önemli bir kadın simgesi diye görüyorum.Video”da kullanılma sebebi budur. Sanırım bu tarihi bina başka bir ülkede olsaydı bir kadın derneğinin vazgeçilmez tanıtım arması ve uluslararası medya organlarında sıkça yer alabilmek için bu derneğin yıllık toplantı yeri olurdu !.. Bu anekdotu ekleyeyim dedim 🙂

  6. teşekkürler bu bilgiler için.yer yerde aynı şeyler söylenip duruyor, tvde bile sosyologları dinledim, sokaktaki adamdan farklı şeyler söylememişlerdi.

3 Trackbacks / Pingbacks

  1. Kill Bill Mardin Edition | ixirblog.com
  2. Kill Bill Mardin Edition « FuckPeace.Net
  3. Kill Bill Mardin Edition « Herkes Tsarlasın

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


5 × 2 =