U.B.B.Y.B. Ekmeği

Bakıyorum, havalar serinledi oralarda; mutfakla, fırınla uğraşmaya niyetliler yine çoğaldı da, blogu “ekmek” ve “yapmak” kelimeleriyle arayıp bulanlar yine fazlalaştı. Artık blogda yemekle ilgili yazı yazmıyorum. O konular Yazılar ve Turkish Journal sitelerinde tarafımdan bolca işleniyor. Ama bayağı bir süredir elimde olan bir tarifi buraya yazayım dedim yine de.

Tarifi New York Times yayınlamıştı. Gaykedi’nin bana yolladığı bir emailden anladığım kadarıyla bir Türk gurmandiz, bir gazetede köşesine yazmış bile. Ama bir defa da burada yazmaktan bir zarar gelmez. Üstelik tariften çıkan ekmeği şu anda zevkle dişlediğim göz önüne alınırsa, daha yeni denenip de başarılı olmuş bir tarif, iki kere değil, kırk kere Türkçe’ye çevrilmiş olsa da az bile!

Ekmeğin adını Yoğurmadan Yapılan Hızlı Ekmek gibi birşey koymuş New York Times yazarı. Kendisini çok severim; tarifleri çok basit ve hızlı yapılan cinstendir. Üstelik mıymıntı ve obez bir aşçı da değil kendisi. Ama benim verdiğim isim daha uygun:

U.B.B.Y.B. Ekmeği

Açılımı:

Ulan Bunu da Beceremezsem Yuh Bana Ekmeği.

Makina lazım değil Yoğurmak yok. Ekmek kendi kendisini yapıyor. Daha ne yahu??? Yerim dar, oynayamadım filan bilmem.

Toplam beş saat kadar sürüyor. Plan ve programınızı ona göre yapın. Burada şu tarifi yazmakla bu kadar uğraşıyorum, denemeyenin iki yüzü kara. Hepinizi de ebe sobe ne haltsalıyorum, ona göre. Tariften çıkan ekmeğin fotoğraflarını ya bana yollayın, bloga koyacağım. Ya da kendi blogunuzda yayınlayın.

U.B.B.Y.B. Ekmeği, Ulan Bunu da Beceremezsem Yuh Bana Ekmeği, ya da kısaca Ubiyubi Ekmeği için gerekli malzemeler:

3 büyükçe su bardağı dolusu un

1 1/2 doluca çay kaşığı tuz

1 1/2 su bardağı ılıkça su

1 1/2 doluca çay kaşığı toz maya

Bütün malzemeyi bir büyük tasa koymalı ve kenar köşede kuru un kalmayana kadar şöyle kabaca karıştırmalı. Aman elim, tırnağım bilmemne diyen arkadaşlar çatal bile kullanabilir. Dedik ya: yoğurmak yok. Hafifçe yaplanmış başka bir tasa almalı.

Bunun üstünü örtüp, evdeki sıcak bir köşeye koymalı ve 4 saat bekletmeli. Sonra kabaran hamura bir sağ, bir sol, bir de alttan kroşe. Küçük tırnağı elmaslı arkadaşlar çatalla saldırabilir. Aman abartmayın; yoğurmak filan yok! sadece kabartısını indiriyoruz. Yarım saat dinlenirken fırını yüksek hararete getirmeli. 450 Fahrenheit, 230filan Celsius’a eşit. Bu arada evde sıcak kaldıracak bir tencere (demir döküm olsa muhteşem olur), payreks, seramik, emaye ve hatta toprak! Böyle bir tencereyi fırına önceden sokmalı ki iyice ısınsın.

4 saat bekleme, ufak bir kötek ve yarım saat dinlenme sonucu hamur şöyle bir hal alabilir:

Yarım saat sonunda fırını dikkatle açmalı, kızgın tencerenin içini yağlanmış bir peçeteyle çok çabukça silivermeli. İstenirse bu noktada bir avuç kadar mısır unu tencerenin dibine dökülebilinir. Ekmeğin altı daha da bir çıtır olur. Ama mısır unu olmasa da çıtır oluyor. Yine çabucak, hamur tencereye atılır, kapağı örtülür ve yarım saat pişirilir.

Yarım saat sonra kapak alınır, ekmek kızarana kadar bir 20 dakika (benimki daha çabuk oldu) pişirilir. fırından alınır. Altına tık tık vurulur. Dolu değil, tahtaya vurmuş gibi boş bir ses geldiyse bu iş bitmiştir. İyice soğuyuncaya kadar beklenmeye çalışılır.

Yaşasın Ubiyubi!!!!! Vatana, millete hayırlı olsun.

13 Comments

  1. ‘kızgın tencereyi yağlanmış bir peçeteyle çok çabukça çevirivermeli.’ kismini anlayamadim sadece. Azicik detay mümkün mü?
    🙂

  2. Demet, cumlenin o kismini “kızgın tencerenin içini yağlanmış bir peçeteyle çok çabukça silivermeli” diye degistirdim. Anlasilacak hale getirebilmis miyim??

  3. yaşasın ekmek yapma makinası olmayan garibanların!yapabileceği bir ekmek tarifi:)çok teşekkür ederim pazar sabahı için geceden kalkıp hemen denemeliyim..

  4. Ellerine sağlık, ekmeğin pişmiş hali çok güzel görünüyor. Mutfakla pek ilgim omasa da denemek isterim bu tarifi. Benim de anlamadığım şey 1 1/2’ler birbuçuk anlamında mı? 1,5 çay kaşiğı vs…

    Not: Dün akşam oturup blogundaki son yazıları okudum. Miyav’a çok üzüldüm. Başınız sağolsun.

  5. elif, bir un fabrikasında 9 çeşit tahıl ve tohum karışımı nefis bir un karışımı keşfettim. türkiyede olsan sana küçük bir çuval gönderirdim 🙂

    ben bununla ekmeğimi senin eski tarifle yapıyorum, burada lüks şarküterilerde satılan orjinal alman ekmekleri gibi oldukça koyu renkli ve harika bir ekmek oluyor, şimdi bu tarifi su yerine esmer (siyah) bira ile deneyeceğim sanırım sonuç daha da mükemmel olacak o zaman :))

  6. Elifcim,
    Bir tarihte şöyle (http://ekmekcikiz.blogspot.com/2008/04/tava-ekmei.html) bir ekmek yapmıştım. Benimki, bizim eski fırınlarda veya yerel pazarlarda bulunan tava ekmeği gibiydi.
    Senin verdiğin tarifin biraz daha alengirlisini de denemiştim; yok un serpilmiş bezin üzerinde hamurun gazını al, yok tencerenin dibine şu kadar un serp, vs….
    Seninki sahiden kolay yapılacak bir tarif. Yarın yapıp fotosunu bloga ekleyeyim. 🙂
    Not: Tarifte şeker neden yok, fikrin var mı?

  7. Mine, birbucuk anlaminda, haklisin. Miyav icin de tesekkur ederim.

    Gaykedi, siyah biranin kendisinde maya oldugundan, maya olcusunu degistirmen gerekebilir ama sen degistirmeden dene. Sonucu merak ediyorum.

    Senin hediye ettigin kiotaptan da birkac tarif yaptim ve nefis oldular. Yeniden, yeniden tesekkurler!

    Teyzencigim, valla firinsiz tarif bilmiyorum, hay Allah! Ancak su duz ekmeklerden biliyorum ama boyle sekliyle olmaz tabii.

    Arz, istersen bir kere hicbirseysiz dene, sonra eklemeler yaparsin. Borcamda olur tabii.

    Afiyetler! :o)

  8. Buradaki kritik nokta mayanin uzun sure beklemesi. Bu durumda eksiyor ve uzun gluten zincirleri olusuyor. Bu da ekmegin ufalanmasini onluyor. Pisirirken 3-4 kere 3-4 dakika arayla ekmegin disina su puskurtulurse altin sarisi karamel kabuk olusur o da cok guzel olur. Heleki firin tasinda pisirirseniz ala olur.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


thirteen − 2 =