Tut

Tutankamon’un mumyası üzerinde yapılan araştırmalara göre, çocukcağız hep hastalıklarla boğuşup durmuş. Ayak baş parmağında eğrilik, omurgasında eğrilik… Daha bir dolu akraba evliliği sonucu genetik bozukluklar. Bir de üstüne malarya. Bir de bacakta mikrop kapmış bir yara. Resimlerinde Tut’u avda bile otururken tasvir ederler. Herhalde ayakta duramıyordu. Bir de mezarda yüzlerce baston bulunmuş. Önceleri arkeologlar bunun bir güç sembolü olduğunu sanmışlar ama meğer oğlanın derdi sırtından, ayaklarından. 

Tut’un orijinal ismi Tutaknaten. Hikaye çok ilginç: Babası Firavun Akhenaten- yani Aten’in hali hazırda dünyadaki ruhu- dünyanın en eski tek tanrılı dinlerinden olan Atenizm’e inanıyormuş. Öyle ki Mısır’ın başkentini taşımış, Atenizm’i resmi din yapmış, eski geleneksel dini yasaklamış. Evlerde bile put bulundurulmasına yasak konulmş. Bir de üstüne, Akhenaten rahiplerin güçlerini ellerinden almış- iyi fikir değil. Hiçbir dinde!

O sıralar bir de yanardağ patlaması olmuş ki, Ortadoğu’da kıtlık yaşanmasına sebep olmuş. Firavunun Aten adlı tanrıya dönüp, sadece onun adına tapınaklar yaptırması ve geleneksel dini yasaklamasının altında, bir de bu kıtlıktan kurtulma çabası yatıyor deniliyor. Hem politik, hem de dini bir reform.

Ancak kıtlıktan sonra Mısır’ı bir de veba vurmuş. Akhnaten’in karısı şu ünlü Nefertiti’yi de götüren vebaydı. ahknaten kafayı yeni dinine takıp başka şeyle uğraşmaz olmuş. Kendisi de ölünce, derhal geleneksel çoktanrılı dinlerine dönmüş Mısırlılar.

Adam başarılı olsaydı, belki adı kutsal kitaplarda peygamber diye geçecekti. ama başaramamış. Zaten tarihi hep muzafferler yazar. Kutsal kitaplarda da tek tanrılı dinlerin kaç kere tutturulamadığı anlatılacak değil. Onun yerine biz bu dini yolladık, ahlaksız şunlar bunlar dinden döndü deyip geçiyorlar.  Halbuki yeni dine geçmek de öbüründen dönmüş olmak değil mi? Her neyse.

Şeye benzedi: Geçenlerde bir Türk gazetesinde gördüm: Naziler’in öldürdüğü Misak Manukyan Adıyamanlı diye geriniyorlar. Ayol adamın babasını Ermeni soykırımında kırmışlar, anası da açlıktan, hastalıktan o zamanlar ölmüş. Manukyan da her nasılsa kendini Fransa’ya zor atmış. Orada da Fransa’nın özgürlüğü için can vermiş.

Bazen hikayenni başlangıcını veya sonunu veya tamamını kıvırtmak çok tatlı geliyor insana. Her dinden dönüş hareketinde merak ederim: Sebep? Politik mi? Kılınç zoruyla mı? Afetten korkudan mı? Yoksa kimse kendi doğup büyüdüğü dinini, aaa bak bu doğru, benimki yanlış. Hadi değiştireyim deyip de değiştirmez. Değil toplu değiştirmeler, kişisel değiştirmeler bile analize açık. Ya boşluğa düşüşten, ya yeni bir topluluğa ait olma ihtiyacından. Vesaire.

Neyse efendim, Tutankamon bu tektanrı Aten çılgınlığı geçince- kısacası babası ölünce firavun olmuş. Adını da geleneklere uyacak bir şekilde, Tutankamon, yani Amon’un yaşayan imajı olarak değiştirmiş. Ya da -ler, çünkü firavun olduğunda sekiz yaşında mıymış, neymiş. Yönetimi çoğunlukla veziri Ay yapmış.

Tutankamon, kızkardeşi Ankhesenamun ile evlenmiş, mezarında iki kız fetusu bulunmuş, başka çocukları da olmamış. Zaten Tutankamun 10 yıl tahtta kalmış, sonta malarya filan…

Karısı- kızkardeşi, daha önce annesi ölünce babasıyla evli kalmış bir süre, sonra erkek kardeşine varmış, o da ölünce ayrıca dedesi olan hani şu Ay isimli vezirle evlenmiş. Sonrasını bilmiyoruz.

Bütün bu akraba evlilikleri bana tuhaf gelmiyor. Şöyle ki, eğer bir firavunu ve ailesini tanrının dünyadaki vücudu olarak görüyorsan, o kutsal vücut oturup da alelade biriyle evlenecek değil. Tabii ki aynı ailede kalacak. Zaten bu akraba evlilikleri de her zamanki gibi gücün elde tutulması ile ilgili hesaplardan başka birşey değil. Ama işte birkaç yüzyıl sonra böyle eğri büğrülükler çıkıyor ortaya, o başka. Tanrının dünyadaki vücudunun sakatlıklarını da kutsamış olabilirler. Bu sakatlıklarla doğan çocukları firavun olarak benimsediklerine göre, pek rahatsız etmemiş olmalı.

Hatta akan kanın durmaması hali olan hemofiliye asil hastalığı denir. Çünkü Avrupa asilzadelerinin akraba evliliklerinden dolayı paşlerini uzun süre bırakmamış bir hastalıktı.

Marie Antoinette’in ekmek yoksa pasta yesinler diye bir laf etmediğini biliyor musunuz? Külliyen uydurma! İngilizce’de o cümle şöyledir: Öyleyse kek yesinler! ama Fransızca’da öyleyse brioche yesinler demişmiş. Brioche hafif tatlımsı, hafif tereyağlı,yumurtalı, çok güzel bir Fransız ekmeğidir. Ama neyse canım! Olay şundan ibaret: Rousseau, hatıratlarında bu cümlenin bir yüce kraliçe tarafından sarfedildiğini yazmış. Ama büyük ihtimal Kraliçe Marie Therese tarafından ve yüzyıl daha önce. Üstelik böyleyken bile Roussea’nun yanlış anladığı bir laf. Marie Therese zamanında ekmek kıtlığı çekiliyorsa, çok daha lüks olan briochların, keklerin vesaire halka ekmek fiyatına satılması üzerine bir kanun varmış. Kadın bundan bahsediyormuş- o da belki. Rousseau yanlış anlayarak, yanlış yazmış. Sonra konu Fransız ihtilali taraftarı tarihçilerin ağzına düşmüş, evirip çevirip Antoinette’nin başına oturtmuşlar. Oysa Antoinette, Rousseau hatıratını yazarken zaten bir çocukmuşi ve henüz Fransa’ya gelin bile gitmemiş. Tam komedi.

İlla birşeyci tarihçilerin hangi lafları nasıl yamulttuğuna dair burada ders verecek değilim. O dersleri biz çok almışızdır. Doğrusunu öğrenmek bir ömür sürebilir.

20 Comments

  1. Ben yillar once Tutankamon’un mezarinin bulunus ve acilisini anlatan bir kitap okumustum, o son dakikalar orada duvarin disinda mezarin acilisini bekleyenlerden biriydim sanki, oyle bir deli heyecan sorma! Dis duvar acildi, icinde altin bir baska duvar ciktiydi, onu da acana kadar onlar ben dokuz dogurdum ne cikacak diye! Mezarin icindeki zenginligin, ihtisamin tarifi yok…At arabasi bile altin, civileri bile altin, neler neler! Ne zaman gomuldugunu mezara konulan ciceklerin mevsiminden cozmuslerdi sonra DNA falan hakgetire o zaman… simdilerde iste boyle bir suru detay bilgi cikiyor ne guzel ama benim ilgim o zamanin matematik bilgisinin, tip bilgisinin nerden geldigine oldu hep! Keops piramidi niye tam oraya yapilmis! Mumyalama teknigi nasil ogrenilmis! falan… Ben uzayda baska canlilar olduguna inaniyorum ya hep bir sekilde iliskilendirecek konulara algim aciliyor ondan herhalde:)))

    Bu arada Nefertiti de aslinda hic guzel bir kadin degilmis! aklima geldi simdi oyle…

  2. Verdiğiniz adrese baktım.Uzun bir tartışma olmuş.Ben sizin düşüncenizi taşımıyorum.Başkalarının,başka devletlerin kabulleri üzerinden konuşmamalı.O tarihsel dönemi, o günleri,o çağı gözümüzün önüne getirmeliyiz.Büyük bir haksızlık var.O tarihlerde Rusların kafkaf balkanlar kendi ülkelerinde,ingilizlerin bütün sömürgelerinde,fransızların,italyanların,amerikanın meksikada yaptıkları unutuluyor.Osmanlı devleti barış içinde yaşarken aklına yokedeyim dememiş.Hani hırsızın hiçmi suçu yok?Ermeni kalkışıyor,yasayla bastır deniliyor.Osmanlı yok olmak üzere.Şunu sormalı rus,ingiliz,alman,yunan,bulgar,romen,italyan,arap,osmanlının topraklarında ne işiniz vardı.

  3. Unuttuğum diğer ülkeler bana bunun cevabını önce vermeliler.Yok olmamaya çalışan insanların,mecbur bırakıldıkları işin sorumluluğunu o insanları yaftalamadan önce !!! Buna sizde dahilsiniz!

  4. Küçük bir örnek birinci dünya savaşında osmanlı askerleri esir edilip mısıra götürülürler.10 bin esir osmanlı askeri dezenfekte amacıyla bir ermeni doktorun ısrarıyla koyun gibi içine aist yüklenmiş su dolu kanallara dipçik zoruyla indirilir.Kafasını suya sokmayanlar başları zorla suya sokulur.10 bin askerin tamamı kör edilir.Bu insanlık suçunun bu yıl bir gazetede kısa yazısı çıktı.O dönemi doğru göz önüne getirmediğinizi düşünüyorum.

  5. DİKKATLERDEN KAÇIRDIĞINIZ BİR BELGE:Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu’nun Kafkas Orduları Komutanı Tuğgeneral Leonid Bolhovitinov, 11 ARALIK 1915 yılında merkeze gönderdiği raporda, ”sözde Ermeni sorununun İngilizlerin kışkırtmasıyla” ortaya çıkartıldığını ve Ermeni gönüllü birliklerinin Rusya İmparatorluğu sınırları içindeki Müslüman halka karşı ”vahşi kırımlara” giriştiğini bildirdi.

    http://www.nethaber.com/Dunya/66700/Rus-Komutandan-Ermeni-Raporu-MUSLUMAN-HALKA-KIRIM

    http://www.nethaber.com/Dunya/66700/Rus-Komutandan-Ermeni-Raporu-MUSLUMAN-HALKA-KIRIM

  6. tutunki Filistinin Arap halkı yahudileri savaşta yendi ve Filistinden ayrılmalarına yol açtılar.Tarihin o zamandan sonrasında yahudilere soykırımla suçlanacaklar biliyorum.Hırsız yavuz olunca 🙂

  7. Colpan, bunlarin tartismalari gecti. Sizin parmak bastiginiz noktalar, genellikle ilk tepkiler asagi yukari ayni. Ayni gorusten yorumlari ve o zaman ne yazmisim, hepsini burada bulabilirsiniz. Sevgiler.

  8. Sanatçı kimliğinize saygı duyarak içime sindiremediğim bir konuyu yazmalıyım.Tarihi yorumlayabilirsiniz.Bilgiyi doğru vererek.İçime sindiremediğim bilgi kirliliği yaratmanız.İçime sindiremiyorum.Yazmayı düşünmüyordum.Atatürk’ün ağzından ifadeler kullanmışsınız.Yorum yazdığınız bölümde aynen şu yazılı:(bir paragrafından alıntı)
    “November 19th 2008 at 11:01 pm
    Zeynoş


    Guenter Lewy’nin The Armenian Massacres in Ottoman Turkey. (Soykırım söylemine karşı bir kitap.)

    Nurşen Mazıcı’nın adını şu anda tam hatırlayamadığım bir kitabı. (Aman yanlış anlaşılmasın, kadının kitabı soykırım söylemine karşı. Kitabı okumadan ne olduğunu yanlış tahmin edecek kişiler için yazıyorum. Kadıncağızın başı derde girmesin. ))

    Tabii Atatürk’ün konu hakkında Los Angeles Examiner adlı bir gazeteye söyledikleri… Tabii o zaman soykırım denmiyordu. Terim, Yahudiler’in başına gelenlerden sonra bu tür katliamlara isim olarak verildi ancak şöyle demiş: “Genç Türkler’den arta kalanlar, İmparatorluk zamanında milyonlarca Hristiyan vatandaşımızı sürgün ettikleri ve katlettikleri için sorumlu tutulmalıdırlar.”


    Paragrafınızdaki bilgiyi teyit için internetin altını üstüne getirdim.Karşıma birçok yerde sizin yazdığınız o yazının ilk başlarda çıkması üzüntü verdi.Yılmadım.

    http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/makaleler/makale49.html

    Yukarıdaki yazıya ek Atatürk’ün 26 Şubat 1921’de Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit’in sorusu üzerine Ermeni soykırımı iddiasına verdiği cevabıda buldum.

    http://www.starhackz.com/odev-paylasim-and-istek/42965-ataturk-ermeni-soykirimi-iddialarini-ataturk-nasil-yanitlamisti.html

    Ve rica ediyorum okuyun.Verdiğiniz bilgiler için kullandığınız kesin ve kendinizden emin ifadelerinizden ve bilgi kirliliğinize dayanak Atatürk’ü kullanmanızdan duyduğum derin üzüntümü size yalnızca aktarabilirim.

    http://www.google.com/search?q=Tabii+Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn+konu+hakk%C4%B1nda+Los+Angeles+Examiner+adl%C4%B1+bir+gazeteye+s%C3%B6yledikleri&rls=com.microsoft:tr:IE-ContextMenu&ie=UTF-8&oe=UTF-8&sourceid=ie7&rlz=1I7GGLL_en

    http://www.google.com/search?q=Atat%C3%BCrk+amerikal%C4%B1+gazeteciye+ermeni+soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1+&rls=com.microsoft:tr:IE-SearchBox&ie=UTF-8&oe=UTF-8&sourceid=ie7&rlz=1I7GGLL_en

  9. Sevgili Colpan- ben Ataturk hayrani bir kisiyim. Hayran olmamin sebeplerinden biri, bir fikre koru korune inanmasi degil, bir ulke kurabilmek icin her zeki devlet adami gibi pragmatik davranmis olmasi ve gerektiginde soylenmesi uygun olan seyleri soyleyip, kendini one atmayip, ulkesini dusunmesi. Bazi soylemlerinin zamanla degistigi, duruma gore ayarlandigi ortada. Bu da onu donek degil, parlak bir devlet kurucusu yapar. LA Examiner’e verdigi roportajda aynen yazdigim cumle geciyor. Genc Turkler’in yaptigi soykirimdan bahsediyor. Bu bahsettigim roportaj 1926. Ataturk bu roportajlardan sonra, kendisine diktatorluk sorularindan sonra diyeyim, en yakin dostlariyla bu konuyu konusmus, endiselerini dile getirmis, diktatorluge soyunmus gibi olmasindan rahatsiz olmus, buna nasil bir onlem alinmasi gerektigini dusunmustur. Ataturk boyle bir adamdi. Astigim astik, dedigim dedik degil, kendini devamli tahlil eden, ulkesi icin ugrasan bir adam. Bana Ataturk bir zaman soyle demis deyip birsey yollamayin, cunku baska zaman baska sey soylemis olabilir.

    Daha baska yerde size yazdgim gibi, bu konu hakkinda yazacak baska seyim yok. Sevgiler.

  10. Bakın gazete röportajı sağlam bir kaynak değil.Atatürk’ün meclis ve diğer resmi söylemlerindeki tutumu açıktır.Çelişkide benim kaynağım Atatürk’ün kendi ağzından çıkan ve resmi kaynaklardaki mecliste kendi yaptığı konuşmalardır.Çelişki gözükeni Atatürk lehine çevirme çabanızıda anlıyorum.Bu sizin yorumunuz,saygım var.İnternet okuma,araştırma alışkanlığı olmayan çocuklarımız için temel kaynak oldu.Kirli bilgi(dezenformasyon)gerçek bilgiyi varmada engel.İnternette nereye tıkladıysam sizin Atatürk söyledi dediğiniz söz sizin ağzınızdan karşıma çıktı.Kolaycılık doğruyu aramayı değil,sunulanı doğru sanmayı hayatımıza getirdi.Bir örnek Tarkan için özel hayatıyla ilgili kendi ağzından yapılmış röportajlarıda var.Sevdiğim bir sanatçıdır.Röportajda var denileni kendisi reddediyor.Sizin mantığınızla ben onu gazete röportajıyla yaftalamalıyım.Çelişki gözükenide Tarkanın artısı kabullanmeliyim:)
    Polemik istemiyorum Atatürk’ten el çekilmeli.Ermeni tezlerine destek verebilirsiniz saygı duyarım(yanlı düşündüğümü de söyleyebilirsiniz,kaynakların yanlılığı ile).Ama rica ediyorum.Atatürk üzerinden haklılık çıkarmayın.Cevap hakkı olmayan insan üzerinden.50 yıl sonrada sizin yazdıklarınız internetten okunacak.Bu benimde size son yazışım !

  11. Ayol adamın babasını Ermeni soykırımında kırmışlar,

    bu nasıl düşüncedir..? hangi soykırımdan bahsediorsunuz? yurtdışında yasıyor , Türkiye nin başına arada bir tabak fırlatasınız gelior olabilir ama sizin bu lafınız değil tabak fırlatmak topa tutmak gibi birsey.. herkes neye inanıp inanmıcagnda özgurdur fakat dış güçlerin bize uyguladgı yıpratma ve lekeleme oyunlarına gelmiş görünüyorsunuz. Beden olark uzak olsanızda ruhunuzu birasdaha buralara yaklştırın ve o şeklde algılamaya calısın rica ederim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


14 + 11 =