Terbiyesiz Şarkı

Howlin’ Wolf’un şarkısını dinliyorsunuz. Back Door Man. Arka Kapıdan Giren Adam. “Erkekler bilmez ama küçük kızlar anlarlar.”

Artık bu sözlerin neden bahsettiğini kendi kendinize tahmin ediniz. 1920’lerde back door man evli kadınla ilişkisi olup, arka kapıdan kaçanadam demek. Blues şarkılarda çok geçen bir terim. 1960’larda anal seks anlamına gelmiş. Bu şarkı 1960’da kaydedilip, 1961’de piyasaya sürülmüş. Bilmem artık.

Bazı blues şarkı sözleri var ki, kısa hikayeden daha yoğun, şiirden daha etkili. Çok sevdiğim bir blues şarkıcısı var: Robert Johnson. Dinlerken tüylerim diken diken olur. Ruhunu ensemde hissederim. Aşk meşk hoş ama blues şarkıların çoğu hayatla ilgili. Tren rayı işçileri, hükümlüler, polis öldürenler, alkol, baskı, ırkçılık, fakirlik.

Blues kelimesi, the blue devils teriminden geliyor. Depresyon, melankoli anlamında. Ama şarkılarda gidip kendimi intihar edecem gibisinden birşey yok. Daha çok kendini zorluğa salmak hali var. Hani yak bir sigara hemşerim hali.

Bir haftadır göğse inmek için benimle didişen bir soğuk algınlığıyla boğuşuyorum. Cumartesi konser; konserin büyük bölümü sırtımda. Mümkün değil hasta olmam. Diyoruz ama hastalık bir yandan çekiştiriyor, ben bir yandan. Ses tellerim arada kalmış, ikimize birden hastiri çekecek konserin ortasında, göreceğiz günümüzü.

Soğukta şifa kapmak nasıl oluyor, biliyor musunuz? Şimdi efenim: soğuktan burnunuzun içindeki hücreler sıkışıp daralıp azıcık irite oluyorlarmış. Yani burnunuzun iç duvarlarına yapışıp teslim olma durumu. Sonra bir virüs geliyor, allahallahallah sesleriyle doğrudan boğaza. Benimki öyle de olmuş olabilir ama büyük ihtimalle hafif öksürüklü oğlumla sevişip durduğumdan. Neyse canım, Cumartesi akşamı bir konser bitsin, atacağım kendimi yatağa, doya doya hastalanacağım…. derken, amanin! Şimdi hatırladım! Mart konser dolu. Konser demek provada sağlıklı olmak demek. Eserler yeni, yoksa mıymıy hallederdim provaları ama.. Hay anamızı sayın seyirciler ya! Hastalık tatiline ihtiyacım var. Hepsini biriktiriyorum, vaktim olunca hepsini olup, geberip gideceğim. Fikrim budur.

Benim kitap var ya hani, öykü kitabım, onun kapağıyla tanıştım geçen gün. Pek hoş. Belli ki çizer kitabı okumuş- ne bileyim ben? Herkeste meslek ahlakı yok. Adıma ve kitabın adına bakıp, buna şu yakışır diye çiziktirebilirdi birşeyler. Öyle olaylar geliyor ki kulağıma! Ayrıca ortadan buradan kes yapıştır değil, tamamen orijinal olması hoşuma gitti.

Kitap Mart’ta kitapçılarda. O zaman detay veririm ama şimdi kapağın şöyle bir bakılmasından zarar gelmez:

Ben ortaokuldayken mi ne, teyzemle bir yerlerdeydik. Böyle, deniz kıyısında, akşam. Eniştem var- enişte lafını sevmem, o yüzden amca derim kendisine- bir de iş ortakları. Çay bahçesi miydi, yoksa uyduruktan bir restoran mıydı? Hiç hatırlamıyorum. Şıkkıdı şıkkıdı müzik çalıyor. Haydi ortaya dedi amcamın ortağı. Ben kalkmadım. Sonra bana dedi ki, senin sosyetene mi uymadı burası? Hayatımın sonuna kadar unutmayacağım. En korktuğum şey burnu büyüklüğe, kendini beğenmişliğe, kibire düşmektir. Eteğini kontrol edip duran kızlar gibi, devamlı kendimi kontrol altında tutarım. Galiba bana orası ayak takımı gelmişti. O yaşta kızların bir burun kıvırma hali vardır, bilir misiniz? Utangaçlık ilkokulda metamorfoza uğrar da, ortaokulda burun kıvırma çıbanı şeklinde baş verir.

Hayatım boyunca içimde hissettiğim kızarmayı unutmayacağım. Çünkü parmağını tam üstüne basmıştı. Tanıdığım değildi, hayatımda belki iki kere gördüm, görmedim. ama parmağı çıbanın üstüne denk geldi işte.

Bu olay ruhuma dövme oldu. Önce kendime ihtar ederek, yere çömüp her cins insanla soğan kırmaya dikkat ettim. Sonra alışkanlık oldu- doğama işlendi.

Adam sonra, genç yaşta öldü diye duydum. Bizimkilere kazık atmıştı galiba, tam bilemiyorum. Birden onu hatırladım. Ya sebepsiz, ya da kitabımın kapak resmini koymak hatırlattı bana. İkinci şık olmalı.

7 Comments

  1. blues’u ben de çok severim…bu da ne terbiyesizmiş yahu :o)

    Demek sen de hastasin, geçmiş olsun konserlere kadar aman diyeyim. Sizin de işiniz ne zor be, o sesi her daim korumak zorundasınız. Benim şu an sıfır, hiç ses yok, aman olmasın sakın öyle birşey sana. Bir fırsatını bulsam dinlemeye geleceğim, artık Dante öğlenleri uyumuyor, yakınlarda öğlen saatlerinde falan konserleriniz oluyor ya bazen, artık gelmek farz oldu.

    Kitabını da imzalarsın artık bana konserden sonra ;o) tebrik ederim şimdiden, sabırsızlıkla bekliyorum.

  2. AlpveEge’ninAnnesi: :o(((( Kitaplar buradan postalanmayacak. Direk benim websitemden alirsaniz tabii coook cok sevinirim- cunku biliyorsun yazar milleti yayincidan aldigi para icinde yuzer, yuzer, oh, ne de bolmus!!! Zengin bile olabilir!!!! :oP Ama yine de kitaplar burada degil, imzalayamam. :o( Ama birgun Turkiye’de bulusuruz, o zaman imzalarim!!!!!! :o)

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


18 − eighteen =