Tatlı Meşguliyetler

Bugünlerde şu (TIKLA) ve bu (TIKLA) gibi işlerle uğraştığımdan dolayı, bir de Büyükler İçin 17 Masal’ı İngilizce’ye tercüme etmeye yeltenmeklerim ve oğlanın ilkokul 4. sınıfa geçişini elden geldiğince pürüzsüzleştirme çabalarım üst üste binince, bloga şunu yazayım diyorum, bir de bunu, ama öbürünün de hatırı kalmasın sakın. Ve ve ve günler geçiyor böylece. Sonra Türkiye’ye gitmece olacak, hem de dökümanter çekmek için! Chroma Grubu benim yazmama karar verilmiş çocuk kitabının çalışmalarını görmek istiyor, oysa bilseler daha birkaç sayfasını yazabildim ancak. Arada büyüklere bir hikaye yazmaya başlamışım ama sadece pırtlamış tohum, bir şekilde filizlendirmeli ama günler kısa, enerji az, yapılacak bol. Halbüsem (bir öğretmenim öyle derdi: halbüsem) belki de yapılacak işlerşn sırasını değiştirmeli. Ama öncelik oğlanındı. Hoş o her zaman önce ama şimdi ha bu konser geliyor, aman şu konsere hazırlanmalı derdi bitti. Yine de günler onunla dolu, kolay değil 7 yaşında çocuk, günde en az birbuçuk saat piyano, birbuçuk saat keman, sonra bir de bütün yemekleri birlikte pişirme serüvenimiz var, ne de güzel seçiyor menüyü, alıyoruz, nasıl pişirilir, kesilir, yıkanır, hangi sıcaklık, hangi yağ, büyük sevinçle öğreniyor. Üstüne tatlı niyetine “Anne, ben hikaye yazdım, oku. Resim çizdim, bak. Ben film çekicem. Ben satranç oynicam. Dikiş dikicem. Robot yapıcam. Yeni parça öğret. Öğret. Öğret. Öğret.”  Böyle böyle geçiyor günler. Tatlı bir koşuşturmaca, gülüşmece, sevişmece.

 

3 Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


fourteen − one =