Tahmin ediyoruz da, tam bilemiyoruz ki

Bugün Santa Monica’da, çevreciliğin ana tema seçildiği sevimli bir festivale gittik. Çocuklar için bir sürü kumaş parçaları, ipler vesaire getirmişler. Ben Anatol’u, oradan bulduklarımla cimcime bir korsana çevirdim. Dolandık, parkta oynadık, müzik dinledik, dans ettik, arabamıza dönmek üzere yola koyulduk.

Yanımızdan üç yaşlı kadın geçiyordu. Ortadakinin hiçbirşeye takılmadan, birden bire kendiliğinden yüzüstü kapaklandığını gördüm gözümün ucuyla. Başımı çevirdim, kadının arkadaşları şaşkınlıkla bakınıyorlar, kadın hiç kıpırdamıyor. Yüzüstü, öylece yatıyor. Anatol’u babasına emanet edip yanlarına koştum. Kadını sırtüstü çevirdim yavaşça. Kağıt bebek gibi, hiç ağırlığı yoktu. Başını koluma dayadım. Kaldırım kanla kaplanmış. Yüzüne bakmadım. Eğer çok kötüyse, içim fena olmasın diye. İçim fena olmazsa daha fazla yardım edebilirim diye. Düzensiz ve yüksek sesle nefes alıyordu ama bilinci yerindeydi. Sadece korkudan, panikten sakinleşemiyordu. Kulağına eğildim, hiçbirşeyiniz yok, çok acımıştır eminim. Ama yemin ederim ki, sadece biraz morarmış alnınız, bir de burnunuzun üstü kesilmiş azıcık, orası kanıyor, diye yalan söyledim. Daha yeni iyileşmiştim, işe dönecektim, yüzüm parçalandı, burnum kırıldı, kafam kırıldı, çok acıyor, dizlerim parçalandı, çok acıyor! ŞŞŞŞŞŞşşşşşiiiiiiişşşş…. Böyle paniğe kapılırsanız belki baygınlık geçirirsiniz. Tabii çok acıyor ama yemin ederim, öyle kötü görünmüyor… ŞŞşşşşşiiişşşşş…..

Sonunda cesaretimi topladım, yüzüne baktım. Alnı ne çabuk şişmiş! Morarmış, kapkara olmuş. Burnunun üstü biraz yarılmış, burnu şişmiş, belki kırılmış, bilmiyorum. Ellerini ellerime alıp sıktım yavaşça. Ellerinin üstünün cildi incecik, parşömen kağıdından yapılmış gibi transparan. Patlayan damarların tutamadığı kanın, derinin altında, masaya dökülmüş mürekkep gibi yayılışını gördüm. ŞŞŞşşşşiiişşşşşş…. Hepsi geçecek, şimdi ambulans gelecek… Şşşşşşiiişşşşş…..

Anatol, yanıbaşımda, yerde oturmuş, bana olanları anlatıyor: Teyze düşmüş, uf olmuş, doktor gelicek. Ben popcorn yiyorum Annecim. Brian birkaç kişiye derhal 911’i aramalarını emrediyor. Sonra telefonda, ambulanstakilere bilgi vermeye çalışıyor: bilinci açık, yerde yatıyor, hayır, kıpırdatmıyoruz.

Kolumu başınızın altından çekeyim mi? AAaaayyy! Çekmeyin, çok acıyor. Kafam kırıldı benim. Yok, kırılmadı. Kırılsa böyle görünmezdi, hepsi geçecek. Şşşşşiiiiiişşşşş….

Ellerim yapış yapış. Ellerinden akan kanlar ellerime karışmış. Üstümü çekiyorum vücudundan. Üstüm de kan olmuş. Sonra yine yakınlaşıyorum. Doktor soruyor, hanımefendi? Hanımefendi? Kaç yaşındasınız? Doktor, telefonda soruyor.

Yaklaşık yarım yüzyıl büyük benden. 85. Gitme, diyor, gitme. Arkadaşları diz çökmüş. Bir tanesi, zenci olan dua ediyor. Ellerini üstümüze doğrulmuş, enerji filan yollamaya çalışıyor herhalde. Diğeri, kadının oğlunu aramaya çalışıyor. Kadın sakinleşiyor. Yüz hatlarına bakıyorum: Yahudi. Şakalaşıyoruz. Filmlerdeki yaralılar gibisiniz, diyorum. Saç kuaförden çıkmış gibi, makyaj yerinde.  Makyözümün işi zor olacak, nasıl kapayacak bu morlukları, diye cevap veriyor. Ambulans geliyor. Yüzümü ellerinin arasına alıyor, özür dilerim, bir sürü zamanını aldım, diyor. Yok canım, diyorum. Zaten boş boş dolaşıyordum. Çok teşekkür ederim Çocuğum, diyor. Başını yavaşça ambulans görevlisinin koluna bırakıyorum.

Ellerimi restoranda yıkadım. Üstümdeki hırkaydi zaten. Onu çıkardım. Biraz üşüdüm ama bütün gün kasap gibi dolaşacak halim de yoktu. Güzel bir yemek yedik. Brian, Büyük Halamız’ı aradı. Bugün çok yorgunum, demiş. Artık yaşamaktan yoruldum, demiş. İhtiyarlığın böyle birşey olacağını bilmiyordum, demiş. Brian, ben biliyorum ama dörtgözle de beklemiyorum, diye cevaplamış.

9 Comments

  1. Olay üzücü, anlatım akıcı ve çok güzel. Ama keşke düşen bayan o kadar fazla zarar görmeseydi bu kazadan.Okuyunca, olayı görmüş gibi oluyor insan. Böylece yaşamınızdan küçük bir kesiti yaşıyoruz seninle, Elif. Eline sağlık.

  2. Nasıl böyle sakin davrandınız? Tebrik ederim.
    Kadıncağız, sizin sayenizde sakinleşmiş. Bu sayede daha çabuk iyileşebilir.
    Dediğiniz doğru: tahmin ediyoruz da, tam da bilemiyoruz ki…

  3. Yapilmasi gereken en iyi seyi yapmissin Elif. Kan göremiyorum diye yardim edemeyeni de gordugum icin(arkadaslarim), seni tebrik ediyorum. Sansli hanim, senin görme alaninda dusmus. Umarim iyilesir yaralari da kisa zamanda..

    Yaslilikla ilgili bir recete vardi annemin eski kitaplarindan birinde:
    -Yasadiginiz donemin modasini, yeniliklerini surekli olumsuz elestirmeyin.
    -Daima guleryuzlu olun.
    -Sizi ziyarete gelenleri suclayip, sikayet etmeyin.
    -Gecen-Gunduz sikayet etmeyin vs gibi devam ediyordu.

    Cocukken okumustum, o donemki kisirli gozlemimle pek mana verememistim neden bu insanlar huysuz olsun ki bu ogutler onlara diye.. Tonton yasli olmanin sirlari gibi birseydi…

    Cok dirdir edecegime kesin gozle bakiyorum ;), ama umarim egoist bir huysuz olmam…
    Sevgilerimle,

  4. Filmlerdeki yaralılar gibisiniz, diyorum.

    Siz de filmlerde ki hemsireler daha dogrusu melekler gibisiniz:)

  5. Hay allah, yazık olmuş kadına. Korkusu yetmiştir. Seni de sarılarak öpüyorum (Türkkk gibi:)) Harikasın, daha iyi bir şey yapılamazdı bence.

    marruu

  6. evet gerçekten çok üzücü bir olay ama seni de insanlık namına tebrik etmek lazım bence hele anlatım için ayrı bir tebrik lazım o kadar akıcı ki sıkılmadan hemen hemen bütün yazılarını okudum bu olay ve özellikle oğlunun cevapları beni çok etkiledi o akıllı oğlunu küçük burnundan öpüyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


fourteen − eleven =