Su Çılgın Caponlar

 

Ay, şubu millet de çok şöyleböyle millet! denildi mi, hagaragort karakterim (Hagaragort kelimesinin açıklaması için bir önceki girişe gözatınız-) depreşiyor. Şubu milletin hangi kesiminden bahsediyorsunuz? Hangi ekonomik sınıf, hangi yaş, şubunun neresinden gelenler, hangi sınıfa kadar okumuşlar?

Ay, şu Capon milleti ne kibar! Tsunami geliyor, sıraya girip kaçıyorlar. Ay ne şeker insancıklar! Bizde olsa….

Kırmızı görmüş boğaya dönüyorum, elimde değil. Sıraya girip kaçmalarının bir sebebi vardır, mutlaka vardır. Dinleri mi, tarihleri mi, yedikleri içtikleri mi, kültürleri mi? Bilelim de, zamanı gelince biz de öyle kaçalım.

Dinleri olamaz, çünkü o zaman bizim  birbirimizin kafasına basa basa kaçacağımız gerçeğinin üstüne bir de gayet kendinmerkez bir dinden olduğumuz vesaire gibi tuhaf şeyler iddia etmiş oluruz.

En kolay cevap “kültürleri” deyip aceleyle geçiştirivermek. Kendilerini kurban etme kültürleri var, efem. Harakiri, suşi muşi. Böyle pıtır pıtır sopalarla tek tek pirinç tanesi almalarından belli ki, sabırlı insanlar. Onurlular. Ufacık, tefecik, içleri dolu kibarcık! Ellerini birleştirip birbirlerinin önünde eğiliyorlar. Halbukim bizde birbiriyle karşılaşınca kafa tokuşturan bir gençlik (e harfi açık söylenecek) var. Gülerken bile elleriyle ağızlarını kapatıyorlar. (Bizde de öyle yapan vardır ama o, hayatında hiç dişçiye gitmediğinden, ağzındaki mağara görünmesin diye.)

Biliyorum, biliyorum, bütün bu bilgilerle doldurdum kendimi. Ama bir de başka şeyler var: Mesela 2. Dünya Savaşı’nda pataklanmadan önce ne biçim ulusalcı- faşist-ırkçı rüzgarlara kapıldıkları. Ağızlarından salyalar sarka sarka Çin’e Kore’ye saldırdıkları. Esir düşenlere korkunç işkenceler yaptıkları. Şu anda bile her an o feci psikolojiye düşecekler diye korktukları, bu korkudan dolayı ülkeleri ve kimlikleriyle bir ağız tadıyla övünemedikleri. Son ekonomik tepetaklaktan sonra kendilerine güvenlerinni iyice yerlere yapıştığı, politikacılarına hiç güvenmedikleri, bürokrasiden başlarını kaldıramadıkları, nükleer sızıntının hükümet tarafından hafife alındığı, konunun büyüklüğünü saklamaya çalıştıkları, o yörelerde mahsur kalanlara kimsenin yardım etmediği, yanlarına yaklaşmadığı. Dükkanlarda kırıntı bırakmayacak kadar herşeyi satın aldıkları- dolayısıyla başka kimseye birşey bırakmadıkları. Sükunet ve kibarlıklarını nasıl oldu da koruduklarına kendilerinin bile şaşırdığı ve hatta yavaş yavaş, utana sıkıla, aaa, biz de fena bir millet değilmişiz demeye cesaret etmeye başladıkları.

Neden o dükkanlar yağma edilmedi? Bilmem! Belki ülkenin ortadireğinin nüfusunun başka ülkelere göre daha kalabalık olması ve dükkandan birşey satın alacak kadar paraları olmasındandır.

Bir milleti sevgiyle kucaklamak veya tiksintiyle itelemektense anlamaya çalışmak, Japonları birer gelenekçi sevimli robot gibi görmektense, nelerle boğuştuklarını, kendilerini aşmak için nasıl çabaladıklarını, karakterlerindeki zaafları, karakterlerindeki güçlerle nasıl boğduklarını bilmek daha iyi değil mi? Değil. Neden, biliyor musunuz? Çünkü o zaman yaptıklarımızın sorumluluğu üzerimize düşüyor, kültürümüze, dinimize, yediklerimize değil. Kültürlerinde var, bizde olsa deyip havlu atmak daha kolay. Sanki “kültür” insan yapımı birşey değildir. Sanki “kültür” ağaçta yetişip arasıra sokaktan geçenin kafasına düşen bir elmadır.

 

4 Comments

  1. …Japon’lar neden iki büklüm selam verirler hep merak etmişimdir. Bin yıllardan gelen bir dini- törevi itaat kültürü etkisi olmalı. Dışarıdan bakınca karınca düzeni içindeler sanki. Karınca robot değildir amma aşırı düzenliliğe alışkındır herhal ki öyledir. Tepelerine su döker, korlar fırlatır ocağını- yuvasını dağıtırsanız elini başının arasına alıp bildik tepkiyi vermez, bozulan düzenini düzenlemeye uğraşır çıldırtıcı bir donmuş-soğuklukla. Şaşırtıcı olan bu galiba, sinirleri alınmış mı bu adam ve kadınların?.. Bilmiyorum ama iyi ki Akdeniz’liyim. Çığlık çığlık boşaltacaksın kendini hemen, yoksa daha bir patlar olmaz mı insan?..

  2. Sevgili Elif,

    Yazılarını okumak insanı değişik değişik yerlere ve zamanlara taşıyabiliyor. Bir anda Mısırdan, Japonyaya veya İstanbul’un eski bir köşesinden bir sıcak işmara ışınlanmak mümkün.
    Bununla birlikte kanımca; asıl mesele Japonların ve başka milletlerin, taraflı bir tutumla, yaptıklarını anlatmak değil ki
    bakınız :
    “Mesela 2. Dünya Savaşı’nda pataklanmadan önce ne biçim ulusalcı- faşist-ırkçı rüzgarlara kapıldıkları. Ağızlarından salyalar sarka sarka Çin’e Kore’ye saldırdıkları. Esir düşenlere korkunç işkenceler yaptıkları. ”
    Amerikada yaşama şansına/şanssızlığına sahip biri olarak senin, oradaki toplumsal yapıda örneğin “insanların üstüne atom bombası atmış” bir milletin bugün bunu nasıl önemsiz birşeymiş gibi gördüğü; Veyahut Türklere soykırım yaptığını iddia edenlerin; Siyahlara, Amerikan yerlilerine, Iraklılara neler yaptıklarını hiç ama hiç anmamaları, durumuna. Nasıl açıklanacağına dair bir yorumunu görmek beni mutlu ederdi.
    Bunları yazmayabilirsin ama Japonların veya Türklerin üstüne atılan iddiaları dile getirirken,Amerikan milletinin yaptığı ırkçılıktan ve soykırımdan bahsetmemek en azından ahlaki değildir.

    Bir önceki yorumumda hümor var iken bu notta espiri malesef yoktur.
    En derin saygılarımla.

  3. Semih, Japonlar asiri milliyetci- irkci- fasist bir donemden gecmisler mi? Gecmisler. Hala bununla bogusuyorlar mi? Evet. Cin ve Kore’ye saldirip, savas suclari islediler mi? Islediler. Bunun Ermeniler, Turkler, Amerikalilar, kizilderililerle alakasini goremiyorum ben. Benim yazdigim, kim kime ne yapmis listesi degil. Sadece Japonlar yapmis da yazmamisim. Ben, milletlerin karanliklarina ragmen kendilerini iyilestirme cabalarini takdir etmek gerektigini, eh bu da onlarin kulturudur diye kolayciliga kacmamak lazim geldigini anlatmaya calisiyorum. Siz,ama bunlar da boyle yapmisti dememi istiyorsunuz. Konuyla alakasizdir.

    Saglicakla!
    e

  4. Gecenlerde bir Turk ile konusurken benim yaptigim bir elestiriye “ama bizim kulturumuz boyle” demisti de ben de “eh o kulturu olusturan da biz degil miyiz zaten” demistim. Senin yazin tam bunun ustune geldi! Bir dahaki sefere agac-elma benzetmeni kullanacagim 🙂

    Bu arada, yukardaki yorumda bir kere daha dile getirdigin ana tema, Almanlar icin de gecerli.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


thirteen − 8 =