Sörf yaptırmanın incelikleri

05lede_lego1111111111111190

Önce sırtüstü yatırılır. Eller ve ayaklar sağlama alınır. Başı arkaya doğru eğdirilir. Yüzüne kalınca bir havlu örtülür. (Havlu kullanılmayan teknikler de vardır. Veya yüze sıkıca sarılan poşet cinsi de.)  Havluya- poşete- surata su dökülür. Usta ellerde mükemmel bir yöntem. Waterboarding denilen bu muhteşem işkence tekniğiyle sorguya tutulan kişinin ağzından burnundan nefes boşluklarına dolan su, anında öğürme refleksini devreye sokar. Tutuklu boğulma hislerine girer ancak tekniğin muhteşemliği buradadır: su tutukluyu boğmaz ancak paniğe uğratır. İşlemden sonra tutukluların kuru boğulma denilen ciğerlerin yavaş yavaş su dolmasıyla birkaç gün sonra ortaya çıkan bir çeşit boğulmaya uğradıkları, bazen oksijen eksikliğinden dolayı beyinlerinin ve diğer organlarının bir daha düzelmemek üzere zarar uğradığı gibi “yan etkiler” görülmüştür ama bu çeşit hafif rahatsızlıklar, edinilen terörizm bilgilerinin değeri yanında nedir ki?

Tarihi, bütün insanlık tarihine yakışan derinlikte, neredeyse insanların emeklemeden yürüme devrine geçtiğinden beri, şu dünya üzerinde macerasını takip eden bir yöntem. Ortaçağ’da, Engizisyon Mahkemeleri’nde, Vietnam’da, Kamboçya’da, Endonezya’da, Cezayir’de, Japonya’da, Şili’de, 2. Dünya Savaşı’nda, Amerikan ordusunun eğitiminde, hapishanelerde, dünyanın kırkikibuçuk milleti tarafından gururla birbirimize uyguladığımız iğrençliklerden biri.

Şimdi deniliyor ki, Amerika en az iki çok önemli tutukluyu yüzlerce kere bu işkenceye tabii tutmuş. Yalan efendim! Bu kadar etkili olduğu bilinen bir yöntem ne diye yüzlerce kere yepılma ihtiyacında olsun? İki kere yapmak ve hatta yaparım diye korkutmak bile yeterliymiş ve hatta bu yöntem ve gibi gibileriyle daha ne acaip-feci- korkunç eylemler engellenmiş! Birkaç ters örnek de yok değil: mesela adamın birini yakalayıp tutuklamışlar. Bir iki CIA ajanı demiş ki, biz buna insan gibi davranalım, Amerika’nın da altını imzaladığı anlaşmalara uyalım, çünkü Amerika işkence yapamaz, yapmamalı, zaten özgürlük getiriyoruz filan demiyor muyuz? Her neyse, adamla adam gibi konuşarak bir dolu bilgi edinmişler. Adam bülbül gibi şakıyor. Ancak ve maalesef adamın verdiği bilgiler, o zamanki hükümetin salyalarını aktırtmış, demişler ki demek bu adam bu kadar şey biliyorsa itiraf ettiğinden daha yüksek mevkiidedir, en iyisi biz o adamı sizden alalım ve az biraz rahatsızlık vererek konuşturalım. Birkaç ayda bülbül kesilen adam, birkaç sene işkence görmüş de ağzından fazlaca birşey çıkmamış ve şu anda da sistem içinde kayıp. Yani herhalde ve kesinlikle öldürüldü de, ceset olmayınca, kimse de tanıklık etmeyince adının yokolmuş vardılar’a listelenmesi zor.

Şimdi, işkenceyi okeyleyen bu Puşt Buş hükümeti yargılanmayı hak etmiyor mu? Ediyor. Obama ne diyor? Ben yapmam ama isteyen devlet kurumu dava etsin, engel olmam. Neden kendi yargıya götürmüyor? Bilinmez. Yıpratmak istemediği örgütler var, orasını açıkça söyledi. CIA vesaire. Ya tepedekiler? Göreceğiz. Sorum şu: Bu iğrenç yaratıkları itiraf ettirtmek için Obama da onları sörf yaptırsın mı?

Komşuna yapılmasını istemediğini sen de yapma mı diyeceğiz? Nasıl diyeceğiz? Mesela Buş’un yardımcısı Cheney’nin etlerini teker teker cımbızla çekseler içim acımaz. Ancak işte, ne yaparsınız ki, biz sizler gibi değiliz demek gerekiyor. Umarım Obama’nın gözkırptığı kurumlar bu işin peşine düştüklerinde korkunç engellere takılmazlar ve her ne kadar cımbızla et toplamak kadar içime sular serpmese de, en azından bu insanımsılar hapislere düşerler.

Tabii eski başkan yardımcısı herifimizin ağzı torba değil ki büzüp de yorgan iğnesiyle ve demirden iple dikip de waterboarding uygulayıp da…. Neyse. Adam hergün tivide, Obama’nın Amerika’yı nasıl terörizm tehlikelerine attığını, işkencenin aslında nasıl işe yaradığını anlatıp duruyor. Neredeyse Obama’ya vatana ihanet ediyor demediği kaldı. Millete sörf yaptırılmasına, dayak yemelerine, elektrik şokuna uğratılmalarına izin vermediği için! Ben de diyorum ki, hazır bu lafları söyledi, işte bunlar itiraf değil mi? Duruşmalara bile gerek yok, atın zindana, çürüsün gitsin. Hoş herif çürümez. Vücudunda biyolojik bir damlacık hücre kırıntısı olduğunu sanmam.

………………………………………………………………………………………

Anladığım kadarıyla, hem Ermenistan, hem Türk başbakanlar Obama’nın Ermeni konusuyla ilgili söz seçimlerini beğenmemiş gibi görünmeye karar vermişler. Yani, ooo! Olmadıııı! Diyecekler, çünkü kendi halklarına öyle demek durumundalar ama o sırada ilişkileri normalleştirme çalışmaları yapacaklar. İlişkiden anlam ekonomik ilişki. Yoksa böyle numaralar çekerek, iki insanın birbirine nefretlerini kızıştırarak hangi ilişki, nasıl normalleşecek, ben anlayamadım. Bu bilgiyi edinir edinmez de geçenlerde okuduğum bir yazı geldi aklıma. Pakistan ve Hindistan arasında bitmek tükenmek bilmez itiş kakış. Aslında 2004 yılı gibi başkanlar aralarında bazı anlaşmalara varmak üzerelermiş, tabii halklarının önünde tam tersi rolleri oynuyorlar. Böylece halklar birbirlerinden nefret etmekte devam, oylar cebe ama aynı zamanda görüşmeler, anlaşmalar. Bu nefretle oyun oynamak işi tehlikeli iş. İki ülkenin de aşırı milliyetçilik damarına azdırıcıları enjekte edip edip duruyor. Sonunda halkın kendisi aşırılaşıyor, baştaki başları bir daha seçmeyecek kadar! Ve o başlar baş olmaktan gidiyorlar, anlaşmalar, barışmalar imzalanamıyor. Olan aşırılaşmış milletlere oluyor.

20 Comments

  1. ….. İlginç bir yazı, obamatikten çok fazla şey umuyorsunuz (kişisel görüşümdür). Ermeni açıklaması gelecek başkanlık seçimlerine yol vermiş gözüküyor. Ne de olsa adamcağız o koltukta 4 yıl daha keyf etmeyi planlıyor. Kişinin umut vaadedebilmesi için gelecek planları yapmaktan acilen vazgeçmesi gerekli ve kelleyi insanlık idealleri için koltuğuna alabilmeyi önce kendisine söz vermeli(incile el basarak amerikan bürokrasisine değil. El basmadan yeminini etse kimseye göstermeden ayağını kaldırabilme şansını kullanabilirdi diyorum muzur çocuk yanımla).
    …..obamatikten ne umabilir insan, neye hangi insanlık idealine sahip çıkacağını. Filistin”de seçim öncesi işlenen insanlık dışı İsrail işgâl ve şiddetine ait ne söyledi bu adam seçilince. Bu konuda hangi olağan dışı tepkinin mimarı.
    ….. Sözün kısası: Sistemin gıcır gıcır yeni dişlisinden ne beklenebilirki “İnsanlık onurunun” amerikan menfaatlerine kurbanından başka !.. “

  2. Filistin”de çocuklar öldü, 60 senedir hangi vicdan, hangi bağnazlık-hangi gözyumma bu vahşette İsrail”in sırtını sıvazlamayı sürdürüyor. Bir nesil en basit insanlık gereksinimi olan evden işe, okula, gece huzurla yastığına baş koyma hakkını niçin amerikadan alamıyor(israil demiyorum dikkat) !.. İşkenceyi halledecekmiş vâh köse sakalım..

  3. Küfür edilecek toptan amerika (yalnızca president boschmatik değil anlayacağınız. Gitti boschmatik geldi omo pardon obamatik, amerikan malı kendipisliğini mazur gösterici deterjan. Sorumluluk bende değil canım dedi amerika).. El atmadığı karıştırmadığı el altından yönetmediği kaç ülke var.Hindistan-Pakistan, Türküye-Ermeni siyasileriymiş pöh (anlı şanlı Avrupa Birliği bu etkiye karşı bütünleşmeye kalkışmıyor mu?)

  4. Valla Metin Bey, farki burada farkediyoruz. Umarim oralarda da farklar farkedilir. Bizlerin Bush altindaki hayatlarimiz ile Obama yonetimindeki hayatlarimiz birbirine hic benzemiyor. Obama’nin disisleriyle ilgili aldigi kararlar ve attigi imzalar da oldukca farkli. Bu kadar dolasmis isler ne kadar zamanda ve eger duzelir mi, bilemem. Ama ben farktan memnunum.

  5. …..Amerika için fark edebilir, ben insanlık adına herhangibir fark olacağını zannetmiyorum. ABD, dünya nüfusunun yüzde 5’ine sahip olmasına rağmen dünyadaki kaynakların yüzde 30’unu tüketiyor. Şüphesiz herşey amerika halkı için çünkü devasa bir doymaz amip”e dönüşmüş. Her bir amerikalının her yediği lokma dünyanın diğer kıtalarının kaynaklarından şu veya bu şekilde alınıyor(çalınıyor demeyeyim hadi..ABD nin dünyayı tüketim oranlarını baz alırsak tüm ülkeler amerikan halkı ile aynı şekilde tükettiğinde 5 dünyaya daha ihtiyacımız olacak. ABD de herkes günde 3 bin reklâma maruz kalıyor, 2 kilo çöp üretiyor. Meşhur amerikan rüyasının dünyaya bedeli şimdilik budur).

  6. Dışişlerindeki güzel kararlarına nato genel sekreterliğine danimarka başbakanı anders fogh rasmussen’unenilen vatandaşın gelmesinde ısrar ederek iyi bir başlangıç yaptı kutluyorum. Kimdir bu rasmussen hangi saygıyı hakediyor bu adam?

  7. Ve bir haber…(obama hakkındaki pembe düşüncelerinizi yalanlayan)

    …..Polonyalı ünlü piyanist Zimerman’dan müthiş eylem: ABD’deki konserini yarıda kesip ‘Ülkemde ABD ÜSSÜ İSTEMİYORUM’ dedi

    ‘Ellerinizi ülkemden çekin’ diye başladığı konuşmasında süpergücün askeri politikasını eleştiren piyanist ABD’de bir daha sahneye çıkmayacağını söyledi.
    Polonyalı ünlü piyanist Krystian Zimerman, ABD turnesi sırasında geçtiğimiz pazar günü gerçekleşen Los Angeles’taki konserini, ABD’nin ülkesinde yapmayı planladığı ’füze kalkanı’ projesini protesto etmek için yarıda kesti.

    ’Ellerinizi ülkemden çekin’ diye başladığı konuşmasında süpergücün askeri politikasını eleştiren piyanist ABD’de bir daha sahneye çıkmayacağını söyledi. Dinleyicilerin şaşkın bakışları altında konuşmasına devam eden Zimerman, ABD BAŞKANI OBAMA nın, selefi Bush’un Polonya’daki füze kalkanı projesini devam ettireceğini açıklamasından sonra büyük üzüntüye kapıldığını, ülkesinde ABD üssünü istemediğini söyledi.

    ..Ve dinleyicilerin tepkisi (ben gülsem mi ağlasam bilemiyorum?)

    …..Ünlü piyanistin ani çıkışıyla şaşıran seyircilerden bir kısmı Zimerman’ı alkışlarken bir kısmı ise yuhaladı. Ünlü piyanist konuşmasından önce bir an duraksadı, sinirli ama sakin bir üslupla ABD’yi eleştirdi. ABD ve Polonya, geçen sene İran’dan ve K. Kore’den gelebilecek saldırı olasılığını engellemek için kurulacak füze savunma sistemi için anlaşma imzalamıştı.

  8. Evet amerikada yaşayan bir insanın kendi yaşam konforu dışındaki cehaletini (üzerinize alınmayın bu sözümü) Türkiyede sıradan dinci takımı diye gördüğünüz kişilerin bilinç düzeyiyle karşılaştırmak zaten başlı başına vehamet içeren bir hatadır. Amerikan halkı başını kuma gömebilir, geçti o günler dinci takımı kendisini gerçekten güzel donanımlandırdı(her tür bilgiyle ki bağnazlığına sert takılmazsanız iyiniyetle sohbet ederseniz bilgi ve bilinç düzeyinin ufkundan şaşkınlığa düşebilirsiniz). Şu an Türkiye”de bütün kalelerin tek tek düşmesinin ana nedeni bu insanların cahil cühelâ-bilgisi kıt
    sabir fikirli oldukları yanılgısından kaynaklanmaktadır. Kendimize gelebilmemiz için kendi hatalarımızı ve bu burnu büyüklük illetimizi (halkım adına)yeniden sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum !..

  9. Veeee….daha ironik bir haber :))

    30/05/2008

    KUDÜS – Şahinlerin güvercinlere hep ‘baskın geldiği’ İsrail’de ne hakiki şahin ne de hakiki güvercin kalmayınca, 60. kuruluş yıldönümünde ‘milli kuş sembolü’ olmak 10 yerel kuş arasında Türkçe’de ‘ibibik’ diye de anılan ‘hüthüte’ kaldı.
    Doğayı Koruma Topluluğu, ülkedeki güvercin ve şahinlerin artık göçüp gitmesi üzerine hangi kuşun İsrail’in karakterini en iyi yansıttığını belirlemek üzere altı ay önce bir kampanya başlatmıştı. 60. yıldönümüne denk gelen seçimin sonuçları dün bizzat Cumhurbaşkanı Şimon Peres tarafından açıklandı. 150 bin Yahudinin katıldığı yarışmada İbranice’de ‘Duchifat’ diye anılan ‘hüthüt’ yüzde 35’le birinci gelirken, ‘bülbül’ ile ‘Filistin güneşkuşu’ yüzde 10’ar oranıyla ikinci ve üçüncülüğü paylaştı.

    Süleyman’la Belkıs’ın ulak kuşu
    Ama hüthüt İsrailliler açısından kutsal kitaplara da malzeme olmuş hayli tartışmalı bir kuş. Yahudiler için hüthüt dini açında zan altındaki kuşlardan. Pelikan ve akbaba ile beraber Tevrat’ta mundar olarak kodlanan ve yenmesi yasaklanan bir kuş. Diğer yandan varlığını resmen kabul etmeyen Arap komşularla çevrili İsrail açısından hüthütün fiziksel özellikleri dikkat çekici. Avrupa’dan daha sıcak iklimlere doğru uçarken İsrail’de güvenli liman bulan hüthüt turuncu renkli ibiğiyle dikkat çekiyor. Bu süslü kuş, yuvasını ve yavrularını talan edebilecek yırtıcıların şerrinden korumak için oldukça kötü kokmasıyla da ünlü. Hüthüt, Kuran’da ise daha çok kutsal bir hayvan sınıfında. Neml suresinde hüthüt kuşunun hayvanlarla konuşabilen Hz. Süleyman’la Saba Melikesi Belkıs arasında habercilik yaptığı yazıyor. (afp, Reuters)

  10. Burada haddim olmayarak (sistemle ilk toslaşma yazışmamızdan)şu cümlenize atıfta bulunacağım.. ” Anatol:Her döneminde birseyler olsun da, illa birseyci mi olsun? Irkci filan, cok cirkin. Arasira ahlaksiz, katil olsun gibi! Yok, biz almayalim, bizim aileye uymaz. O bir ara bilimci olsun, bir ara sair, sanatci, dansci, filmci, ogretmen, maceraci, bahcevan, asci. Olacak daha guzel, daha onemli seyler var dunyada.”
    …..Birşeyci olmamak kafanızı kuma gömmekle eşdeğer değil midir? Herkes keşke piyanist Krystian Zimerman kadar biliçli bir sanatçı (..çı evet) olabilsin yeterli. Bence bu onurlu duruşundan ötürü bu insanın önünde dünya diz çökmeli (ilk önce ben) !..

  11. Ah, Zimerman! Dunyanin en iyi piyanistlerindendir. 11 Eylul sonrasi cilginlikta adamcagizin konser icin getirdigi piyanosunu, yapiskanindan patlayici yapilabilir diye paramparca etmislerdi havaalani gorevlileri. :o( Bush sirasinda da ayni sekilde protesto etmisti. Yine sahneden. Bush varken bir daha gelmem diye. Ama geldi tabii. Bush sirasinda da, sonrasinda da. Kizginligi, Obama’nin Polonya’da nukleer perde projesinden vazgecmemis olmasi. Bir de CIA’nin Al Kaide tutuklularini oraya goturuyor olmasi. Tabii, o zaman Polonya’da da konser vermesin, ne de olsa kendi politikacilari izin veriyor diyeceksiniz. O kadar incelere girmemek lazim. (Bu tutuklulardan Turkiye’de de var bolca ama kimsenin giki cikmiyor. Konserler, gobek atmalar en buyuk hizla devam.) Hatta Polonya’da bu gizli hapishaneler konusu ortaya dokulunce Polonyali bir gazete ulkeyle ABD’nin 51. eyaleti diye alay etmis.

    Protestolarini hemen her konserde yapiyor, Japonya’da da Japonya’ya karsi yapmis. Onun konserine bilet alanin hazirlikli olmasi lazim. Bir keresinde de birinin konseri kaydettiginden suphelenip konserin ortasinda birakivermisti.

    Her neyse, birkac gun once Berkeley’de verdigi konserinde Obama ile ilgili ovucu seyler soylemis, hatta Bach’in bir eserini en sonunda minorden majore cevirerek bitirip, bir de muzisyen esprisi yapmis. O yuzden Los Angeles cikisi biraz kafa karistirici.

    Bu insanlarla bolca ve devamli roportaj yapiliyor. Orada konusmasi, fikrini soylemesi normal. Ancak konser yapmaya karar vermis, cekini cebine indirmis, millet oraya onu seyretmeye gelmis ki cogunlugu mutlaka Amerika’nin dis politikasina karsidir, cunku burasi Los Angeles. Ustelik konserden cikanlara da hakaretler yagdirmis… Savas zamani Polonya’ya gidip konser ortasinda Nazi karsitlarina azar cekmek gibi birsey! Herneyse, nasil olsa tutmaz sozunu. Bir dahaki konserine kesin bilet alacagim. :o)

  12. …..Geçen günlerde (sanırım 15 gün kadar önce) Müjdar Gezen, Genco Erkal, Uğur Dündar televizyonda bir sohbet toplantısı yaptılar. Müjdat Gezen”in her daim muhalif-kişisel tavrını bilirim(kezâ Genco Erkal”ın da). Fakat televizyondaki bu sohbetinde tekrar ve üstüne basarak yinelemesinden memnuniyet duyduğum bu prensibi-prensibini (ki ben de yürekten bütün ömrümce bu düşüncesine katıldım) yineleyerek şöyle ifade etti: “Bir sanatçı her zaman muhalif ve eleştireldir. Öyle ki kişisel hasletlerinden, yönetim tarzından, politik duruşundan ve’sairinden hoşlansa da bir yöneticinin o yönetim erk”ine karşı sanatçı mutlak muhalif tavrını sürdürmelidir. Sanat yapmanın olmazsa olmaz şartı bu muhalif-eleştirel tavır olmalıdır!..”
    …..Zimerman”ın neyi niçin yaptığını ben sizin kadar bilemem çünkü onu fazla tanımıyorum fakat sevgili Fazıl Say”ın (sanatını beğenir veya beğenmezsiniz)kelle koltukta muhalif tavrını destekliyorum . Gerçek sol tandanslı bir politikacı da ülkemizi yönetebilir birgün (umarım birgün olur bu), bir sanatçının tarafsız ve şiddetli muhalif-eleştirel tavrını ona karşıda korunması gerekir diye düşünüyorum.
    …..Yani kısaca bu kadar obamatik olmayınız diyorum :)..(teslimiyet yanlış geliyor bana nedense)

    Nâzım Hikmet”i gözümüzde değerli kılan bu muhalif-eleştirel tavrı değil midir?
    (bildiğiniz o meşhur şiirini buraya yazmadan geçemeyeceğim)

    — VATAN HAİNİ —

    “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ,”
    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.´´
    Bir Ankara gazesinde çıktı bunlar, üç sütûn üstüne,
    kapkara haykıran puntolarla,
    bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında,
    Amerikan amirali
    Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti,120 milyon lira.
    ‘Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.´´
    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperversiniz, siz yurtseversiniz,
    ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tınaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühâlse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.

    …………….. Nâzım Hikmet ..

    Not: Vitrin değişebilir fakat bence değişen birşey yok Nâzım”ın söylediklerinden bugün de.. Belki çok daha çetrefil durumdayız !..

  13. …..Bırakın kendi kendisini savunsun obama. Savunabileceği tarafının fazla olamayacağını bilmeme rağmen..

  14. Filistin”de çocuklar öldü, 60 senedir hangi vicdan, hangi bağnazlık-hangi gözyumma bu vahşette İsrail”in sırtını sıvazlamayı sürdürüyor. Bir nesil en basit insanlık gereksinimi olan evden işe, okula, gece huzurla yastığına baş koyma hakkını niçin amerikadan alamıyor(israil demiyorum dikkat) !.. İşkenceyi halledecekmiş vâh köse sakalım.. ”sana kesinlikle katılıyorum”

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


fourteen − eleven =