Son Yemek

blogicin.jpg

Amerika’da idam mahkumlarinin son yemeklerinde ne ısmarladıklarını toparlayan bir çalışma var. Amerika’da hala zeka özürlü, ruh hastası filan dinlemeyip sapır sapır döküyorlar insanları. (Clinton bile zamanında başkan seçilebilmek için geri zekalı bir adamcağızı elektrikli sandalyeye yollamak zorunda kalmıştı.) İnsanlar da bol bol son yemeklerini ısmarlıyorlar gardiyanlarına. İmkanların dışına çıkmayacak, belli bir bütçenin üstüne çıkmayacak… İmkanlarin dışına çıkmayacak konusu biraz karıştırıyor işi. Yani idam odasında bekleyen ben olsaydım, Paris’e uçup nasıl getireceklerdi istediklerimi? Cebimden ödeme hakkım var mı? En iyisi idam mahkumu olmamanın çaresine bakmalı. Hoş, göründüğü kadar kolay olmayabilir…

Yukarıdaki fotoğrafı, birkaç ay önce New York Times’ın magazin bölümünde yayınlanan bir yazıdan alıp saklamıştım. Son yemekte ne istediklerini bir de önemli yemek şeflerine sormuşlar. Bir tanesi, yukarıda fotoğrafta görülen şefin zevkleri benimkiyle uyuşmuştu. Kendi kendime kendi zevklerimle başa çıkamayacağıma göre, son yemeğimi onunkisine denk getirip, onunkilerden tırtıklasam iyi olacak! Planlama… disiplin… olmayacak şey değil.

Ben, önümüzdeki hafta sonuna kadar, son yemeğime hiç yakışmayacak kadar berbat yemekler pişirmeyi başaran kaynanamın evine gidiyorum. (Benim gibi asil, yüksek bir ruh bile, kaynana problemlerinden uzak değil!!!) Siz o zamana kadar, hepiniz, topunuz, bu blogdan geçen herkes mimlendi, sobelendi. İster kendi blogunuzda, ister bu yazının yorumlar kısmında: En son yemeğinizi yiyeceğinizi bilseydiniz, bütün imkanlar da sonuna kadar açık olsaydı, sofranızı nelerle donatırdınız?

20 Comments

  1. Elifciğim,
    Çok güzel!
    Senin bu mimini-sobeni bilmeden ben seni sobelemiştim.
    Dönünce yaz bakalım.:))
    Ben de o arada senin mimine cevap düşüneyim.
    İyi yolculuklar.
    🙂

  2. Tava barbunya, izgara lufer, Inciralti mezesi, patates kizartmasi (hic uymadi, ama sevgi iste), olmusken bir de kisir. 🙂
    Iyi yolculuklar!

  3. karniyarik olabilirdi.

    patlican yemeklerinin tumu.

    ama yemekten ziyade yemekleri yapanda cok muhim herhalde . . .

    ben sevdigime bakarak doymayi daha cok tercih ederdim. . .

  4. Hashasli corek isterdim, Corum’daki akrabalarimin elinden. cunku biz yapmasini bilmiyoruz ben kucuktum ogrenemedim hala tadi damagimda… Hashas diyince olmaz der ama gardiyan simdi. Cinekop aliyim o zaman (zamaniysa)yaninda da bol rokali limonlu salata.

  5. mütevazi olayım ölürken, kırmızı, ortalama üstü iki şişe şarap, yanına yarım düzine güçlü ve sert peynir, ve gene yarım düzine kadar iyi ekmek çeşidi yeterli, ha birde biraz ceviz içi lütfen!…en başta şaraplar sayesinde olmak üzere öbür tarafa gayet keyifli gideceğime eminim bu sayede 🙂

  6. Kesinlikle 2 sise 1967 Petrus, yaninda yarim kilo Gruyère de Montagne, 250 gr. Beluga havyari (ve garnituru), uzak dogudan bir buyuk lobster ve bir kilo da yengec bacagi ve soslari…

    Evet kesinlikle benim menum budur!

  7. günlerdir düşünüp taşınıyorum, ne isterim, diye ama emin olamıyorum. mesela uzun araba yolculuklarından sonra nedense bir tabak bembeyaz, ılık pirinç pilavı yemek isterim. ama ölmeden önce… emin değilim… sanırım kahvaltı yapmak isterim. sonunda da kahve ile sigara:)

  8. Tek yemek seçmek zorunluluğu yoktur herhalde.
    Sonunda ölüme gideceğim için tıka basa yemekte sakınca görmüyorum.
    Hele ölmek üzereyken şunla bu yenir muhabbetlerini hiç çekemem.
    1)bakla favası
    2)bütün peynir çeşitlerinden
    3)kara incir(taze)
    4)çikolata
    5)frambuazlı-yoğun çikolatalı pasta
    6)mısır patlağı
    7)çamlıca gazoz
    8)irmik helvası
    9)un helvası (bunları peşin peşin yemekte fayda var tabii)
    10)ya dur gözüm arkada gitmeyeyim, bir de hamsi kuşu ve bol taze soğanlı yeşil salata-1 kadeh rakı

  9. Son yemek için isteklerimi saysam bitmez. Liste sonsuza kadar uzayabilir. Öyle arsız bir kediyim ben. Ama resimdeki adamların arsızlığından ben bile rahatsız oldum. Hmmm, ben almayayım herhangi bir şey, mersi.

    marruu

  10. Kac gundur dusunuyordum ne isterdim diye, sonunda dun gece menumu yaptim sanirim. Birbirine uysa da uymasa da, sadece birer lokmacik tadlarina bakacak vaktim olsa bile listem: hunkar begendi, karniyarik, altin sarisi kizartilmis dumani tuten sigara boregi icinde beyaz peynir (lor olmaz) ve maydanozlu, Istanbul usulu hazirlanmis yaprak sarma (yani icinde kus uzumu, dolma fistigi olan; Egeliler kusura bakmasin ama sirf pirinc ve yesil bisilerle sarilmis sarma sarma diil benim icin), annemin kaymakli boregi (pide der bizim Rumeliler), zeytinyagli ic baklali enginar, catalla keserken icinden surubu fiskiran sapsari koca bir dilim revani, Gulluoglundan uc parca sutlu Nuriye, tum bu Turk isi yemeklerin yanina da bence ‘sarap’ demek olan guzel bir sise vino nobile di Montepulciano.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


10 + 16 =