Somebody’s Watching Me!

Belki 18 yıl, belki daha uzun zaman önce, Harbiye Açık Hava’da Zeki- Metin’in geyik muhabbetinden hallice oyununu seyrediyoruz. Araya Sezen Aksu’nun oyunculuğuna kılıf bulunsun diye mi, yoksa seyrettiğimiz oyun yutulsun diye mi, bilmiyorum, bir konser ufacığı serpiştirmişler. Sezen Aksu, o zaman çok yeni olduğunu hatırladığım Gitme şarkısını söylüyor.

Sıcak. Seyirciler herkes kendi terinden mukabil minyatür küvetlere oturmuş kovboylar misali. Komedinin ortasında sıcak basmış kulaklara böğrüntü gibi gelen, ucu görünmez bir şarkının orta yerindeyiz. Giiiit… Giiiit… Giiiiit….. Arkadan biri sesleniverdi: Git be! Gidersen git!!!!

Çok ayıp, demişti Sezen galiba. O zamanlar henüz siktir git şarkıları yoktu. Bir 10 sene sonra yazsa o şarkıyı, herkes defol giiit diye bağrınarak göbek atıyor olurdu oturduğu yerde.

O şarkıyı her seslendirdiğinde, şurasına kadar gelmiş bir seyircinin git ulan nereye gidersen git şeklinde bir protestosuyla karşılaşma ihtimalini düşünmüş müdür Sezen? Belki blöfün görülme ihtimalini ilk kez farketmiştir de, öylece siktir git şarkıları yazıp yazıp satmıştır çömezlerine.

Dün biryerlerde okudum: İngiltere’de kadının biri, komşusunun kedisini ensesinden tutup çöp bidonuna atıvermiş. Meğer bidonun üstüne yöneltilmiş bir güvenlik kamerası varmış, herşey kaydolunmuş. Kedinin sahibi çöpten hayvanın sesini duyup çıkartmış. Kameranın kaydını bulmuş ve kadını sanal dünyada afişe etmiş. Böyle çabuk çabuk kapağı açarken ve hayvancağızı bidona sokuştururken.

Hayat değişti diyor yazar. Herkes birbirini seyrediyor. Kaydediyor. Her an bir rezillik kaydı haline gelebilirsiniz. Bidonlara atılan kediler için iyi. Ama ne tuhaf bir hayat! Herkesin birbirini seyrettiği bir hayat! Yeni bir olgu ve değişeceği de yok.

Hah dedim kendi kendime! Welcome to Doğu kültürü! Doğu kültüründe herkes ya pardesinin arkasından seyreder birbirini, ya da daha iyisi alenen yapar. Amerika’daki gibi amaaan boşver deyip pijamayla gidemezsin markete. Orada kıçına bir pantalon çekeceksen, kendi zevkin için çekeceksin. Yoksa pijamayla gitmenin kimsenin meselesi olduğu yok. Sadece ve sadece kendin için yapmış olacaksın. Oysa doğu kültüründe komşunun çöp torbasından, bir gece önce ne yediği anlaşılmaya çalışınır zaten. Öyle çıkılmaz sokağa denir. Öyle yürünmez. Öyle giyinirsem… Öyle söylersem! Onunla çıkarsam, bununla yatarsam. Şun ikram edersem. İkram edileni yemezsem!!!

Gazeteler, televizyon haber vermiyor aslında. Dedikodu yapıyorlar. Haber değil başlık, dikkat edin. Dedikodu cinsi, önceden öğütülmüş, şekli şemali değiştirilmiş, saklanarak bile değil, alenen dedikodulaştırılmış bir cümle. Birisi röpörtaj veriyor. Başlığını röpörtajın röportçu tarafından keyfine göre özlendirilip size dedikodu formatına çevirerek sunuşundan yapıyorlar. Filan kişi şunu dedi! Bakıyorum röpörtaja, cümle var hakikaten ama adam onu sarfederken başka bir anlamlarda söylemiş. Ya da cümledeki kelimeler farklı. O zaman anlam farkı oluyor.

Politikacılar hakkında dedikodu ediliyor. Kök yok, cila bol. Şu evet- hayır meselesinde bile kimse ortaya koyulan değişiklikleri madde madde bilmiyor. Ama dedikodu tatlı. Öyleymiş, böyleymiş diye diye verecekler oylarını. Ha, burası doğu kültürü değil. Sırf doğu kültürü değil diyeceğim. Amerika da aynen. Hele California’da direkt demokrasi denen birşeyimiz var. Madde madde açılımın herbirine oy veriyoruz. Şu kentin bilmemneresindeki su işlerine ödenecek paranın oylaması oluyor mesela. Romalılar gibi, tek tek fikrimiz alınıyor. Da, o kentin su ihtiyacı ve o bütçenin lüzumu vesaireyi bilen yok ki! Dedikodulara kulak verip basıyoruz oyu. Hmmm… Cumhuriyetçi miymiş yönetim? Kesin haksızdırlar. Tersine vereyim ben oyumu. Demokrat mı???? Aman aman! Onlar parayı boşa harcayıverirler deniliyor. Sakın ha!

Türkiye’den çıkarken oy verme hakkım olacak. İsterdim ki değişiklikleri teker teker yazmış olsunlar. Ben de varsın iki saat tek tek okuyup oylayayım. Dedikodulara kulak asmadan. Demokrasi, ancak bilgi kanallarından şakır şakır akarsa işleyebiliyor. Bilgi diyorum. Gürültü değil. Gerçek cinsinden. Dedikodusuz. Neredeyse imkansız. Ama mükemmel değilse de en iyisidir diyerek sarılıyoruz paçasına. İnsanoğlu daha iyi bir yöntem bulabilmiş değil.

Bir eskiii arkadaşımla buluştum dün. Operadan bahsettik. Hiç değişmemiş işler İstanbul Operası’nda. Bir kez daha anladım ki, ben hakikaten yapamazmışım. İyi ki gitmişim bu diyarlardan.

4 Comments

  1. Sevgili Elif,
    Vatan Gazetesinde geçen haftadan beri her gün konu konu madde madde değişiklikleri yazıp değişik uzmanlardan ve sivil toplum örgütlerinden de yorumlar koyarak güzel bir yazı dizisi yapmışları. İnternette vardır arşivlerinde belki. Oldukça güzel anlatıyordu değişiklikleri. Pozitif ayrımcılık, sözleşme hakları, hsyk daki değişiklikler vs. http://www.gazetevatan.com

  2. değişiklikleri maddelediler.arattığınız anda karşınıza çıkacaktır.burada pek çok insan muallakta.
    ben sezen aksuyu pek sevememiş biriyim.sevgiler.

  3. değişiklikleri maddelediler.arattığınız anda karşınıza çıkacaktır.burada pek çok insan muallakta.
    ben sezen aksuyu pek sevememiş biriyim.sevgiler..

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


20 − eighteen =