Sıradan

1- Dişetimdeki baloncuk yokoldu. İyi birşey. Ancak nereden geldi, nereye gitti, bilemeyeceğim. Dolayısıyla tekrarlarsa yine antibiyotik alıp geçirip, yine gelirse antibiyotik alıp geçirip, yine gelirse antibiyotik alıp geçirip duracak mıyım?

2- Geçen gün Bach’ın doğumgünüydü. Doğumgünün kutlu olsun Bach! Şu olağanüstü şeyleri bestelerken kafanın içinde olmayı isterdim. İlk kez biraraya getirdiğinde, yerine oturttuğunda, melodiyi içinde duyduğunda. Kıskanıyorum. Çok seviyorum. İyi ki doğdun.

blogicin1.jpg

3- Semizotu buldum! Hemen aldım. Zarif şey, çoğu su, ekşimsi. Salatası, yemeği nefis. İnsanın ağzının içine baharı sokan yeşil.

4- CD’ye koyacağım aryaların karar verme evresini nihayet bitirdim. Provalara devam, Mayıs’ta kayıt için stüdyoya gireceğiz. Piyanistim göğsünde sertlikler bulmuş, doktora gitti. Umarım şu sinir bozucu ama önemsiz yağ bezelerindendir.

5- Bu akşam, bu haftaki üçüncü misafir ağırlama akşamımız. İyi birşey. Bana yemek yapmak zor gelmiyor, Anatol sevinçten deliriyor. Sohbet, vesaire. İyi birşey dedim ya.

6- Nisan’da büyük bir gösteri var, birbuçuk saat sahnedeyim, yükü ağır. Ama müzik hala ortada yok! Çıldırmak işten değil.

7- Dün, sadece beğendiğim filmlerden bahsetmeye karar verdim. Üstüste o kadar çok “beğenilmiş” yeni filmden hazzetmedim ki, bunları yazmanın hiçbir faydası olmayacak. Zaten beğenmediğim bilinse ne yazar? Ben beğendiklerimi anlatayım ki, ilgilenen olursa görsün. Beğenmediklerimi seyredin, siz ne düşündünüz haer verin diye mi yazacağım? Seyretmeyin, zaman kaybı mı diyeceğim? Siz ne hakla bu filmi beğenirsiniz diye hesap mı soracağım? Ne saçma!

Das Leben Die Anderen, Başkalarının Hayatları, Alman filmi bu sene En İyi Yabancı Film Oskar’ı aldı. Ama:

İyi bir Almanca film seyretmeliyim diyorsaniz, Avusturyalı Ulrich Seidl’in Hundstage’sini bulun. 2001’de çıkmıştı. Beni çok etkiledi, ohhh be, insanlar hala yaratıyor, hala eski şeyler hakkında söylenecek yeni şeyler, yeni şeyler hakkında söylenecek şeyler var diye düşündüm. Çok beğendim.

blogicin.jpg


8 Comments

  1. Cok yogunsunuz belli Elif Hanim ama zahmet olmazsa lutfen elifsavas.com da ki Seksper ve Newyork Gunlukleri nin yeni sayilarini ekler misiniz? 2007’ye gelememissiniz daha. Ayip oluyor:P

  2. Sevgili Elif,
    Şimdiden Nisan’daki performans için bol şans diliyorum. Eminim çok güzel geçecektir.
    Semizotu dedin de aklıma Kaliforniya’dan bir anı geldi. 1996’da bir ay Santa Cruz yakinlarinda bir çiftlikte kaldım, minik bir aile çiftliğiydi. ‘Community Supported Agriculture’ programına dahillerdi. Orada otları da elle yoluyorduk, organik bir çiftlik. Bir baktım her taraf yabani semizotu dolu. Yemek sırası bana geldiğinde onlarla kocaman bir salata yaptım. Herkes şaşırdı. Bu yenir mi biz bilmiyorduk dediler ve afiyetle yediler! Yani tarlası, bahçesi olan biri varsa yakınlarında kendi ellerinle de yolabilirsin yaz boyu.
    Tijen

  3. Alman filmi ha, severim Avrupa filmlerini. Ben bu filme bakayim, bulursam ismarliyayim. Benim Alman, ben Avrupa filmi ismarlayinca ıkına sıkına seyrediyor, afakanlar basiyor bazi filmlerde. Bayila bayila izledigimi gorunce cok sasiriyor. Benimle evleneli edebi ufku genisledi haberi yok 😛 Das Leben Die Anderen’e gitmek lazim.
    Demek studyoya giriyorsun! cok kolay gelsin. Nisan’da nerede sahneye cikacaksin? Belli mi olur cikar geliriz karnimiz burnumuzda 😛
    Sabahtan aksama kadar klasik muzik dinliyorum, bebek de sebebleniyordur herhal…
    Semizotu benim burdaki markette de var, arada alip ben de nefsimi koreltiyorum.

  4. Elif’cigim,

    Uzunca bir aradan sonra tekrar yazilarini okuyorum ve cok mutluyum 🙂 Aranin sebebi malum; oglus Albert Alp.
    Das Leben Die Anderen’e burada Lyon’da gittik Eric ile ve cok begendik.

    Sevgiler

  5. Tijen, maalesef etrafta tarla yok. :o( Ama bol meyve agaclari var, avocado agaclari bile var! Biz buraya tasindigimizdan beri limon, portakal, incir almadim.

    Acalya, gerzekligim tutmus, Alman yazmisim, Avusturya olacak. Ayip bana yav, Araplar’la Turkler’i karistirmak gibi birsey.

    Meric, hosgeldiiiiin! Oglusun da hosgeldiiiiiiiii!!!!!!!!!!!!!!

  6. Tijen, maalesef etrafta tarla yok. :o( Ama bol meyve agaclari var, avocado agaclari bile var! Biz buraya tasindigimizdan beri limon, portakal, incir almadim. Taze sogan ekmistim, onlar da cok iyi. Ama domates ve cilekten vaz gectim cunku yazin ben olmayinca kuruyorlar.

    Acalya, gerzekligim tutmus, Alman yazmisim, Avusturya olacak. Ayip bana yav, Araplar’la Turkler’i karistirmak gibi birsey. Gosteri Los Angeles’da olacak. Beklerim. :o)

    Meric, hosgeldiiiiin! Oglusun da hosgeldiiiiiiiii!!!!!!!!!!!!!!

  7. evet evet bu semizotu yemekten sayılmıyordu, ama bu sağlıklı beslenme konusu popüler olduktan sonra içindeki omega 3’lerle filan bayağı fiyaka yaptı. bugün hürriyet gazetesi bir ek verdi. toksinlerden kurtulmak ve (selülitlerden de tabii) lahana kürü öneriyor diyetisyen. yarım litre suda 6-7 yaprak lahanayı 10 dakika kapalı bir kap içinde haşlayıp, sabah ve akşam bir bardak içmemiz gerekiyor 5 gün boyunca. 3 gün ara verip bir 5 gün devam edince terimizin bile yağlandığını hissedecekmişiz. çünkü toksinler protein özellikli olduğu için yağ dokusunda depolanıyormuş, su da çözülmüyorlarmış. işte lahana, yağda depolanan toksinlerin suda çözülmesini sağlıyormuş. bu kürü ben hemen yarın başlayayım diyorum bu küre. ayrıca havuç suyu da alzheimer hastalığı için mucizevi bir iyileştirme sağlıyormuş. benim şu unutkanlık ve dalgınlık sorununu çözse mükemmel olur.

    hundstage’i izlemedim henüz, izlerim.

    nisan ayında bol şans dilerim. başaracağına eminim.

    sevgiler.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


5 × four =