Sansüre hayır!

Bana gelen ve belki şu anda bloguna girme imkanı olamayacağından dolayı fikirlerini yayamayacak dostların emaillerini yayınlıyorum. emaillerini buraya koymamı istemeyenler veya isteyenler, lütfen info@elifsavas.com adresine mesaj yollayın.

Ayrıca, daha detaylı bilgi için Mahkeme Kararı başlıklı yazıma gelen yorumları okuyun.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………

Goddess Artemis’den::

Blograzzi üzerinden Durugörür adlı bloğun sahibi Mert Ata ile mesajlaştık.
Mert Ata beyin avukatı hukuki bir süreç başlatmış. Ben de bunun ne olduğunu,
bireysel olarak ne yapabileceğimizi sordum. Mert Ata beyle konuşmamızı, onun
da izniyle size yolluyorum.

GoddessArtemis: Nasıl bir hukuk işlemine başladınız? Aydınlatırsanız
sevinirim...

mertata: Avukatım gerekçeli kararı ve ilgili dosyayı talep ediyor. O dosyayı
temyiz edeceğiz.
Bu karar tüm blog yazarları için alınmış bir karar mıdır önce onun hukuki
yorumuna bakacağız. ki avukatım böyle bir şeyin mümkün olmadığını, kararı
veren hakimin bu konularda bilgisi ve görgüsünün eksik olma ihtimalinden
bahsediyor. Gerekçeli karar ve dosya ayrıntısını inceleyip bir dilekçe ile
hemen temyize ve yürütmeyi durdurmaya geçeceğiz,
Sevgiler

GoddessArtemis: Peki ben bunu tüm blogger tanıdıklarıma haber verebilir
miyim? Bu yaptığınızı yani?

mertata: Bu bireysel bir çaba. Ancak her blog yazarı kararı bir dilekçe ile
temyiz etme hakkına sahip. Bu sorun zaten bir haftaya kadar çözülür diye
düşünüyoruz ancak açtığı yaralar asla sarılmaz.
Bir kere kapatılmış olması, düşünceyi korku ve tehdit ile bastırmaya kalkmak
bir çok blog yazarının özgürce düşüncelerini paylaşma konusunda çekinmesini
sağlayacaktır diye düşünüyorum.
Herkes ya birlikte, olamıyorsa(ki olmasını tercih ederim) birey birey bu
hakkını kullanmalıdır. Bu bilinçli yada bilinçsizce alınmış bir sansür
uygulama kararıdır. Keşke herkes bir araya gelip diyarbakır a gidip orada
eylem yapabilsek.

GoddessArtemis: Peki. Bu mesajlaşmamızı bir diyalog gibi tanıdığım blogger
dostlara ileteceğim. Böylece en azından ne yapabileceğimizi yetkin bir
ağızdan (sizin avukatınızdan) öğrenmiş oldum.

mertata: Paylaşmanızda bir sakınca yok. Bir kez daha altını çiziyorum; Bu
kararın gerekçesi ne olursa olsun bunun altında yatan sebep BUNUN BİR SANSÜR
ÇABASI olduğudur. Erişim hakları açılsa bile, bu tür uygulamalarla sürekli
karşılaşacağız. Bunun önune geçebilmek için, birlikte ve topluluk olarak
hareket etmek zorunluluğumuz var.
Bizlerin haklarını koruyan herhangi bir çatı maalesef yok arkadaşlar
maalesef yok.
Olsa bile bi bu yapının katılımcısı olur muyuz o da ayrı bir soru olarak
aklımı kurcalamakta.
Bu tür durumlar ya da birey olarak haklarımız gasp edildiğinde, ortada
kalıveriyoruz düşünce ve fikirlerimizle. Bir sosyal güvenlik yapısı veya
çatısı kurmak zorundayız. İşlevsel etkili ve dinamik bir yapı kurmak şart
artık. Blogger açılsa bile birer birer hepimizin blogları tek tek
kapatılacak bu böyle bilinmeli.
O yüzden daha kalıcı, daha gerçekçi daha güçlü ve daha gerçekçi çözümleri
uygulayacak bir yapıya ihtiyacımız var.

GoddessArtemis: En azından bireysel olarak, nereden başlamamız gerektiğini
göstermiş oldunuz.

Evet, daha kesin ve kalıcı çözümlere ulaşmak için, yani bu SANSÜR'ün bir
daha olmamasını sağlamak için toplanılmalı ve bir Sivil Toplum Örgütü
oluşturmalıyız. Ama bu daha sonraki adım. Önce bireyler olarak, avukatlar
aracılığıyla sizin yaptığınızı yapmamız gerekiyor.

Aydınlattığınız için çok teşekkür ederim.

Sevgiler, saygılar...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir de, Birden Bire adlı bloğun sahibi arkadaşımızın Ekşi Sözlük'te görüp,
imlâ hatalarını düzelterek alıntıladığı bir itiraz metni var. Ancak bunu tek
tek de, topluca da imzalayıp yollasak bile "o sayın milletvekili"nin [siyasi
görüşü, partisi önemsiz] kılını kıpırdatmayacağını bilecek kadar yaşlı ve
tecrübeliyim.

Uğur Mumcu öldürüldüğünde, cenazesinde Ankara'daydık, Sivas'da canların
yakıldığının ilk yıldönümünde de öyle, kaç defa Cağaloğlu'ndaki İran
Konsolosluğu'na siyah çelenk bıraktık, slogan attık: "Mollalar İran'a,
Türkiye İran olmayacak!" diye. Ne değişti?! Neyi düzeltebildik? O zamanlar
gençtim, heyecanlıydım, bir şeylerin değişebileceğine, bir şeyleri
düzeltebileceğime [amma egoymuş kardeşim, amma kendine güvenmiş, neyse sonra
söndürdüm o içimdeki ateşi - şimdi bu ülke yansa lir çalarım Neron gibi]
dair inancım vardı. Geçti gitti...

Toplu hareket edebilmek için, önce ortaya çıkmak gerekir. Oysa bloglardaki
pek çok insan, özel nedenlerle, haklı nedenlerle nickname kullanıyor, adını
soyadını saklı tutuyor. Sırf bu nedenle sizlere [aşağı yukarı 75 blogger]
yolladığım bütün mailleri, BCC ile yolluyorum.

Hâsılı kelam, "itiraz metni" için,  karşılık bulması zor diyorum. Ancak
metin aşağıda, isteyen şansını denesin.

Sayın Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili,

"5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu
yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun" adı
altında çağımıza ve bize hiç yakışmayan bir kanun sebebiyle ülkemizde
çeşitli internet sitelerine erişim engellenmektedir. Bu kanun şu anki
biçimiyle sadece ülkemizi çağdışı bir konuma sürüklemekle kalmamakta,
bununla birlikte insan hakları evrensel beyannamesinin 11. ve 19.
maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Beyannamenin 11. maddesine göre kişinin suçu ispatlanana kadar suçsuz
sayılacağı ilkesi, bu kanundaki gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda
tedbir amaçlı yayın durdurması ile çiğnenmektedir.

Yine beyannamenin 11. maddesine göre zanlıya adil dava hakkı tanınmadan
suçlu ilan edilememesi gerekliliği de bu kanunla ihlal edilmekte, kendini
savunma hakkı verilmeyen uluslararası siteler de kapatılmaktadır.

Bu kanun, beyannamenin 19. maddesine göre herkesin sahibi olması gereken
fikir sahibi olma ve ifade etme hakkı, daha da önemlisi kişinin herhangi bir
ortamda, kısıtlama olmaksızın bilgi edinme hakkına karşı çıkmaktadır.

Bunlardan daha da elim ve vahim olmak üzere, sayın milletvekili, bu kanun
Türkiye'nin çağdaş medeniyetler seviyesine gelmesine engel olmaktadır.

İşte tüm bu saydığım sebeplerden dolayı, sayın Türkiye Cumhuriyeti
milletvekili, bu kanunun iptali için en kısa sürede bir çaba göstermezseniz
ve bu çabanın samimiyetine bu yasadan dolayı hicap duyan bir Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olan beni inandırmazsanız bundan sonraki herhangi bir
yerel veya genel seçimde, size ve varsa temsil ettiğiniz partinize oy
vermeyeceğimi ve çevreme de bu yönde telkinde bulunacağımı bildiririm.

Saygılarımla,
isim soyisim
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı

mail atılabilecek adresler:

halklailiskiler@chp.org.tr
halklailiskiler@mhp.org.tr
kamer.genc@tbmm.gov.tr
ufukuras@ufukuras.net
ve http://www.tbmm.gov.tr/...lop/owa/e_posta.uye_e_posta adresindeki tüm
adresler.

4 Comments

  1. TV’lere cikip Atatürk’ü sevmek zorunda kaldiklari söylenebiliyorsa, internette neden söylenemesin ki, simdi mi geldi akillarina…Bunda bir bit yenigi var gibi geldi bana…Cunku Atatürk’ün adini karistirmak birilerinin cok isine gelecektir…

  2. Herkes ayrı bir blogda nefretini döküyor bu olay karşısında.

    Sansür sebebiyle bloglar daha da kopuk birbirlerinden şu aşamada.

    Daha derli toplu davranıp, planlı programlı hareket etmek lazım oysa.

    Neler yapacağız, kimler hangi görevi alacak, kimler hangi önemli adamları tanıyor…. Bunların hepsini tarışacak bir yere ihtiyacımız var.

    Blogger yarın açılabilir. fakat sorun bununla bitmeyecek, siz de biliyorsunuz…

    Bu düşüncelerle blogcuların ve blog okuyucularının buluşup konuyu tartışıp, çözüm üretebileceği bir merkez açmaya karar verdim.

    internetimedokunma.ning.com adlı adresten buraya kolayca kayıt yaptırıp, güçlerimizi ve bilgilerimizi birleştirmeye başlayabiliriz.

    Bir yılı aşkın bir zamandır çoğunuzun bildiği bir blogu yazıyorum. Şu aşamada kim olduğumun çok fazla bir önemi yok, kılıç çekildiği zaman meydana biz de çıkarız.

    View my page on internetime dokunma

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


two × one =