Sanayi

Sanayi bölgesi merakım var. Oto tamircileri. Lehim yapanlar. Atölyeler. Acaip karşılanmasa herbirine giresim var. Oturup ustayla konuşasım, neyi nasıl yaptıklarını öğrenesim, birkaç birşey yapmasını deneyesim. Ellerimin yağını beze silesim var.

Babamın bilye sattığı dükkanını bugün gibi hatırlıyorum. Çok ufak olduğumdan herhalde görüntü hep aşağılardan. Ama pasajın koridorunu, odaları, ışığı gözümün önüne getirebiliyorum. Sonra kumaş yapıştırdıkları o fabrikayı. Aşağıdan bir top kumaş, yukarıdan bir top kumaş, teknede sıvı, kesif kokulu tutkal, dönen büyük silindir. Kumaşın tek tarafını tutkallardı, kumaşlar sıcak silindirden geçer, birbirlerine yapışırlar, kenarlarından tutkal sızardı. Ben iki kumaş tam birbirini bulsun diye kenardan çekiştirdiğimi de hatırlıyorum.

Sonra oyuncak fabrikası. Asit banyosunda yüzen kalıplar. PVC’yi şekilsiz alıp oyuncak kafasına, bacağa, kola çeviren makinalar. Kıyafet kalıpları vardı oyuncaklar için. Masada çizerdim. Kesilirdi. Dikilirdi. Oyuncak kafaları boyanırdı. Tek tek. Sprey boyayla, kalıplara.

İşçilerle oynadığımız voleybol ve ping pongu hatırlıyorum. Fabrikanın çalıştığı üç farklı binayı. Ama ilk binayı severdim ben. Kat kat olmuştu duvarları. Boya üstüne is üstüne yağ. Bir tek keskin noktası yoktu binanın. Herşey yuvarlanmış, köşeler yumuşamış, binanın üstünde kalın bir palto var gibiydi. Merdivenleri bile organikleşmişti. Boya kokusu, tutkal kokusu, plastik kokusu.

Babam 6 yıl kadar önce kan kanseri olduğunu öğrendi. Hemen alıp götüreveren cinsten değil. Dikkatli bakımla kontrol altında tutulabilinecek bir cins.

Ne olduğunu araştırırken öğrenmiştim: Kanser yapan bazı kimyasal maddelerin ciltten içeriye girmesi yüzünden de oluyormuş. Birden, o kadar sevgiyle hatırladığım o fabrikalar geldi gözümün önüne. Babamın kollarını sıvayıp, asit banyosuna girişmesini. Tutkalla oynaşmasını, kalıplarla yatıp kalkmasını. Boyaların altından seçilmeyen parmaklarını. Bütün milimetresine tapındığım o tabloları. Bir babanın kızının beyninde yarattığı mitolojinin detayları.

Şimdi öğrendim ki, sonradan arasının bozulduğu ortağı da kan kanseriymiş. Hatıralarım kanserli. Yine de hiçbiryerlerini sevmekten vazgeçemiyorum.

6 Comments

  1. Şimdi öğrendim ki, sonradan arasının bozulduğu ortağı da kan kanseriymiş. Hatıralarım kanserli. Yine de hiçbiryerlerini sevmekten vazgeçemiyorum.

    Güzel bir roman tadında anı okudum kutlarım değerli emeğinizi,Saygılarımla.

  2. hüthüt kuşunu ararkene,
    (“iç ses”-alakasız başlıklar off genemi, aa dur bi bakim, “5 dka sonra”- iimiş :))

    kanser dimi? konu hep kansere çıkar zaten her kimyasalda :/ nefret ediyorum 🙁

  3. Bugün hala, pek çok şeyin yapımında kullanılan kimyasallar insan sağlığına zararlı. Ben işim gereği tekstil kısmını biliyorum sadece. Büyük markaların sadece üretenlerin sağlığını düşünerek yasaklamaya çalıştığı pek çok kimyasal madde, hala yaygın olarak kullanılıyor. Satın alanları, yani öncelikle markaları, sonra da tüketicileri suçluyorum ben. ‘Kullanan açısından bir sorun yok, neden üretimde daha ucuz olan madde yasaklanıyor?’ sorusunu çok cevapladım. Çünkü üretim aşamasında işçilere zararlı! Ama kimin umurunda?

  4. bızım rahmetli peder de “kan kanserinden ” gitti…
    İş makinaları.. arızalar.. şu bu. çocukken görürüdüm. bişi bişi olurdu. motor hava yamış mazot yok.. harala gürele. bi hortum bakardım. ağzıyla hüüp hüüp çekerdi hortumdakı havayı.. sonrada güldür güldür akardı mazot.. yutmaz mıydı hiç.. yutardı tabiki.. admcaazı bildim bile. hasta olduğunu bile bilmem. onca yıl belki bır kere dişini çektirmişti.. hastalık bilmezdi.. sonrası bir geldi pir geldi.. kan kanseri….
    Hasta bu…bigün yolda yürüyoruz (hastalığın aşamaları psıkolojık etkılerı de var..ne yaparsan yap yine de yaranamadıgın anlayış falan neyse)..
    “lan” dedi bana..”bu nereye kadar gidecek” dedi ekledi.. “hiç ” dedi.. “taşıma su ile değirmen döner mi lan” dedi.. (habire kan arama kan bulma kan takviye şu bu durumları)..
    “ay a..na koyim ” dedi.. “vampir oldum resmen milletin kanını içiyorum” dedi…
    bööle bi realist adamdı işte.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


four × two =