Saçlarım

Belki uğraşması, değiştirmesi, şekillendirmesi, bir şekilde kontrol edilmesi kolay olduğundan, saç sadece kıl değil de, basbayağı sembol. Okulda kurallara göre illa enseye değmeyecekse (ki üstün altı kontrol etme veya en azından kontrol haklarını ortaya koyma yöntemi olsa gerek) mutlaka bir yolunu bulup değdirmek lazım. Kapıda elinde makasla bekleyen otoriteye karşı ayaklanış. Babadan gizli atılmış birkaç gölge. Oğlanların şapka altında sakladığı lüleler.

İçi daralan kadının kuaföre gidip saçını kızıla boyatıvermesi. Boşanınca kestirmesi. Bir çeşit ritüel.

Babam kanser tedavisine başlarken, nasıl olsa saçlar dökülecek, tellerin yavaş yavaş ele gelmesi yerine işi kökünden halletmeli diye saçını kızkardeşime sıfır numara traş ettirmişti. Fotoğraflarını bana yolladılar. Saçlı hali. Traş ederken. Saçsız.  Sadece saç uğraşısı değil; yoksa fotoğrafı çekilip tarihe geçirilme ihtiyacı duyulmaz. Kanserli ve tedavili yaşama, hayatın yeni bir noktası. Artık başka olmak. Bundan sonra.  Yine bir ritüel.

Antik Yunanlar cenazede saçlarını keserlermiş. Gelinlerin saçı kesilir, saçlarından lüleler gençkızlığa veda anlamında Artemis’in tapınağına bırakılırmış.  Evlilik hayatın çocukluk devresini sona erdiren, yeni bir devresi. Ölümle akraba. Benim oğlumun saçını ilk kestiğimde bir lülesini saklamıştım. Saçını kesmek büyümekte bir adım. Lüle, bebekliğine sarılıp bırakmayayım diye. O andaki vücudundan bir parça bende kalsın.

Yine Antik Yunan’da oğlan çocukların erkekliğe geçişinden de saçlarını keserlermiş. Törenle. Mitolojisi tanrılara adanan lülelerle dolu. Aşil’in babası, oğlunun kızıl saçlarını tanrılara söz vermiş.

Samson’un saçlarında sadece kaslarının değil, erkekliğinin de gücü ve saygınlığı vardı herhalde. Ne zaman ki ipleri kadın eline bıraktı, o zaman tilki beyinli sevgilisi saçını kesip aldı gücünü elinden. Tek tanrılı dinlerin kılıbık erkeklere ihtarı.

Medusa’nın yılanlardan saçı…

Bazı kültürlerde evden ölü çıktıysa bir süre saç kesmek ayıp sayılır. Kendine bakmanın bir işareti olarak. Aynaları örtmek gibi birşey.

Etiyopyalı Rastafaryanlar saçlarını değil kesmek, taramazlarmış bile. Hintliler’in saç kesmesi tamamen dini anlamlarda. Erkek Sihler saçlarını asla kesmez, türban içinde saklarlar. Dinci Yahudiler’in saç biçimleri de sıkı kurallar altında tutulur. Erkeklerin lüleleri hariç, her taraf kısa, kadınlar evlendikten sonra saç kesilecek ve türban altında tutulacak.

Avrupa’da yüzyıllarca kadın saçı en zorlu şekillere sokulmuş. Tek başına yapması mümkün olmayan stiller. Evde hizmetçilerin olduğuna işaret.

1920’lerde kadınlar kazandıkları haklarıyla birlikte bir de bob stil saçla dolaşmaya başlayınca tutucu kısım fenalıklar geçirmiş. (Saçının stili kolay kadın, kendi kolay kadın. Erkeksileşen kadın.)

Rapunzel gibi saçını sarkıtıp kurtarılmayı bekleyen kadın yerine.

Bütün insanlığın bir saç yolculuğu var demek. Dine göre, kültüre göre. Bir de kişisel yolculuklar var. Benim yolculuğum var.

blog111

(Ortada ben ve solda aynı saçın yolcusu bir can arkadaşım. Lise 1 olmalı.)

Benim kafamdaki saçtan beş kişiye peruk çıkar. o kadar boldur. Ve kıvırcık. Küçükken saçım kesilmez de, daha çok kırpılırdı. Berber şöyle ağız bükerek parmaklarını saçımın içine sokar, parmaklar kıvırcıklara takılır, kafadan çekiştirile çekiştirile kurtarılır. Sanki saçın sahibi çocuk tarafından bir ayıp işlenmiş gibi, farklı olmaktan dolayı küçük düşürülme konusu.

Sınıfta soğuk-sıcak oyunu oynanırken, saklanacak obje hep benim saçlarımı bulurdu. Kimse başkasının saçına dokunmazken, tanıdık dokuda olmadığından, saç da sayılamayacağı için herkesin eli benim saçımdaydı. En iyi niyetle kafanın üzerinde zıplatılan avuçlar, Koyun gibi!!!! Koyun gibi çığlıkları.

Bilmem dikkatinizi çekti mi, müşteri olarak girmeseniz bile kuaför saçınızı parmaklarının arasına alıp, illa nasıl da yanmış olduğuna dair bir laf etmek ihtiyacı duyar. Ben kuaföre müşteri olarak gitmeyeli yaklaşık 17 yıl oluyor, şaka değil.  Ama birilerini beklemek için, Türkiye’de girmişliğim vardır. Genellikle saçımı ellediklerinde ben de aynen onların kafasına koyuyorum elimi. Tuhaf bir deneyim oluyor. Bakışıyoruz bir süre.

Önce Çaresizlik Dönemi. Ne halt edileceği bilinemeyen saçlar. Neyse ki Michael Jackson vardı o zaman, saçımı kendisine benzetmek için önce biryantin ve sonra jöle kullandım bir süre.

Sonra her kıvırcık saçlı kadının geçtiği İnkar Dönemi: defrize. Bir çeşit kendini red. Ortama uyma çabası. Hatta bir de boyama! Hem de sarı. kontrolün elde olmadığı feci okul dönemine bir perde çekilip, genç kadınlığa doğru gidişte bir dönem. Yunan ritüellerini hatırlatmadı mı? Bir cenaze, bir doğum.

Bir süre doğalla doğal olmayan arasında itiş kakış. Renk doğala dönüyor ama düzleştirmede kararlılık. Kadın olmaya doğru. Ne zorlu bir yol!

Sonra kıvırcık. Ama daha hazır değil. Saçımın tam arkasında, bir avuç yeri traş ederdim ki saç az görünsün. Tüm bunları tam tarihiyle hayatımdaki dönüm noktalarına oturtsam, hepsi birbirine bilmece gibi uyuverecek. Korkutucu birşey!

Sonunda kadın oldum ben. Birden saçımla barışıverdim. Birden değil, çocukluktan genç kızlığa, oradan genç kadınlığa ve sonunda kadınlığa varan yol nasıl ağrılıysa, öyle ağrılı. Ama bir gün içinde. Ama tamamen benim, tek başıma kazandığım zaferim değil. 15 yıldır Amerika’dayım. Her tür saçın güzel olabileceği kabul edilen, her ırktan insanın kıvırcık, düz, tutucu, yampiri, rengarenk saçla dolaştığı, Türkiye gibi  moda sıkıyönetimi altında olmayan bir ülke. Saçıma övgü gelen bir acaip yer. Ve o 15 yıl, ne rastlantı ki, benim genç kadınlıktan kadınlığa erdiğim yıllar.

(Türkiye’de yaşıyor olsaydım hala veya Amerika’da saçım bu kadar sevilmeseydi acaba… Hakikaten olgunlaştım mı ben, yoksa olgunlaştığımın illüzyonunu yaşatacak bir ortamda mıyım? Yoksa kişisel özgürlüklerin olduğu bir ülkede yaşamak, işte kişisel özgürlüğün olmadığı ülkede yaşayana açıklaması zor olan şey mi bu? Yoksa Amerika’nın bile sevemeyeceği bir saçım olsaydı, hala ergenlik sıkıntıları mı çekiyor olacaktım ben?)

Şimdi saçlarım doğal. Kıvırcık. Gür. Uzun. Saçlarımı çok seviyorum. Onlar benim büyüme hikayem. Acaba 15 yıl sonra bana benimle ilgili ne anlatacaklar? Ve anlatamayacaklar?

blog2222222222

16 Comments

  1. Hayır hayır, bunun yaşadığın ülke ile, tanınan özgürlüklerle hiçbir alakası yok. Tamamen içsel bir şey. Seninle aynı yıllarda benim de saçlarım dümdüz ve cılızdı, öyle ki, normal bir kadının yarısının yarısı kadar bile saçım yoktu. Kuaförler o can sıkıcı dedikoducu ağızlarını yuvarlaya yuvarlaya ayyyy saçların ne kadar zayııııııffffff der, bakım önerileri sunarlardı. Çok gözüksün diye ucuz kuaförlerde perma yaptırıp yakmışlığım bile var. Hatta saçlarıma çoğalsın diye sarımsak sürmüşlüğüm bile var. 1 Yıl kokusu gitmemişti valla. Sonra birden bire saçlarımı sevmeye başladım. Bunun hamileliğimle* de ilgisi olabilir, hamilelik herkesin saçını dökerken benimkini az da olsa gürleştirdi. Ondan sonra da sevdim işte. Şimdi hiç dert etmiyorum. Gene az. Ama bana yetiyor:)

    *Bir kadın evrimini doğurarak tamamlarmış. Bir belgeselde söylemişlerdi. Belki de insanın kendini kabullenmesinin bununla bir ilgisi var. Aman ne bileyim ya.

  2. Sevgili arkadaslar, hepiniz oyle tatlisiniz ki!

    Tabii benim anlattigim sey sacti ama herhalde herkesin bir buyumesi gereken, kabullenmesi gereken, sevmeyi ogrendigi birseyi vardir: kalcasi, burnu, bacagi, vesaire. Yoksa sac bir sembol.

    Ve kim begenir, begenmezler mi, o bile degil konu. Konu kendini oldugun gibi kabullenip, baris imzalamak. Ama o barisi imzalayabilmemin sebepleri acaba buyumus olmam mi hakikaten, yoksa yine disarinin kontrol ettigi bir his mi diye kurcalamak istemistim. :o)

  3. Çok güzel yazmışsın:) Benim de saçlarım ne tam düz ne tam dalgalı. Aynı şekilde kadınların saç renkleri de başka bir yazı konusu olabilir:)Sevgiler…

  4. Sevgili Elif…
    Iki sey:
    1-Saclarin harika…
    2- Cavusoglu’na gittigini gorunce cok sasirdim… Ben de gozum nerden isiriyor diyip duruyordum… 🙂
    Sevgimle…
    ~n.

  5. Aaaa, lutfen Nilufer Necefcigim, okul bandosunun majoruydum bile! Elimdeki sopayi az bandocu kafasina indirmemisimdir yani! :oP
    :o)

  6. Benim saçlarım sizinkinden de kıvırcık… Hani zenci kıvırcığı derler ya o cinsten… Bende saçlarım yüzünden türlü türlü lakaplar edindim. Gulit, merinos koyunu, kuzu, bonus vs.vs. 25 yaşındayım 4 yıldır defrize ile kullanıyorum. O kadar sıkıldım ki… İstediğim zaman banyo bile yapamıyorum. Fön makinası ve pres’e bağlı bir hayatım var. Kıvırcık saçlarımı özlemiyorum. Düz olsun istiyorum ama bu şekilde uğraşmaktan da çok yoruldum. Uçları düz dipleri kıvırcık ve saçlarım kısa olduğu için kıvırcığa da geçemiyorum. Kısacası tebrik ederim. Demekki ben hala kendimi olduğum gibi kabullenemiyorum.

  7. Sevgili Evenstar, yanlis anlasilmasini istemem: kendimi oldugum gibi kabul etmekten kastim, kivircik sacimi dogal birakip olabileceginin en guzel haline sokmakti. Yoksa tamamen kendi haline biraksam sokakta yatan deli insanlar gibi gorunurum!!!! :o) Benimki ne yapacagimi ogrendikten sonra bu hale geldi, yoksa benimki de zenci kivircigidir.

    Eger bu bloga geri donup de bu yorumu okursaniz diye yaziyorum: sacinizi uzatin. Uzarken bir felaket olacak ama uzatin. Defrizeden de vazgecin. Sonra her sabah yikayip, suyun altinda tarayin. Dustan ciktiktan sonra havluyla sikarak ama sakin fazla oynamadan suyunu alin. Ne kadar ellerseniz, luleler o kadar acilip feci birsey oluyor. Ve simdi siki durun: sacinizi ayda birden bile az sampuanlayin! Evet, igrenc gibi geliyor ama ben bunu Amerika’da sadece kivircik sacla ugrasan, cok unlu bir kuafor var, ondan ogrendim. Bu kuaforun ulkede birkac yeri var ve aylarca sira bekledikten sonra gidilebiliniyor. Ben sadece onerileri aldim (bir kitabi var) ama ise yaradi. Inanin saclariniz kirlenip igrenc olmayacak. Kivircik sac herkesin dusundugunun aksine, cok kirilgan ve zarif. Oyle sampuana filan gelmiyor. Hem de lulelerini kaybedip kabariyor. Siz yikayin ama sampuanlamayin. Dustan cikinca asla tarak surmeyin. Sekle sokup, kabartmayacak cinsten sac fisfisi sikin. (Neydi onun adi????) Burada zencilerin kullandigi, benim de uzatirken cok kullandigim ve annemin kullandigi bir cesit krem var. O damuthis iyi geliyor. Isterseniz inanin ki yollarim. Ne dert oldugunu biliyorum. Ama caresi var. :o) Siz daha cok gencsiniz, ben sacimla barisali 4-5 yil oluyor ve 38 yasindayim!!!! :o) Sevgiler.

  8. Yorumunuzu 4 gözle bekliyordum. 🙂 Cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Şampuan olarak normal şampuan kullanmıyorum. Eczaneden bitkisel bir şampuan alıyorum. Kıvırcık saç dediğiniz gibi çok kırılgan. Saç tellerim çok ince ve en küçük bir işlemde kuruyor. Maşadan dolayı uçlarını sürekli yakıyorum. Bu defa kesiyorum. Bu böyle sürüp gidiyor. İlk defa bu sabah işe gelirken fön ve maşa kullanmadım. Tepeden topladım, sadece kaküllerimi düzeltip çıktım 🙂 Dediklerinizi deneyeceğim. Duştan çıkınca taramamak gerektiğini bilmiyordum. Bahsettiğiniz kremi ismini verseniz Türkiye’ de bulamazmıyım? Size hiç zahmet olsun istemem amazondan falan bir şekilde temin edebilirim diye düşünüyorum. Hiçbirisi olmaz ise yardımınızı isteyebilirim. Çaresi var cümleniz çok iyi geldi. Tekrar çok çok içten teşekkür ederim 🙂 Sevgiler

  9. Evenstar, bazi konular, ayni seylerle bogusan insanlari birbirine destek olmaya itiyor. Biz bir klup kurmaliyiz! :o) Kivirciklar Dayanisma Klubu, Dernegi filan!!!

    Fonlemediginize cok sevindim!!!!!!!! Uzayana kadar baglayip filan idare edin. Onleri de yavas yavas uzatmaya calisin, cunku kivircik birakinca kisa luleler, kivircik, cirkin olur. Ama soyle elmacik kemiklerine kadar uzanan luleler harika gorunecek. Hem dogal, degisik ve romantik! (ma kivircik sac oldugundan kisa gorundugu icin, kahkullerin en az ceneye kadar uzamasi lazim. Sabir!!!!) :o)Irlandali siyahiler denilen bir millet var Irlanda’da. Sarisinlarin ve kizillarin tersine, beyaz tenli ama simsiyah saclilar. Ve kivircik sacli. Onlarin kadinlari uzatir o simsiyah kivircik saclari. Kizil ve kivircik saclilari da var Irlandalilar’in. Onlar da uzatir, lule lule. Boyle savura savura dolasirlar. Nefis!!!! Onlara ozenip kivircik ve uzun saca karar vermistim ben. Oh, ozgurluk gibisi yok. Masa ve fonden ozgur olmak!!!!

    Dustan sonra tarak surmek yok. Yoksa luleler acilir.

    Bahsettigim sey su:

    http://www.lusterproducts.com/products/Pink/01.htm

    Bulamazsaniz, alamazsaniz haber verin. :o)

  10. Elif Hanım,
    İnanın nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Annemin de saçları bizim gibi. Sabah mesajını okuduktan sonra eve gelir gelmez anneme de anlattım. Şimdi ikimizde önerilerinizi teker teker deneyeceğiz. Eve dönerken saç fısfısını da aldım 🙂 Doğru üründür umarım 🙂 Verdiğiniz adresten ürünün adını aldım, amazondan da ürünü buldum. Ancak Türkiye’ ye sipariş veremiyorum. Bu nedenle ben sizin adınıza/hesabınıza masrafını göndersem vaktiniz olduğun da siz gönderebilir misiniz? Çok mahcup olarak soruyorum ancak çaresizliğimi ve çözüm olacağını düşündüğüm herşeye nasıl sarıldığımı anlarsınız diye umuyorum. Gönderemezsenizde ilginiz ve paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle,
    Esra

  11. Benim email adresime adresinizi yazarsaniz, halledecegim.

    info@elifsavas.com

    Aman, ne demek? Internette birbirimizle fikir alisverisinde bulunamayacaksak, yardimlasamayacaksak, sirf magazin okuyup gececeksek hicbirseyin anlami yok.

    Taramak yok, islakken havluyla hafif hafif sikmak var, elle de cekistirmek yok, sadece minciklamak var. Cok degil, luleler acilacak kadar degil. Basinizi one atip saclari one birakip az minciklar ve sonra basi geriye atarsaniz, kendiliginden havali ve hos oluyor. Sonra biraz sprey, tamam! Uzayinca, defrizeler yavas yavas gidince harika olacak. Siz de sacin huyunu alacaksiniz yavas yavas zaten. Sac uzayip agirlastikca kivircigi biraz acilmaya basliyor. Luleler kitik kitik degil, daha bir guzel oluyor.

  12. Merhaba saçlarınız çok güzel.Nasıl bu hale geldi?Benim saçlarım da aşırı kıvırcık zenci kıvırcığı.Sizin gibi olmasını isterdim,ne kullanıyorsunuz?Bu kadar güzel kıvırcık nasıl elde ettiniz?Yardımcı olursanız çok mutlu olacağım..

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


9 + sixteen =