Persli Polis

persepolis.jpg

Dün gece, çok tantanası yapılan Persopolis’i seyrettik. İmaj olarak değil ama konu olarak biraz düş kırıklığı yaşadım. Şah’ın devrilmesiyle ilgili herşeyi bildiğimi iddia edecek değilim ama tarih bilgimi, dökümanter olduğunu belirtmeyen bir filmden, ders seyreder gibi almayı da beklemiyordum doğrusu. Filmde baştan sona izleyiciye el uzatan, izleyicinin farkında olan bir tavır var. O da sanki etki altında bırakılmaya çalışıyormuşum hissi uyandırdı. İzleyiciye sırt çevirmek mümkün değil tabii ama izleyiciyi etkilemek devamlı filmcinin kafasındaysa, tiyatro oyunu gibi, sadece izleyiciye dönük oynanıyor oyun.

Bir de, amcası, dedesi ilginç ve ama kendisi hiç de ilginç olmayan bir kızın hayatını seyretmek rahatsızlık veriyor. Hele molla rejimine kendine göre çıkışlarında kızın ceza görmemesi, filmin mollalardan öç alırcasına, çocuksu “altını çizdim” “bak gördün mü” “bunlar da ne salak” “gösterdim günlerini” havalarına girmesi… Çocukluğundaki yarı masalsı izlenimlerden vazgeçip tembelleştiler kız kadın olunca. Görüntü de tembelleşti. Oysa başta güzel imajlar vardı.

İngilizce altyazılı, Fransızca bir filmi, doğal olarak konuşulanları hiç anlamadan, baştan sona gözleri açık seyretti Anatol. Ben de her dakikasında daha fazlasını ümidederek seyrettim. Belki çok şişirilmemiş olsaydı daha sevecektim filmi. Sanmıyorum. Ama boş bir film değil.

İzlenimler sadece komünist bir ailenin izlenimleri. Ancak Türk seyircisi için alınacak dersler var içinde. Şah devrilir devrilmez gelmedi molla rejimi İran’a. Boşlukta laik kesimin kendine aşırı güveninden İslamcılar’ı bir tehlike olarak görmedikleri anda bir güç vakumu oluştu, vakumun içine zaten bir süredir güçlenen mollalar yerleşti ve referandumla geldiler. Türkler için filmi izlemek, başka milletlerinkinden farklı bir deneyim olacak. Çünkü ne de olsa “İran olabiliriz”.

İngilizce bilenler icin şu siteyi tavsiye edecegim. Persepolis, tarihi ve daha bir dolu konu hakkında çok iyi bilgiler var:

http://en.wikipedia.org/wiki/Persepolis

Ayrıca, İran Devrimi hakkında iyi bir site:

http://en.wikipedia.org/wiki/Iran_Revolution

6 Comments

  1. Aslinda sen oyle bir sehirde yasiyorsun ki, onun arkan sagin solun canli kaynak!

    Ben de pek cok hikayeyi Iran`dan kacip Amerika`ya, Isvec`e yol alan, ara surecte Turkiye`de yasayan Sah sever gecici komsularimizdan dinlemistim.

    Dedigin gibi konuyu iyi bilmekte milletimiz icin fayda var!

  2. Gercekten film hayal kirikligi mi? 🙁
    Siradaki filmim oydu izleyecek ve merak da ediyordum acikcasi…

    Diger dediklerine de katilirim bu arada. Herbirimizin az cok bu mollalardan kacmis aydin, okumus Iranlilarla bir karsilasma ve hikaye dinleme anisi vardir az cok… Durum ortada…

  3. Kitap versiyonu belki yadirgadigin bazi yönler acisindan filme göre daha iyi anlatima sahip. Hem 4 ayri kitapta karakterlere ve Iran’a dair detaylar daha fazla yer tutuyor. (filmde Avusturya tecrübesinin alti daha fazla cizilmis gibi…) Imkanin olursa okumani tavsiye ederim. Ote yandan madem kizin akrabalarini daha ilginc buldun “Embroideries” ve “Chicken with plum” kitaplarina da göz at!

    Marjane ile ayni yaslarda olan bir Iran’li arkadasim genel olarak molla rejimi ve iran-irak savasina dair konularin oldukca gercekci bir sekilde, fazla abartmadan anlatildigini söylemisti filmi izledikten sonra.

    Bu arada blogunu yorum biraktigin bir baska blog (simdi hatirlayamadim) uzerinden bulmustum. Takip ediyorum. Tebrik ederim.

  4. ilk yorumum olacagi icin, merhaba.

    bu blogta beni rahatsiz eden cumleler oldu.
    oncelikle, bir filmin sisirilip sisirilmemesi filmin ortaya koyulup izleyici onune sunulmasi anindan itibaren elestirel sinirlarin disinda birakilmalidir.
    filmleri populer oldugu ya da sisirildigi icin takip eden bir kitle olabilir.
    bir de, bu film de cok sisirildi be, diyerek ayni tavri ters acidan ele alan bir baska kitle daha var.
    yok ikisinin birbirinden farki.
    film yapilmis, ortaya koyulmus.
    ona gosterilmis olan ilgi izleyiciyi etkiliyorsa, cok da saglikli bir bakis acisi olacagini sanmiyorum.

    ikincisi, film kahramanina yuklenen misyon.
    ilginclikleriyle, hatta olabildigince ilginc ilginclikleriyle on plana cikarilmis kahramanlarin oldugu say say bitmez pek cok holivud filmi var. dert edilen buysa…
    gayet siradan insanlarin siradan yasamlarindan siradan kesitler sunan oldukca guzel filmler var. birakalim da, verilmek istenen ilginc olmadigi dusunulecek siradan bir kisiyse, oyle kalsin. sinema kahramanlik destanlari icermek zorunda degil her zaman.

    ayrica sizin yaziniz filmin benim onume koydugu dayatmadan cok daha fazla dayatma koymus gibi hissettim mesela…
    oysa ben de ayni filmi izledim ve hic oyle hissetmedim, hala da hissetmiyorum.

    aslinda yazmak istedigim daha cok sey var ama…
    simdilik bu kadarla yetineyim 🙂

    iyi seyirler… 🙂

  5. Merhaba Levent!

    Elestirinin birinci elestirisine: benim zevklerime dokunan sebeplerle sisirilmis filmlerden kisisel olarak baska beklentilerim oluyor. Karsiligini alamayinca husran! Cunku hayat kisa, filmler bol!

    Elestirinin ikinci elestirisine: etrafinda Iran’in en onemli olaylarina taniklik etmis insanlar varken, bir kizin cok da derin olmayan ask hayati, pek de iyi anlatilmadigindan olacak, beni sikti dogrusu. Hicbirsey anlatmayan, kahramani olmayan filmlere bayilirim. Birsey anlatiyormus gibi olup da, eh iste filmlere bayilmam.

    Son olarak; fikirlerimi dayatacagim tabii! Burasi benim kraliyetim (ya da kraliceligim!), tum yazilar en subjektifinden subjektiftir. :o)

    Hosgeldiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


one + seventeen =