Oylesine

Çok sevdiğim, canımın içi, manevi kardeşim bir arkadaşım bana mesaj yollamış da sormuş: tepen mi atık? Blogdaki son girişten bahsediyor. Tepem atık mı? Yok, açıklaması var da, atıklıktan çok daha başka birşey. Üstelik yazılası şey değil.

Tepemin atmış olabileceği zannını kaldırmak için, şimdi birşey düşündüm de, palalanmış Kenyalı’nın üstüne iyi gider diye yazıvereyim şuraya.

Sibirya Soğuğu geliyormuş ya Türkiye’ye, annem diyor ki alın çatlatan bir soğuk… Acaba diyorum, Rus Salatası’nın ismini Amerikan Salatası diye değiştirdikleri o Soğuk Savaş günlerinde, kışın Sibirya’dan Türkiye’ye soğuk gelmesine izin var mıydı, yoksa o da mı yasaklıydı. Yoksa yoksa, zaten o Allahsızlar’dan iyi bi bok gelmez diye, üstüne basa basa, altını çize çize mi Sibirya Soğukları’nın geldiğini söylüyorlardı TRT’de?

Bizim ülkede kötü şeyler içeriden doğmaz zaten. Çöl sıcağı Afrika’dan, Kutup soğuğu Rusya’dan. Üzerinde kurulduğumuz toprağın altındaki zelzele fayı bile taaa nerelerden geliyor! Kuş gribi Uzak Doğu’dan. Dincilik taaa Amerika’dan. Başka? Yahu, göğsümüzü gere gere Türk malıdır diyebileceğimiz bir afetimiz, felaketimiz yok mu????

Yok, vallahi de, billahi de tepem atık değil. Tarzım bu, ne yapabilirim?

6 Comments

  1. Üstümüze toz kondurmayız, burnumuzun ucunu görmezlikten geliriz…bizi de kimsecikler adam yerine koymaz…öyle kendi kendimize gelin güvey olur yaşar gideriz…ne garip bir milletiz biz…

  2. Türk felaketleri : Sedyeden adam düşürme (son üç ayda en az 4-5 haber duydum), şehrin ortasında sevinç kurşunları (?!) ile balkondaki/penceredeki ev hanımı ve çocukları “bonus”ları vurma, yine şehrin ortasında işi bitmiş ama kapatılmamış kanalizasyon çukuruna otomobil ile düşüp ölme, kapkaççı tarafından sürüklenip yaralanma veya ölme.. aklıma ilk gelenler bunlar…

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


10 − two =