Osman, Osman!

Matrak: Osmanlı’da, askeri eğitimde pala yerine kullanılan tahta.

Bizim ailenin gelenek ve mitolojisine göre, annemin babası tarafından, 1453’te İstanbul’un fethiyle şehre gelen ve Fatih Sultan Mehmet’in ibrikçibaşısı olan bir er kişi soyundanız. Ben bunu çocukluğumdan beri biliyorum. O zaman bahsedilen İbrikçibaşı’nın görevinin, Fatih tuvalete gidince ibriğini taşımak olduğunu sanırdım. Hatta acaba Hükümdar, kenefte bile rahat bırakılmamaktan rahatsız olmaz mıydı diye, kendi adıma hayıflanırdım. Ama aslında yemekten sonra elini yıkasın diye ibrik taşıma görevi olabileceğini düşünüyorum şimdi. Bu tür görevler yapanlar, kolaycacık daha yukarılara terfi olur, hatta eyaletlerde yöneticiliğe bile yükselirlermiş. Benim dedem İbrikçibaşı’ya ne olduğunu bilemiyorum. Çünkü bu tarihçemizi iyi bilen, annemin amcası ne yazık ki ben küçükken öldü ve annemler, anlatılarak kuşaktan kuşağa geçirilen bilgileri kağıda geçirmeyen bir milletin çocukları olarak, öğrendiklerini bir süre sonra unuttular.

Ama ailemin en azından bir ayağının, ta o zamanlardan beri İstanbul’da olduğunu iddia edebilirim. Baba tarafımdan Muhammed’in akrabasıymışım ama o da başka bir hikaye.

Annem bizi ziyarete gelirken, birkaç Stefanos Yerasimos kitabı getirtmiştim. Osmanlı yemekleriyle ilgili kitabı zaten vardı ve en az beş tarifini yapmışımdır. (Çok lezzetli oluyorlar, haberiniz ola.) Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye adlı kitaplarını ve Topkapı Sarayı’nda Yaşam adlı kitaplarını getirmiş. Bahsettiğim ilk kitap grubunu (3 cilt) okumuştum. Edebi olarak pek güzel değiller. Yani demek istediğim, bir cümleyi kurmanın bin türlü yolu var, bu kitaplarda seçilen yollar en anlaşılır, en cazip biçimleri değiller. Ama verdikleri bilgi hatırına zevkle okumuştum. Topkapı Sarayı’nda Yaşam’ı da bugün bitirdim.Lıkır lıkır giden bir kitap. Hepsini tavsiye ederim. Yazarın başka kitaplarını da okuyacağım. İstanbul’un her tarafını tarihiyle, hikayeleriyle bilir, kapı tokmakları hakkında bile anlatacak şey bulurmuş. Kendisiyle tanışmayı, İstanbul’u onunla gezmeyi isterdim. Yerasimos’u maalesef çok genç denebilecek bir yaşta kaybettik. Anısına, aşağıya Sultan Sofraları adlı kitabına koyduğu, Senbuse adlı tatlıyı yazıyorum. Şirvani adlı bir adamın yazdığı yemek tarifleri yazmalarından alınmış. (15. yüzyıldan kalmadır.)

200 gr. toz badem

375 gr. şeker

50 gr. gülsuyu

baklava yufkası (Normal yufka da güzel oluyor. Amerika’da yaşayanlar phillo dough denen, Yunan yufkasından kullanabilirler bence.)

1/2 litre sıvı yag

1 kahve kaşığı (ya da gerektiği ve sevildiği kadar) tarçın

125 gr. şekerle bademi ve gülsuyunu karıştırıp bir çeşit hamur yapıyorsunuz. Yufkaları, muska böreği yapacak gibi, bantlar şeklinde kesiyorsunuz ve bu hamurdan bir tutamı, bandın köşesine koyup, sonra üçgen muska şeklinde sarıyorsunuz. Yağı tavada ısıtın. Bu börekçikleri kızartın. (Büyük bantlar yapmayın ki, börekler de kocaman olmasınlar.) 250 gr. şekerle şurup hazırlıyor, bu kızarmış börekleri şuruba atıyorsunuz. Sonra çıkarıp tarçınlıyor ve kitabınızı okurken afiyetle yiyorsunuz. Bu tarif orijinali. İsterseniz muskayı sararken yağlar ve fırında pişirirsiniz. İsterseniz kızardıktan sonra şerbetlemek yerine, üstüne şeker serper veya bal dökersiniz.

Bu tatlıya ayrıca 1582’de 3. Murad’ın oğlu için yapılan sünnet düğünü kayıtlarında da rastlanıyor. Kim demiş tarih yenilmez diye?

15 Comments

  1. Ne sulaleymis sizinki de yahu, Fatih, Muhammed… Pasa torunuyum diye ortalikta gezinenler utansin 🙂
    Tarifin icindekilere bakarken yarim litre yagi gorunce ohaaa demistim ama kizartma yapilacagini okuyunca rahatladim 🙂 Inan tadi agzima geldi, benim su iran marketinde gul suyu gordum, kucuk bi sise alip yapmali. Super ya, ben bu kitaplara bakayim online varsa ismarliyayim, yoksa annem ve ablam geliyo Mayis’ta, onlara ismarliyayim. Ay heyecanlandim.

  2. Elif hanım merhaba, baba tarafından Muhammed in akrabasıyım diye yazarken cok sıradan birinden bahseder gibi yazmışsınız, peygamberimiz Muhammed (s.a) in akrabasıyım demek zor degildır umarım sizin için, inanın ona akraba olabilmek bu dünyadaki en yüce şerefdir, bunun degerini bilenlerden olmanız dilegiyle………

  3. Su aile agacina ben de kafayi takmistim. Anne tarafinin da baba tarafinin da enteresan hikayeleri var ama soyadimizin nereden geldigini bile ogrenemedim 🙁 Zaten ailede benden baska bu konularla ilgilenen olmadigi icin benim de arastirmalarim baslamadan bitti 🙁

    Bu arada tarifin cok enfes yapilmali ve yenmeli….

  4. Bir arkadasim askerligini bir pasanin postasi olarak yapmisti, getir gotur isi iste. Yemekleri de once o tatmak zorundaymis mesela, hani pasaya bir suikast olur falan ! Ama Osmanli da o isi de ayri yapan vardi sanirim, padisahin yemeklerini biri tadiyordu mutlaka once. Bir sekilde devam yani:)

    Osmanli`nin her yemegini zengin bulurum ben de, icine konan seylerin bollugu, cesidi Turk mutfagindan ondedir. Senin de vardi bir Osmanli tarifin bu blogda, yapmistin da resmi de vardi hatta, agzim sulanmisti 🙂

    Tatlinin adi da cok hos, Senbuse 🙂 Hic duymamistim.

    Osmanli`yla ilgili Murat Bardakci`nin yazilarinda da ilginc seyler cikiyor. Kitap da cikarmistir herhalde.

  5. Acalya, iyi kitaplar bunlar. Bazen iyi kitaplar, bollukta kaybolup gidiyorlar.

    Nevra, hosgeldiniz! Muhammed, tabii siradan biri degil. Ben Musluman degilim, o yuzden peygamberimiz demem ve S.A. diye eklemem tuhaf olurdu. Muhammed deyince, Muslumanlar’in peygamberi Muhammed diye yazmak da pek yapmacik; cunku herkes kimden bahsettigimi hemen anlar zaten. Muhammed, anladigim kadariyla, dinen herkesi esit gordugune gore, herhalde soyundan gelen birinin boburlenmesinden de hosnut kalmazdi. Mesela, Suudi Arabistan’da, belimize yesil kemer takip dolasabilirmisiz ki, bence hic hos degil. Muhammed’in soyundan geliyor olmam, benim icin sadece enteresan bir bilgiden ibaret.

    Ozlem, ben de iste boyle boluk porcuk seyler biliyorum. Zaten gercekliklerini kanitlamak da zor. Ama daha ne garip hikayelerim var aile agacina dair, bir zaman yazarim.

    Cano, aman aman! Ne zor is, deney faresi gibi!!! Insan kendini hep zehirlenmis sanir, yedikleri zehir olur. Senbuse, Frasca ucgen demek. ama aslinda ben yazamiyorum da, u’nun ustunde sapka var, o zaman opucuk gibi oluyor, degil mi? Hakikaten, anlamindan daha zarif bir isim.

  6. Simdi bakayim dedim o Osmanli yemegin neydi diye, Terkib-i Seferceliye imis, ne demekse, terkibi anladim da 🙂
    Ama resmi yokmus, hemen altinda italyan usulu pisirdigin sebzeli dil resmi varmis, sulandigim oymus :))
    Iyi ki de bakmisim eski sayfalara, arada pideyi, tahin helvani kacirmisim, okumamisim. Sen bu blogun yerken bolumune cok torpil geciyorsun gibi :))

  7. Cano, bir Osmanlica sozlugum olsa bakardim seferceliyenin anlamina. Aslinda yaptigim, blog icin yemek pisirmek degil de, o gun yaptiklarimi bloga not dusmek. Tabii, gunde en az iki kere kumanya cikan evin tarifi de bol oluyor! :o)

  8. Ben de Osmanlı tarihi okumayı seviyorum. Özellikle günlük hayat ve saray hayatı hakkında bulabildiğim her kitabı okuyorum. Şimdi senin yazdıklarını da okuyacağım.

  9. Osmanlı tarihi okumak ancak zorla olmadığında güzel oluyor. Doktora yeterlilik sınavına hazırlanacağım diye Osmanlı hakkında bir ton kitap okumak zorundayım. Hatta zamanında biraz Osmanlıca bile öğrenmiştim, ama nankör bir dildir. Eğer düzenli olarak okuma yapmazsanız unutursunuz.

    İstanbul üniversitesi hocalarından Sencer Divitçioğlu 60’lı yılların sonlarında ünlü romancı Kemal Tahir’in teşvikiyle Osmanlı’yı Marx’ın teorisi ile inceleyen bir kitap yazmış: “Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu”. Ondan sonra Osmanlı ile ilgili tartışmalar başlamış ve 70’lerin ortalarına dek sürmüş. Çok da yararlı olmuş bence. Maalesef bugün artık bu türden tartışmalar yapılmıyor. Osmanlı ile ilgilenenlerin önemli bir bölümü şimdi dincilerden oluşuyor. Bunları “Osmanlı milliyetçisi” diye nitelendirmek yeridir. Ancak ilginçtir, Orhan Pamuk’un Boğaziçi üniversitesinde profesör olan kardeşi Şevket Pamuk, Osmanlı üzerine araştırmaları olan tanınmış bir iktisat tarihçisidir.

    Bir defasında master dersinde iken arkadaşlardan biri, Osmanlı’nın başka yerleri fethedip oraları haraca bağladığını ve bunun haksız olduğunu söylemişti. Hoca da celallenip “Sen bir Osmanlı torunusun, bunu nasıl söylersin!” demişti. Şimdiki araştırmaların bir bölümünü ne yazık ki böyleleri yapıyor. Bunlara sorsanız size Osmanlıyı öve öve anlatırlar, ama “Osmanlı niye çöktü?” derseniz sadece kem küm ederler. Türkiye’nin azgelişmişliğini Osmanlı’dan başlayarak incelemek lazım.

    Sosyolog Emre Kongar’ın “Tarihimizle Yüzleşmek” diye güzel bir kitabı çıkmış. Genel okuyucu için yazılmış kolay bir dili olan kitap. Bulabilirsen okumanı tavsiye ederim.

  10. Acalya, sen de sunnetlendin, aramiza katildiiiin! :o) Ayse Onal’la film icin roportaj yaparken bana demisti ki, cocugu ona takiliyormus: Yahu sen ne bicim solcusun? Ne bicim vatanseversin? Bir kere bile hapse girmemissin. Butun arkadaslarin girmis, senin neyin eksik? Sen de gir.

    Birden onu hatirladim. Bazi yazilarin tepki cekmemesi imkansiz. Yoksa cok havadan sudan yaziyorsun demektir. Evet, yemekten, filmden, gezdigimiz yerlerden sozetmek guzel ama insan politik hayvanmis. Nihayetinde birseyler soyleniyor birilerinin hosuna gitmeyen.

  11. Sefercel ayva anlamına gelen arapça bir kelimeymiş.Üşenmedim gidip kütüphenemdeki Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe lügatine baktım:) Üniversiteden mezun olduktan sonra bu sözlüğü hiç kullanmamışım, sayende hasret giderdik.

  12. Bliyaal, ne guzel seyler yazmissin yahu!

    Haklisin, Osmanli konusu bir tek kesimin eline gecti galiba. Ben Macaristan’a gittigimde, bir kilise/camii/kilisenin icinde, Osmanlilar oralari alinca kiliseyi camiiye cevirirken suslemeler yapmislar, onlari gormustum. Bugun kilise haline geri getirilmis ama Osmanlilar’in eklemelerini birakmislar. Bir de hic Ingilizce bilmeyen bir ailenin evinde, pansiyoner olarak kalmistik bir gece. Sarkilar soyledik. Onlar Osmanli’dan kurtulus sarkilarini, ben oralari kaybettigimiz zaman duzulen agitlari. Sonra paylastigimiz kelimeleri bulmaya calismistik: pabuc mesela!

    Sanirim Yerasimos’un bahsettigim kitaplari, senin dedigin azgelismislik koprusunu kuruyor. Senin bahsettigin kitaplari da okuyacagim.

    Sana kolay gelsin! Seninki gibi beyinler lazim bize.

1 Trackback / Pingback

  1. buy adderall

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


five × 2 =