O tostu yerim ulan ben!

 

Insan beyni, ne guzel sey, kaostan duzen arar, bosluklari doldurur, yalnisliklari duzenler. Yastikta yan yatar, gozden beyine fotograflar yan gelir ama beyin mantiksiz bulur da duzeltiverir soyle bir milyonda bir saliselik fiskesiyle.

Bir de herseyi insan yuzune ve goruntusune ve tanidigi objelere benzetmeye calisir. Mesela bulutlara bakarsiniz- ah iste surada tombik bir cocuk yuzu, orada kartal, surada tren, burada makas. (Mesela beynim bu listede duzen aradi da once cocuk dedim, araya kartal girdi ama beynim hadi ordan, cocuktan sonra tren gelir ama bir de tren makasi vardir diye giriverdi araya.)

Ben golgelerde, duvar boyasi bozukluklarinda yuzler gorurum hep. Bana Leonardo’nun skeclerini hatirlatan, burnu, elmacik kemikleri cikik suratlar. Karanlikta masa ortusunden urkmem de bu yuzdendir. Beynim onu bildigi gibi yorumlama ister. Yok der, oraya bir korkunc yaratik cokmus, bak bacaklarina, sirtina…

Insanin hayal gucu de tabii hayatindaki mesgaleyle ortusuyor. Ben resim severim, Leonardo’nun skeclerini gorurum, futbol seyircisi tanidigi bir futbolcu gorur, kucuk cocuk zombi secer vesaire. Ikide birde tost ekmeginde Isa, Musa, domateste hac gorenlerin mesgalesi de demek dini goruntuler. Beyine hayran kalmamak mumkun degil de oyuncagi oldunuz mu ya komik kaciyor, ya cirkin.

Gozunden kanli yaslar akan Meryem heykelleri vesaire, insanin ici bunaliyor haberlerde okumaktan. Yazik degil mi o heykele, rutubetli yerde demek, icten ice kufleniyor mudur nedir? Bir caresine baksalar da kuma donusmese?

Mumbai’de bir Katolik kilisesi varmis, o kilisenin duvarinda da bir Isa heykeli. Ne guzel sanat! Cok da guzel yapilmis. Ama birden bire sular akmaya baslamis heykelden. Inananlar mucize ilan etmisler. Ellerinde minik kaseler, akan suyu toplayip icmisler, ellerine, gozlerine, yaralarina surmusler ki dertlerine deva olsun. Ama birgun adamin biri gelip ayol o pis su icilir mi, tikanik kanalizasyon borusundan geliyor demez mi? Ne dersiniz? Kanitla. Hayir, iste o noktada beyniniz sizi uyutmus oluyor bazen, kanitla demiyorsunuz da seni din dusmani seni diyorsunuz. Adami tehdit ediyorsunuz ve hatta o kadarla da kalmiyor, Hindistan Devleti’nin dinlere hakaret etme kanunundan adami hapse tikma islemlerine basliyorsunuz. (Demek Hindistan’da butun dinlere ayni siddetle saygi duydurtturuyorlar. Turkiye’deki gibi bazisina ana avrat hakaret edip, kucumseyip, digerleri hakkinda hicbir laf edemiyor degiller. Hepten laf edemiyorlar. buna esit ozgursuzluk diyelim.) Adam da ne yapsin? Finlandiya’ya iltica ediyor.

Mumbai’nin Katolik basisi Kardinal Efendi demis ki, ozur dilesin, affedelim. Konu kapansin.

Anlamadim ki neden ozur dileyecek? Insanlarin bok ve sidik suyu icmesine engel olmaya calistigi icin mi? Birakiniz icsinler demekten baska birsey gelmiyor aklima.

Bu arada akan hakikaten adamin dedigi gibi sidik suyu mu, yoksa Isa orada bir mucize mi gostermis, gercegi ogrenmek mumkun degil. Suyu icmeyeni yaklastirmiyorlar heykele. Dermisim. Bilmiyorum. Herhalde ben bu heykeli bastan asagi yalarim diyeni bile yaklastirmiyorlardir yanina su siralar.

Adam dedigim, Hindistan Rasyonalist Dusunenler Birligi’nin baskani, Sanal Edamaruku. Isi gucu oyunbozanlik. Birkac yil once de tiviye cikmis. Tantrik gucuyle insan oldurebilecegini iddia eden tnatrik bir Hindu ile kapismaya. Tantrik adam dandrik birseyler soylemis Edamaruku’nun etrafinda done done. Tabii olmemis Eda. Olsa olsa basi donmustur. Tantrik kantirik demis ki cok onemli bir tanri koruyormus bu adami, o yuzden olmemis. Belki o tanri Hristiyan tanrisiydi da Isa heykelinden akan kanalizasyon suyuna dayaninca is, yooook dedi. Buraya kadar. In bakiim otobusumden, bundan gayri korumam. Tantrikler gotursun seni!

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


fourteen + 2 =