neyse ki

herşeyi üstüme alınan birisi değilim. Brian’ın annesi ve babası 10 günlüğüne bizdeler. Annesi bugünlerde kendi değişiyle “Osurma Hastalığı”ndan muzdarip. O yüzden kendine göre bir diyet tutturmuş. Benim yaptıklarıma çatalını sürmüyor. O.H.’dan (o-ha diye okunulacak) haberdar olduğum için (ki kimsenin bilmiyor olmasına imkan yok. Siz bilmiyorduysanız demek pek birşey bilmiyorsunuz. Çünkü bu kadar reklamdan sonra bilmemeye imkan yok!) uygun yemekler yapmıştım. Mesela terbiyeli, ekşili köfte, evde yapılma ekmek, zeytinyağlı yaprak sarma, kuzu budu… Bir de tatlı severler diye kurabiyeler, vesaire. Yani düşündüm, taşındım, planladım. O.H.’yi ne yapar, neler pişirmezsem “olağanüstü mide ağrıları ve kalp sıkışmaları” olmaz. Demek ben yanlış biliyormuşum. Onun yerine markete gidip iki gündür çevrilmekten rengi mumyaya dönmüş tavuk, çiğ havuç, içindeki kimyasallardan süngerleşmiş muffinler ve kurabiyeler alındı, onları yiyor. Kocası benim yaptıklarımı büyük bir iştahla yiyor diye attığı korkunç bakışları üzerime alınmıyorum. Dün tütsü domuz kaburga almıştım. Nefis birşey. O.H.’ya da kötü gelmez. Ama kocası biraz tuzlu dedi. Yine de tam üç tane yedi. Bunu duyan karısı, parmağını dokundurmayı reddetti. Onun yerine bugün tutsu somon almış. İçindekilere bakınca tam üç kat daha fazla tuz! Ama gayet mutlu bir şekilde, salonda, tabağa koymadan, döküp saçarak ve işaret ve baş parmağının yardımlarıyla, delik açılıp yırtılmış paketinden, doğrudan hepsini yedi. Üstüme alınmıyorum. Belki de biz onlara gittiğimizde kadıncağızın çıkarttığı hiçbirşeyi yemiyoruz diye kendine göre protesto ediyordur. Çıkarttığı diyorum, dikkatinizi çekerim, pişirdiği değil. Çünkü yenecek ne varsa, hepsini kutulardan, donduruculardan çıkartmayı başarıyor. İlk tanıştığımızda kendine göre iyi, kötü birşeyler pişirirdi. Şimdi herşey hazır, donmuş, kurutulmuş, mumyalanmış, damgalanmış, kimyasallanmış, dört yıl önce tarladan toplanıp posası kalana kadar işlemden geçirilmiş, ancak tuvalette edildikten sonra üstüne sifon çekilecek şeyler. Biz yiyememiştik.
O üstüne alınmış, ben alınmıyorum.

5 Comments

  1. Teyzem seni nerden vuracagini bulmus mu ne? Cunku sen yemek yapip yedirmekten keyif alirsin. Ve o yaptiklarin super leziz oldugundan ve kadinin hayatindaki iki adam da bu duruma mutesekkir oldugundan, kiskancliktan catlayip agzinin sulari akmis bir kadincagizin protestosuna sinirlenilmez, acinir Elif’cigim. Sende oyle yapiyorsundur zaten:) Yarin daha daha guzel yemekler yap. Hapur supur hapur supur yiyin:))Hem de bosver O.H pozitifli olsun madem farketmiyor. Pencereleri acarsiniz:P

  2. Ah, ne tuhaf dünyanın her yerindeki bu kayınvalide çılgınlığı. Ben hiç yaşamadım. İlk erkek
    arkadaşımın annesi hoşlamamıştı benden, onlara gittiğimde öpmüyordu, hoşgeldin, derken. Ben de,
    sinirlenip, eğer beni öpmezse ömür boyu onu asla öpmeyeceğim tehdidinde bulunmuştum.
    Sarılıp öptü bu sözüm üzerine. Ben doğrudan soruyorum böyle durumlarla karşılaştığımda.
    Yani senin yerinde olsam, “çok üzülüyorum, sizin için uğraşıp pişirdim, nezaket gereği bile
    olsa yemelisiniz. Bana göre çok ayıp yaptığınız, çok üzülüyorum” filan gibi. Yani onu şok edecek kadar bir açıklıkla… Ama bana da bakmayın, belki kötü olur.

    Umarım çabuk geçer. Belki inadına güzel yemekler pişirmeye devam etmelisiniz:?

    Bol tahammül diliklerimle.

  3. Dun aksamki kuzulardan biraz yenildi. Yenilmeyen kocaya verildi. Koca hepsini yedi. Nefis birsey olmus, nasil yapiyorsun bunu diye soruldu. Dudukludedir, annem eskiden herseyi duduklude pisirirdi. Eski moda, denildi. Evet, duduklude diye cevap verilip gulumsendi.

  4. Karnim ac, pizza siparisi verdim, onu bekliyorum. Iki gündür hastalik durumundan yemek yapacak gücüm yok. Ama senin menüyü okuyunca nasil agzim sulandi anlatamam. Gerci kac aydir pizza da yememistim. Benim sevgilimin annesi de onlara her gittigimde cesit cesit yemekler yapar (hatta en son Istanbul`a gittigimde koca bir koli göndermisti, ben yerim diye ) Ama ben hic yiyemiyorum. Bana cok agir ve farkli geliyor onlarin yemekleri, ki bazi seylerine hayranim ama etli yemekleri özellikle, hic bana göre degil. Her seferinde nasil da zorlana zorlana yiyorum o yemekleri anlatamam. En sonunda söyledim ama, annene söyle, ben yiyemiyorum, lütfen daha farkli yemek yapsin ben gelince diye.:) Daha söylemedi bizimki. Bakalim söylerse ne olacak. Ama cok seker bir annesi var, eminim manasiz bozulmalara girmez. Yani umarim! 🙂 K

    sevgiler, afiyet olsun.

  5. Neyse ki sayili gun Elif, cabuk gecer. Inan beterin beteri var. Anlatmayim hic.
    Aklina iyi seyleri getirerek gun bitirmeye bak en iyisi. 1- Hic olmazsa gidecek 2-Senden uzakta yasiyor… gibi 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


20 + twenty =