Mısır’da turizm

Orta Krallık zamanı yaşayan Mısırlı, boş zamanlarında ne yaparmış? Ne yapacak? Tarihi yer gezermiş! Orta Krallık zamanı ne abicim? Eski Mısır’da Milattan Önce 2080 ile Milattan Önce 1640 zamanları diyorum. Tam olsun diye internetten baktım. 27 Eylül 2010’dan aşağı yukarı 3500- 4000 yıl önce yani. O zaman yaşayan Mısırlı antika bakmaya, ülke içi turizme çıkarmış. Ne gezermiş? Giza piramitini! Bize ortaçağ şatoları ne kadar eskiyse, ona da Giza piramiti o kadar eski. Hele Milattan Önce 700 yıllarında- yani Mısır’ın son dönemlerinde-, kendi tarihi eserleri, ona bizim Roma kalıntılarına uzak olduğumuzdan daha da uzakmış.

Mısır’da isimlerin, kelimelerin gücüne inanılırmış. Büyü, bilim, tıp, hepsi karmakarışık. Mesela kırığın nasıl sarılacağını gayet tıbbi bir şekilde açıklayan bir kitapta, üstüne okunacak dua da yazılı. Gülmeyiniz! Hele maşaallah, inşallah deyip, aman nazar değmesinleyip, tahtaya üç kere vuranlardansanız, hiç gülmeyiniz!

Birisine büyü yaparken, mesela ismini bir çömleğe yazıp, çömleği parçalarlarmış. Firavuna karşı büyü yaptığı ortaya çıkan saraylılar idama bile mahkum edilmiş. Belgeleri var. Ne gerilermiş, aman aman! Bir isim yazmakla felan, yani olcek iş mi? Geri şeyler şu şeyler. Durunuz! Bir haftada kaç kere anasına küfretti diye adam öldüren haberi okuyorsunuz? Ulan ben senin annenle cinsel ilişki kurayım, e mi! denildiği zaman, ilişki kurulmuş kadar, hakikaten olmuş kadar sinirlenen bir milletin, başkasının büyüsüyle dalga geçmeye hakkı yoktur. Çünkü bu millet de o millet kadar “büyülü kelimeler”e inanıyordur. Karımı öldürdüm Hakim Bey. Neden? Küfür etti. Nasıl? Sen de adam mısın dedi. Adam mısın? Ne bileyim, öyle deyince işte.

Ha, belki bunlar karısını öldürmek için bahaneler. Sanmam ama öyle diyelim. Bahaneye ne gerek var? Karısı milyarder miymiş ki, öldürünce mirasına konmuş? Yok efendim. Bu adam basbayağı kelimelerin sihirli gücüne inanıyor. Tahrikten indirim var ya, aslında inanç özgürlüğünden indirim yapılmalı. Anama avradıma küfretti. Hepsini şöyle şöyle yapayım dedi. Haklısın evladım. Yapmış kadar sayılmalı. Söylemek fiilin yarısıdır. Sen de iyi etmişsin. Gururun önemli mesele tabii. Öyle her gelen geçen kelimelerle ananı avradını şey ederse, etmemiş ama, etmiş kadar olmuş tabii, namusunu koruman gerekir. Hatta aslında ananı da bir temiz dövmen daha da sağlamdır. Ne diye bu kadar küfür ettirttiriyor, işgillendim şimdi.

Gülmeyiniz! Bir insanın, kendimizle hiçbir ilgisi olmayan gereksiz lafına sinirimiz bozulduğunda, kelime sihrine inancımızı ortaya koyuyoruz. Trafikte adam küfrü basıyor. Kendi hayatından, eğitiminden, doğasından gelen bir küfür değil de, sanki direkt evde sülalemle başbaşa kalacakmış ve kendisiyle neler neler yapacakmış gibi tüm hararetimle üstüne saldırıyorsam, ben kendi inançlarımdan bi-haberimdir!

Bizim ev sahibi basbayağı cinsten Hristiyan. Pazar günleri kiliseye giden, hafta içi İncil çalışmalarına katılan, God bless you deyip duran bir kadıncağız. Mormonlar’la çok dalga geçer. Mormon has Amerikan Hristiyanlığı’dır. 1890’dan. Joseph Smith denilen bir adam 1827’de Moroni adında bir melekten bir kitap almış. Kitap indirilmiş yani kendisine. Moroni, Tanrı tarafından diriltilen bir kızılderiliymiş. kitabı da bin yıl önce yazan oymuş. Sonra tutmuş, bu kitabı Smith’in arka bahçesine saklamış.

Bu kitaba göre, İsa’dan önce 600 yıl önce Tanrı bir Yahudi milletini Orta Doğu’dan alıp Amerika’ya taşımış. Mormon insanlar poligamistler- yani çok karılılar. O da Amerikan hükümeti tarafından yasaklanınca, hala yasak olarak yapanlar var ama peygamberleri ben yanlış anladım, siz poligamist olmayın, bana vahiy indi dün filan şeklinde bir ayarlama yapmış. Mormonlar’ın Amerikan politikası üzerinde büyük lobi faaliyetleri vardır. Vesaire, vesaire.

Şimdi bizim ev sahibine 2000 yıldan az zamandır ortada olan din hafif manyaklık gibi geliyor. Yok kızılderili, yok Moroni bilmemne. 2000 yıldan eskisi de geri kalmış geliyor. Yok tanrı ölmüş de karısı onu canlandırmış da. Bir melek varmış, ölüleri bilmemne nehrinden geçirip öbür dünyaya götürüyormuş da. Yani kısacası bakire hamilelikler, ölü diriltmeler filan çok olası, ama diğerler olamazsı. Herkes başkasının tanrısını parmakla gösterip gülüyor. Bir peygamber kanatlı ata binip göğe çıkmış, olabilir. Bir başkası suyu yarmış. Tabii, tabii, kelli felli adamlar, ciddi ciddi kadınlar her sene bunu kutluyor. Ama isimler Osis, İsiris, Zeus, Apollo oldu mu kakara, kikiri. Kimsenin diğerinin mucizesine, büyüsüne saygısı yok velhasıl.

Ama bir zaman varmış, herkes istediği tanrıya inanırmış. Kimse başkasının tanrısı hakkında, eh, aslında öyle birşey yok ama ben senin boş inancına saygı gösteriyorum cinsinden ikiyüzlülük etmezmiş. Senin tanrın sana, benimki bana. Bu dünyaya hepimizin tanrıları sığar. Ama bak sonunda benim tanrım seninkini döver, o başka deyip geçinip gidiyorlarmış.

Hava 45 derece. Ne zaman beyin kaynatacak kadar sıcak olsa din konularında düşünesim geliyor. Zaten bütün dinler böyle sıcak yerlerden çıkmıyor mu? Güneşin etkisi olmalı.

Bir kültürün derinliği ve kalitesi, kadınlarına verdiği değerden belli olur derler, halt ederler. Kadına yatağında sevgilisi bile olabilecek kadar değer vermeyen bir kültürden Sokrates çıkmıştı. Bir zamanlar anaerkil toplumlar vardı, kadının yeri üstündü diyorlar, boş konuşuyorlar. Kimse kabile reisinin doğum ağrıları etrafında toplantı planlamaz. Ha bizim reis bi doğursun, sonra savaşırız diye haber yollamaz düşmanına.

Bir zamanlar Hatşepsut adında bir kadın firavun varmış. Babası ölünce, sıra yarı erkek kardeşine gelmiş. Ama firavun olmak için firavun kızı ile evli olmak lazım. O sebeple kardeşi Hatşepsut ile evlenmiş. Firavun ölünce, başkasından olma çok ufak yaştaki oğlu yerine geçmiş. Çocuk küçük olduğundan, ülkeyi Hatşepsut yönetmeye başlamış.

Zamanla çocuk firavunun güçlerini ve sembollerini elinden almış Hatşepsut. Hatta sakal takar olmuş. tanrı Osiris’in dünyadaki hali dedirtmiş kendisine. Devlet yönetiminde önemli bir rolü olan Senenmut’la ilişkiye girmiş. Senenmut, firavuniçe için çok zarif bir mezar-anıt-tapınak inşa etmiş.

Hatşepsut ölmüş, çocuk firavun büyümüş. Ama çocukluğunda elimnden bütün güçlerini alan Hatşepsut’u affedememiş ve bütün tapınaklardan, yazıtlardan, belgeelrden adını sildirtmiş. Suratını kazırmış. Çünkü resim ve isimlerin büyülü güçleri vardır ve onları silersen, bir insanın hatırasını yoketmiş olursun. Tahtı ele geçirmek yetmez bazen, o kişiyi öldürmek bile yetmeyebilir. Unutturmak lazım gelir.  Ve unutmak tabii.

2 Comments

  1. yine tehlikeli sulara kulaçlar kulaçlar
    🙂
    “inanç” çok kuvvetli bir kelime. içerdiği anlam hayatın temeli.

    kendimden örnek vereyim,
    mesela;
    inancım olmasa.
    benim elimi bağlayan hiçbir otorite olmaz.
    ne devlet,ne ahlak, ne vicdan
    çünkü hemen hepsi benden daha kirli, daha suçlu durumda.
    bir başkasının benim haklarımı savunmasını ve yerine getirmesini beklemezdim.
    tabii böyle bir durum kocaman bir kaos oluşturacak ama bu da benim derdim değil.

    amma velakin durum öyle değil,
    şu an klavyenin üstünde sol bileğime bağlı duran kol saatine bakıyorum
    kusursuz bir mekanik sistem
    yelkovan+akrep+saniye kolu. kusursuz bir düzende ilerliyorlar. aylardır hiç sekmeden düzeni bozmadan.
    şimdi bunu yapan biri var değil mi
    sanş eseri bu saat parçaları bir araya gelmedi.tamam.
    peki benim vücud sistemim; o saatten onlarca defa daha muhteşem ve özel bir yapı.
    bu sistem rastlantı sonucu mu bir araya geldi??
    bana pek öyle gelmedi.

    çok monoton gördüm burayı
    amacım ahkam kesmek falan değil
    senin inançın.. benim inançsızlığım tartışması çıksa fena olmaz.

    saygılar

  2. Ahlakli olmak icin basimda gunah sopasina ihtiyacim yok. :o) Ahlakliyim, cunku insanlarla aramda bir anlasma var. Eger o anlasma ta en bastan beri olmasaydi, insanoglu varligini surduremezdi. Cok ufak cocuklarin bile ahlak anlayisi var, henuz dinleri yokken. Icgudusel birsey. Sosyal hayvanlar olmamizdan kaynaklaniyor. Maymunlarda bile esitlik, haksizlik etmeme icguduleri var.

    Evrim- rastlanti degil. Yavas yavas cozulen bilimsel bir sir.

    Tartisma cikmaya uygun ortam yok galiba bu blogda! Ama bol sohbet var! :o)

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


fourteen − 2 =