Mahkeme kararı

Sabah bilgisayarımı açtığımda aynı konuda onlarca email aldım. Öyle görünüyor ki, bloggerspot ve blogger.com mahkeme kararıyla kapatıldı. Ben bu taşıyıcılarda blogları olan yazar dorstların yazılarını görebiliyorum, ancak kendileri, kendi sitelerine giremiyorlar. Sebebini, detaylarını tam olarak anlayabilmiş değilim. ancak bu bloglara erişim, yine Atatürk’e hakaret, ülkenin bütünlüğüne saldırı, vesaire sebepleriyle yasaklandıysa, bu yasaklamayı, mahkeme kararını, kararda imzası olan bütün yetkilileri kınıyorum.

Düşünce ve konuşma özgürlüğüne karşı, teknolojiden bi-haber, yasakçı bir ortam, sadece aşırılıklara gebedir. Türbanlı bir genç kızın devlet binasında çalışmasına (okumasına değil, ama ona karşı olanları da anlıyorum) karşı olabilir, sokaklarda protesto edebilirim. Ancak benimle aynı fikri paylaştığını iddia edip de bu kadına sataşana, saldırana karşı dururum. Atatürk’e minnettarım ama değerinden hiçbirşey çalamayacak, anti-Atatürk yazıların ortalıkta dolaşması özgürlüğü için elimden ne gelirse yaparım. Kürt vatandaşlarımız bizlerle yaşamak istemiyorlar da, bunu bloglarında yazıyorlarsa, varsın yazsınlar. Birbirimizi boğazlamaktan yeğdir. Terörist bir eylem çağırısı varsa, kanun kuralları içinde icabına bakılır. Bu kararları alanlar, ne sebeple olursa olsun, sanıyorlar mı ki, insanların kafalarının içinden geçenlere de sansür uygulayabilecekler? Aynı vatanı kendi inançlarına göre kurtarmak uğruna sağcı-solcu birbirini öldürüyorken, bütün ev halkı bu gece de evimize geri gelebilecek mi diye endişelenirken internet mi vardı?

Yukarıda da yazdığım gibi, kararın neye dayanarak alındığını tam olarak öğrenemedim. Diyarbakır Mahkemesi’nden çıkma bir kararmış. Karar gerekçesi, insanların bilgi edinme, yazma, düşünme özgürlüğü ile ilgili değil de, bambaşka birşeyse ki, şu anda ne olabileceği aklıma gelmiyor, yanlışım var demektir. Olay aydınlığa çıkınca düzeltirim. Ancak şu anda bu karardan madur olan, elinden yazma, tartışma, yaratma özgürlüğü alınan tüm blog yazar dostlarıma blogumu açıyorum. Konu halledilene kadar veya sizler yeni yuvalar bulana kadar, bloglarınıza yazmak istediklerinizi bana email aracılığıyla, mesajınıza dosya olarak ekleyin. Ben buraya koyacağım.

adresim: info@elifsavas.com

Sizleri blogumu bir süre paylaşmaya davet ediyorum.

10 Comments

  1. Konunun Atatürk’e hakaretle ilgili olduğunu sanmıyorum ben de.

    Evrim teorisi ile ilgili siteleri ve Richard Dawkins’in sitesini kapattıran şu pek muhterem [yandan yemiş, psycho bakışlı] Hoca’nın işi olduğunu sanıyorum. Amerika’daki Scientology tarikatının kurucusu Ron Hubbard var ya, onun TR şubesi olmaya çalışıyor bu zavallı.

    Güzel ve nazik teklifin için çok teşekkür ederim! :o)

  2. Sen ne sağlam bir kız çıktın be Elif.AKP’nin
    G.Doğu Anadolu kalesini kaybedişinin bir
    fotğrafıdır bu!
    Belediye seçimleri yaklaştı,kıyasıya bir kaos
    var…Herşey çok belirsiz.Fetullahcı Gladyo
    tüm demokratik kurumları susturarak kazanacağını sanıyor…gözlerinden öpüyorum.
    Daha sonra mailine yazacağım.

    not:www.sansürsüz.net ‘den bloklar açılıyor.
    youtube silinerek,örneğin
    nihatakkaraca.blogspot.com yazılıyor.Bu sistem kendi bloğun içinde geçerli.Post ve
    yorum bırakabiliyorsun.Ancak neye yarar,işin
    tadı kaçtı!

  3. sağolasın elif, burada durum şu: tıklayınca giremiyoruz, kapıdan bacadan dolanıp giriyoruz ve yazıyoruz. bu sıra pek yazasım gelmiyordu, inadıma hergün yazacağım. sinir bir durum, çok sinir…

  4. benim de ince ince “kanadaya nasil gocmen olunur” konulu yazi yazasim var..
    kacmak cozummudur,degildir de..
    yarinin buyukleri bugunun kucukleri bizim cocuklarimiz..
    ben tarafli buyudum,zor siyrildim,kizim icin cabam

  5. elif süpersin. kolektif bilinç diye buna derim ben.

    ben bloguma son bir yazı yazdım erişim engelinden sonra. artık yazmayacağımı, engelleme ile ilgili söylenmemiş bir şey de söyleyemeyeceğimi yazdım. elif, yaptığın yorumda “hayır, avukatsın sen, yakışır mı sana” demişsin. sinirliydim, sinirliyim.

    şimdi yukarıda yorumları yer alan yazarların “inadına yazmak” düsturu bir an duraklattı beni. tekrar düşündüm.

    evet, kırk ayrı yolla bloguma girebilir, yazmaya devam edebilirim. nitekim yasağın konulduğu gün girdim, yazdım, o yazı okundu, yorum aldı. e? evvelki günden farkı ne? aynı şekilde sürdürülebiliyor blog.
    peki, hep beraber “underground” x,y,z “tunnel”lerde mi takılalım?

    farklı çözüm yollarını kullanarak “yasağı aşıp” yazmayı sürdümek yasağı ortadan kaldırmaz. yasağı aşarak yazmayı ve böylece aştığım yasağın öyle ve böyle önemini yitirmesini sağlamayı reddediyorum! aşılabilir de olsa bu yasağın önemini yok saymayı reddediyorum! blogger servislerini yasak kalkana kadar open dns ya da free proxyler’le kullanmayı kabul etmiyorum! k,v,x,r,z, tünellerine ben girmeyeceğim, o delhizlere inmeyeceğim. giriş yolu yeryüzünde çıksın!

    hukuki yolları denemek kadar, türk telekomdan hizmet alanlar olarak durumu protesto etmeliyiz. boykot olabilir, işlerini kilitleme olabilir, ses yükselmeli.

    1120 siteden söz ediliyor erişime kapalı olan. 1120! bin yüz yirmi!

    mesele benim kıçıkırık bloguma iki satır karalamam değil ki. özgür düşünce ve paylaşıma vurulan zincir.

    ortak domainli kolektif bir blog fikrini soktun elif’ciğim kafama. ve artık kesinlikle mali yönden canlarını yakmamız gerektiği fikrim pekişti.

    evet, bu bir eylem çağrısıdır.

  6. “sinirliydim, sinirliyim.” pek bi açıklanmaya muhtaç kalmış orada, elbette yorumuna sinirlenmedim. o yazıyı yazarken sinirliydim, hala da sinirliyim demek istemiştim. ola ki yanlış anlaşılır 🙂

  7. Segili Doli İncapax,
    Ortak domainli kollektif bir blogda da yazılabilir. İyi de olur.
    O zamana dek “kıçıkırık bloglarımızda ikişer satır karalamaya” devam etmenin de bir eylem olduğunu düşünüyorum.
    Sansüre Son!

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


15 + eight =