Kulağının arkasında bir lira varmış

Köşede tek başına oturuyor. Oldukça kısa boylu olmalı, belki biraz beli büküktür. Saçları boya, biraz dökülmüş, boyayla da iyice kırçıllanmış. Üzerinde yarı parlak gri-mavi takım elbise. Yaşı kaç? Bilemiyorum. Yetmişten küçük olamaz.

Anatol kanapelerin üstüne atıyor kendini. “Azdırma Coş Dedesi”, diyor annem. “Oturanlar rahatsız olacak.”

Adam başını çevirip bakıyor Anatol’a. Yüzünün herbir yeri yukarıya bükülüyor hafifçe. Eliyle yanına çağırıyor oğlanı. Parmaklarının arasında bir lira.

Şak diye bir ses çıkıyor parmaklarından. Para yok. Anatol aaaa diyor. Sonra öbür eliyle nerede işareti yapıyor adam. Parayı yok ettiği elini yanına saklıyor. Şöyle bir silkelediğini görüyorum. Ama konu o değil.

Anatol’un kulağının arkasında bir lira varmış. Bir kere daha! Saçında da varmış! Kvırcıklarının içine, az titreyen ama kendine güvenen, zarif, esmer, yaşından çok genç el giriyor, çıkıyor. İşte orda! Parmakların arasında bir lira. Şak! Yokoldu. Fırt! Kulağındaymış! Saçındaymış! 

Vapur iskeleye yanaşıyor. Birlikte “bravo” çığlıkları atıyoruz. Hep beraber iniyoruz.

Taze ceviz çıkmış!

3 Comments

  1. :-)))
    Hamburg’ta gordugum muthis adami hatirlattin bana. Adam benim avcumda kaybettigi halde o kesilmis ipleri, kollari da siyrilmis olmasina ragmen, nasil da tek parca yapti o ipi?
    Anatol’un nasil sasirdigini tahmin ediyorum. Optum onu da seni de… 🙂
    Esra

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


one × 3 =