Kırık Kalpler Pansiyonu

13 yıldır birlikte yaşıyorlardı. Bir sabah S uyandı; kahvaltı, duş vesaire. Herzamanki gibi bahçeye çıkıp biraz yazmak istedi. Eve girdiğinde masada bir not buldu. M, S’ı o bahçede birşeyler yazarken dışarıda arabasında bekleyen bir arkadaşının yardımıyla terk etmiş.

Bir hafta önceden bankadaki paraları, cep telefonlarını ayırmış. Ama eşyalarının hepsini toplayıp götürmemiş. Çünkü sadece düşünmek istiyormuş. Hayatını gözden geçirmek filan filan.

S iki haftadır yalnız. Neredeyse her akşam bize, yemeğe geliyor. Haftasonlarını birlikte geçiriyoruz. Dün Sevgililer Günü’nde de bizdeydi.

Brian, Anatol’u alıp markete gidince birşeyler planladığını anladım. Döndüler, Anatol’un suratında komik bir gülümseme. Ben birşey demeden “Daddy bana Anne’ye söyleme dedi”, dedi. Üstelemedim. Öğlen yemeğinden sonra “Annecim, ben kek istiyorum ama Daddy az ye çünkü keki Anne’ye yapıyoruz dedi”, dedi. Çaktırmadım.

Piyanistle provamı yapıp eve döndüğümde mutfakta bomba patlamış gibiydi. 16 adet yumurtayı, mutfak trafiğinde birbirleriyle çarpışarak kırmışlar. Havada birşeyler uçuşuyor. Sormadım. Birlikte framboaz soslu çikolatalı kek yapmışlar.

img_2776.jpg

Akşam evdeki üç erkeğe Tayland usulü hindistan cevizi sütlü domuz ve kızarmış pilav yaptım. Sonra kek yedik. Çikolata likörlü martiniler içtik. Sonra yerlere yatak yaptık, duvarda projektörle uyduruk bir İtalyan korku filmi seyrettik.

Gece saat 11:30 sularında telefon çaldı. Sarhoş bir adam Brian’a sen Brian mısın? diye çıkıştı. Evet? Sen Sun Dance Festivali’nde şu şu partiye gittin mi? Hayır. Kız arkadaşımı aramışsın, niye arıyorsun? Kız arkadaşın da kim? Söylemem. Niye arıyorsun? Ne bileyim ben? Herkes Sun Dance’de iş için birbirini devamlı arıyor. Aramışımdır birşey için. Bir daha arama. Yoksa fena yaparım. Sen de benim telefonumu ararsan polise haber vereceğim. Ne polisi? Polis diyorum. Beni geceyarısı arayıp tehdit ettiğin için polise haber vereceğim. Telefon numaran telefonumda çıktı. Polisi arayacağım. Tık.

S’la Brian birkaç saat internette insanların birbirinin izini bulma, gözetleme için kullandıkları acaip sitelere girip biraz kafa buldular. Brian elindeki telefon numarasından, kimin sevgilisinin aramış olabileceğini tahmin etti.

S, “Ben terkedildim ama bak daha kötüsü var! Herifin biri, Sevgililer Günü’nde herhalde sevgilisiyle kavga etti, herhalde bir barda, herhalde kız tuvalete gitti, herhalde o da kızın cep telefonundan çıkan bütün telefon numaralarını arıyor,” diyerek kendini teselli etti.

9 Comments

  1. teyzentevfik iyi demiş, ben de olsam köşeneş kurarım böyle eve.

    Anatol’un çocuk saflığına hem güldüm hem gözüm yaşardı bana ne oluyorsa, ay ben gidip benim masumu öpüp koklayayım. Canıııımmmm ay bir de babasına yardım etmiş ya!

  2. Mz, henuz M’den pek ses yok. S da iki karar arasinda gidip gelip duruyor.

    Fulya, kiskanclik konusunda doldurulamiyorum ben. Yetenegim yok! :oP Genckizken bile yoktu, askan tepe taklak uctugum zamanlarda bile yoktu. Yok iste!

    Niha Abi, simdilerde Anatol’un da pek sevdigi bir sarki oldu bu. :o) Ben de cok severim.

    Bambi, Brian’da Ingilizlik var ama Yahudi Ingilizligi Ingilizlik sayilir mi, bilmem! :o)

    Goddess, cok sekersin.:o)

    Teyzen, emriniz basim ustune.

    Acalya, ben hep o Fransiz romanlarina ozenirdim kucukken. Hani bir ev, entellektuel hayatin merkezi olur, yemekler, toplantilar filan. Tabii onlarin hizmetcileri oldugunu gozden kacirmisim! Bizde de bulasik makinasi olsa, o da yeter! :oP

    Alp&Ege’nin Annesi, once onlar temizlemisler, sonra ben. Fotograf birkac saa sonra cekilmisti. ;o)

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


three + 18 =