Kenar köşe

Tastoli soruyor: Evinin en sevdiğin köşesi?

Eyvah! Sevgili Tastoli mimlemiş, çok da hoş bir konu ama ödevde fotoğraf çekmek de var. Şimdi o bölümü yapamayacağım. Neden? Çünkü fotoğrafları bilgisayara yükeltemeyeceğim. Yükeltirim yükeltmesine ama haftasonunu bulacak, oysa mimlenmekte insanın üzerine bir acelecilik hali serpiştiren bir… acillik hissi var!

Ama anlatırım. Evimin en sevdiğim köşesi, benim olduğum köşedir. Haydi! İyi mi? Bizim evin yaz köşesi, kış köşesi, misafir köşesi filan yok.  Her köşe köşedir. Mutfağın bile köşesi yok. Bazen atıyorum bilgisayarı bir yere, ayakta birşeyler yazıyorum. Bir bakmışım iki saattir ayaktayım. Piyanonun önü, eğer egzersizim iyi gidiyorsa o anda en sevdiğim köşe. Ama yok, böyle mıncık mıncık iki düğüm bir ilmik gibi adi bir eser tarafından esir alınmışsam ve eser derhal öğrenilip provaya gidilmeyi bekliyorsa o köşeden nefret ediyorum.

Küçücük bir odamız var. O küçücük odada Anatol’un küçücük masası, sandalyesi ve kanape. O resim yapar ve ben kitap okurken o köşeye sarılıp öpesim geliyor. Ama bazen o kanape üzerine atılmış oyuncak ve giysi ve oyuncak ve giysiden seçilmez hale geliyor. işte o zaman bozuşuyoruz. Beş gün girmiyorum o odaya. Dersini alsın diye.

Salonda yere piknik örtüsü yayıyoruz haftada bir. Şarap, ekmek, peynir, her neyse. Duvara da bir film projekte ediyoruz. O köşe benim köşem oluyor. Ben de köşe oluyorum o köşede. Hava limonata gibiyken dışarıda, arı kuşlarının vızıltısı eşliğinde oturuyorum. Değmeyin keyfime. Duşun içine oturuyorum bazen. Kafamdan aşağı yağmur suyu. Bütün ev selde gitse, bir tek o kabin kalsa, o an mutluluğum bozulmaz.

Ne demişler? Evin hangi köşesi beni mutlu eder diye sormayacaksın. Evin hangi köşesini beni mutlu eder hale getiririm diye soracaksın. Ya da hiçbirşey sormayacaksın. Ama mutlu olduğun anın altını çizeceksin ki gözden kaçmasın.

Bu arada kitaptan haber yazayım. Mart’ın beşinde kitapçılarda. Benim ana sayfamda satılmaya başladı bile: www.elifsavas.com . Pandora’nın internet sitesinde de Mart’ın beşinde satılmaya başlanacak diyor. Bir de hoş bir kritik atmışlar altına. Sürpriz oldu.

Turkish Jounal da röportaj yaptı benimle geçenlerde. Şuradan okumak mümkün: Turkish Journal Röportajı.

Kısacası, Büyükler İçin 17 Masal yoluna çıktı. Şimdi mesela, ben bunu masada yazıyorum. Ama en kenarında, popomun yarısı sandalyede, yarısı boşlukta. Ha düştüm, ha düşeceğim. Ama kitapla ilgili güzel birşeyler yazıyorum ya, o sandalye köşesi ve masa kenarı nasıl tatlı geliyor! Gözyaşlarına gark olup, sarılasım var keratalara!

1 Comment

  1. misal ben.. kitabını alasım var.. ama internetten alamam..internet deryasında girmediğimiz delik yok ki.. bide
    bı laf vardır.. bir insanın başına ne gelirse ya meraktan.. yada ya..tan” onun için. internet üzerinden alışveriş yapmaya büzük ister..
    bilgisayarım hesaplarım virüs kaynıyor.. trojan kapılardan geçilmiyor.. daha geçen gün yasadışı bir bahis sitesindeki r paramızı hüplettiler..
    o halde kitapçıya gitmeli..
    du bakalım. yarın çocuklara yılbaşı kartı atmak için gidicem… var mıdır antalya cıvarında kıtapçılarda?

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


four × 5 =