Kelepir Oy

Kelepire oyum var: Dininizi burnuma dayamayınız. Zenginlerden daha çok vergi alınız. Kürtaj haklarıma karışmayınız. Fakir düştüğümde eğitim ve sağlık haklarımı başaramadın ve dolayısıyla haketmedin diyerekten elimden almayınız. Eğer ki kapısına düşersem, adliyede bana adil davranınız. Dünyamı üçbeş şirkete peşkeş çekmeyiniz. İlla sizi de zengin edelim diye tutturup da başka şirketler için savaşlara girmeyiniz.

Bu kadar! Oyum satılık. Fiyatım budur. Bundan bir önceki yazıma bir dostumun yazdığı yorum düşündürttü. Nasıl satılık olmaz oyum? Sıraladıklarımı yapmaya söz verecek her partiye oy atarım.

Devlet ne için var? Güvenliğimi sağlasın. Eğitim ve sağlık ihtiyaçlarımı karşılasın. Yolumu yapsın, suyumu getirsin, elektriğimi versin. Eğer ki fakirsem karnımı doyursun. Evimi sıcak tutsun. Çocuğuma bir pabuç sağlasın. Herkesin ihtiyacına göre, oyunun fiyatı var. Bir torba bulgura oyumu satamam diyemem, çünkü o hallerde değilim. Ama satabilirim. Devletle aramda romantik bir ilişki yok. Ben parayı basıyorum, o hizmet getiriyor. Parayı basamadığım zaman hapse atabiliyor. Canım benim, sen pek vatanseversindir, kanının son damlası filan hikayesi, seni affettim mi diyor? Demiyor. Aramızda çıkar ilişkisi var. Yöneten insanla da aramda çıkar ilişkisi olacak. Ben onu elimden geldiğince manipüle edip, benim istediğim gibi bir devlet şekillendirmesine çalışacağım. Ben istediğimi masaya koyuyorum, o da koyuyor. Anlaşırsak.

O sebeple sırtına un çuvalı vurup kapı kapı oy satın alanlara bir çift lafım belki olur, belki olmaz. Ama oyunu satana lafım yok.

Adamın biri bir barda, havalı bir kadının yanına oturmuş.

Hanfendi, çok ama çok çekicisiniz. Vallahi sizinle yatmak için 1 milyon lira da gerekse, ne yapar eder bulurdum.

Kadın iltifattan etkilenmiş. Gülümseyip, önündeki içkiye devam etmiş. Adam cüzdanını çıkarıp içine bakmış. Sonra da demiş ki;

Ama maalesef sadece 5 liram var. Acaba o fiyata anlaşabilir miyiz?

Kadın elindeki içkiyi olduğu gibi boca etmiş adamın kafasından aşağı. Ve avaz avaz da bağırmış:

Bana ucuz kadın muamelesi yapamazsınız!

Doğada yaratıklar en az enerji harcayıp, en çok besine ulaşmanın yolunu ararlar. Bir av peşinde bütün gün koşacaksınız, avın besin değeri değmeli. Yoksa bir cılız geyik için bütün gün koşturmak enayilik. O yüzden şeker çok makbuldür. Küçük boyutlarda bile yüksek enerji verir. İnsan vücudu da böyle evrimleştiğinden, genlerinde şeker aşkı var. Yalnız bir terslik var ki, artık av peşinde koşturmuyoruz. 1 tepsi baklavayı mideye indirdikten sonra bir  saat mamut avına çıkabilsek, obezite problemi filan olmayacak. Yine de gen bu, öyle birkaç bin yılda uyum sağlayamıyor. Beni vahşi doğadan ayırabilirsiniz ama vahşi doğayı benden ayıramazsınız.

Acaba diyorum, kent karafatmaları mı daha besilidir, yoksa köy karafatmaları mı? Köyde temiz hava, çuvallara girmek kolay filan. Ama kentte daha çok restorant var, mutfak kırıntısı da daha bol. Daha çok çöp.

Üstteki fotoğrafı bana yollayan Sevgili Zafer’e en içten teşekkürlerimle…

2 Comments

  1. “Ama oyunu satana lafım yok.”

    sözünüz için birşeyler demeye hazırlanırken, sonuda demişsiniz, gerek kalmadı:

    “Bana ucuz kadın muamelesi yapamazsınız!”

    sorunların adğında bu anlayış var sanırım.
    “Ucuz insan muamelesi….”

    ucuz insanı, yönetmek ve diledğince kullanabilmek için,
    pahalı insanı” ise, böyle kitlenin üzerinde stratejist olarak değerlendirmek için ideal(!) ucuz bir yapılanma onlar için.
    Bu yarışta bu tabloyu bozacak felsefi-ideolojik anlayışa sahip olanlar birkaç kat daha fazla enerji sarfetmedikleri sürece, yaşam kalitemizin kendiliğinden ya da egoist (liberal)lerin vijdanıyla düzeleceğini ummak aptallıktır bana göre.
    Doğru demişdsiniz bencede:Yoksul-eğitimsiz geniş kesim ile üst düzey politikacı ve servet egemenleri aralarnında romantik (duygusal) ilişki türünü güçlendirirken, kendileri, bunun sonucunda makam ve ekonomik çıkarlar sağlayarak, onlardan kopuk yaşamlarını örtülü sürdürmekteler. Bunu farkettirmemek için kullandıkları eski(meyen)araçlardan dine, milliyete we gümüzde teknolojik araçlarla, spora yatırılan büyük yatırımların eğlendirmekten çok oyalamak ve sindirmekten başka işe yaramadığını düşünenlerdenim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


14 − 10 =