Kayıp Bağlantılar

Benim Türkiye ile ilgili imajım, 16 yılda doğal olarak buruştu çekti ve bir gazetelerin internet sayfalarında ne yazıyor bilgisine inişti. Arasıra New Yorker, New York Times vesairede çıkan yazılar da oluyor tabii ama çoğunluk bu.

Sayfa açılıyor: Kaldırım gazetesi midir, nedir, adı yazmasa anlaşılmayacal. Başlıklar: Şok! Son! En Son! Flaş!

Yerlerde yatan ölmüş insanlar. Nedense kan görüntüsünü dijital bozuyorlar.  Sadece kırmızı görünmesin, ağız burun dağılmış, tamamdır. Birkaç yüz yaşında erkek politikacının ağzından köpükler çıkan resmi. Ve ya göt baş açık kadın, ya akraba koca öldürmüş kadıncağız, ya da erotik sahte fotoğrafla tecavüz haberi.

Köşe yazarına gerek yok aslında, çünkü haber zaten asla tarafsız yazılmıyor. Köşe yazarı konuyu irdelemek zorunda değil. Dedikodu aktarsın, yeter.

Zaten köşe yazısı tarzı çok enteresan: Yaşı heceleme yaşını geçmiş insan, bir cümleden uzun paragraf okuyabilir gibime gelir. ama bizdeki en becerikli yazar bile karar vermiş: Türk milleti öyle sıkış pıkış, uzun paragraf okuyamaz. Her cümle bir paragraf. Sanırsınız ki beyin felci geçirmiş dedem için yazılmış. Anlasın diye. Üstüne beyne değil, duygulara yazı. Haaa deyip ayaklanılsın amaçlı.

Bu yazarlar geçinecek kadar para kazanıyorlar mı o yazarlarla? Kazanamıyor olmalılar. Araştırma nerede? Analiz nerede? Ya şiir, ya konu başlıklarından bir genel yazı. Herhangi bir blogcu kadar.

Esas nabız yorumlarda. Bütün nefret, hakaret, yazı okuma ve algılama noksanlığı, ırkçılık, tutuculuk, kas kafalık.

Bahsettiğim gazeteler herhangi bulvar gazeteleri olsa, Amerika’daki bulvar gazetelerinden hiç farkları yok. ama değiller! Daha doğrsu öyle iddiaları var. Ama iddia ettikleri sınıfla hiç ilgileri yok. Sanki zeka özürlüler için özel hazırlanmış gibiler. Üstüne üstlük manipüle etmek için de silahlanmışlar.

Paleontolojist bir Amerikalı adam, Güney Afrika’da bir tepede 20 yıldır insanımsı kalıntısı bulacağım diye didinip duruyormuş. Didiklediği tepeden birbuçuk tepe ileride kendi kendine oynayan oğlu “Baba bak!” diye seslenmiş. “Fosil buldum!”

Çocuğun bulduğu, 2 milyon yaşında insanımsı kalıntıları. Yaklaşık bu çocuk yaşında bir çocuk iskeleti! İnsan tarihinde kayıp olan bulmaca parçalarından biri.

Çocuk iskeletinden başka 3 tane daha iskelet bulunmuş. Ayakta durabiliyorlar, insan gibi leğen kemikleri var ama maymun gibi uzun kollarıyla ağaçlara tırmanmışlar. Bizim gibi küçük dişleri ve modern şekilli kafatasları var. Ama ayak kemikleri basit. Ve beyinleri çok küçük.

Australopithecus sediba!

Homo Erectus’tan ve Homo Sapiens’den hemen önce. Biz Homo Sapiens’iz. Memeli hayvanlar ailesindeyiz. Bunu oğlana öğretmek birkaç haftamı almıştı. Sonunda anladı. Deme kafada insanların çok özel olduğu, beş yaşlarında şekilleniyor. Peri masalı gibi birşey. O anda yakalarsanız yakalıyorsunuz. Anında bilim öğretmek lazım. Sonra geç kalınmış olunabilir ve belki daha çok uğraşmak ve kalıntıları temizlemek gerekir.

Aynı yerde başka hayvanların da kemikleri bulunmuş. Tahmin edilen şu: mağara gibi yere, su kokusu alarak girmişler ve uçuruma yuvarlanıp ölmüşler.  Sonra sularla sürüklenip, çimento toprakta kalmışlar.

Bölgeden daha çok insanımsı iskeleti çıkacakmış.

Homo Sapien, bilen insan demek. Homo Erectus, ayakta duran insan demek. Gazetelerin ayakta durmayı becerenler için yazıldığı kesin. Bir de bilenler için yazılsalar, belki sitenin girişinde şöyle bir başlık olurdu: ŞOK! Kayıp Zincirin Bir Parçası Bulundu! Altında yorumlar da, oraya bunu Batı’lılar koymuştur, yalandır, sahtedir, bizi kullanmak için yapıyorlar filan yazmazdı. Hep beraber, coşkuyla kutlardık.

Amerika’nın dinci kesimi zaten bunu haber diye vermez. Haberin var mı diye sorsan, Şeytan onu inançlılar yoldan çıksın diye oraya koymuştur der. Apışır, kalırsın.

5 Comments

  1. Gecen gun NTV’de yayinlanmis CERN deneyi hakkinda bir program vardi. Bildigim bir Fizik hocasi programa katilmis ve terketmis programi. Haberi okuyunca gidip programi seyredeyim dedim. Fizikcinin karsisina bir ilahiyat fakultesi prof. bir de felsefeci koymuslar. Ilahiyatci demez mi akilli tasarim diye. Resmen tuylerim diken diken oldu. Adam sinirlenip hakli olarak programi terketti ben bunlari tartismaya gelmedim diye. Haberin altinda yapilan yorumlardan biri hoca haksiz yere sinirlenip programi terketti seklinde yorumlar.Dedigin gibi Turkiye’de malum gazetelerin basliklari dedikodu, yok su bunu yapti o onu yapti seklinde. O yuzden okumuyorum gazeteleri. Bilimsel haberlerin cogu da yerlerde geziyor. Su kasa girislerinde olan abuk sabuk dergiler (daily bilmem ne) var ya oradan haber cevirip bilimsel habermis gibi haberler yapiyorlar. Ben acikcasi gazeteciler adina utaniyorum ama onlarin pek utanma duygusu kalmamis sanirim.

  2. Ben de cocuklari buradaki Royal Ontario Museum’da Darwin: The Evolution Revolution haftasina goturmustum, sirayla Homo Sapien’e gelene kadar boy boy kafatasi gormustuk! Tam bir gorsel ziyafetti dogrusu…
    Soylemistim di mi, bu Darwin meselesi buradaki okullarin programinda bile yok, Turkiye’de olmadigina sasirmiyorum da…

  3. Ben de cocuklari buradaki Royal Ontario Museum’da Darwin: The Evolution Revolution haftasina goturmustum, sirayla Homo Sapien’e gelene kadar boy boy kafatasi gormustuk! Tam bir gorsel ziyafetti dogrusu…

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


12 − 1 =