Kaşıntı

Ayağımın arkasında- tam bilek ertafında büyükçe bir yara. Yara kabuk bağlamış. İyileşmiş, kabuk koyverecek ya, kabuk kenarları hafif havalanmış. Geceyarısı bir kaşıntı. Geçen yara kaşıntısı. Bir el atsam kabuk mabuk kalmayacak. Ve yeni baştan. Onun yerine etrafında dolaşıyorum. Tükürük sürüyorum. Ayak parmaklarımı uzatıp gerince bileğin arkası buruşuyor. Kabuk altı acıyor. Acı kadar kaşıntıya iyi gelen şey yok.  Tükürükten bile iyi. Kaşıntıyı geçirmek için acıtmak gerek. Acı hisseden sinir uçlarıyla kaşıntı hisseden sinir uçlarının aynı olduğunu sanıyorlardı. Yani kaşıntı acının bir hali gibi. Şimdilerde öğrendiler ki o işe başka departman bakıyormuş. Kaşıntı departmanı. Ama acıtınca nasıl geçiyor? acı daha şiddetli bir uyarıcı olduğundan ve beyin ikisini birden- aynı anda- hissedemeyeceğinden, sonunda hissedilen acı oluyor. İki eli sıcak ve soğuk suya sokmak gibi. Hangisi can yakarsa. Bir de kendilerini hacamat edenler vardır. Beyin ağrıları öyle şiddetlidir ki, ancak kollarını doğrayıp, sigara söndürünce susturabilirler o ağrıyı.

Yine de keşke bir kaşıntı işkencesi olsa diye geçirmedim değil geceyarısı. Daha da iyisi gıdıklama işkencesi. Başta komik ama hani köşeye kıstırılıp gıdıklanınca bir dar gelir insana da gıdıklanma hissi elektrik çarpma hissine dönüşür. Öyle birşey. Ama milletin testislerine elektrik vermek gıdıklamaktan daha erkekçe görünüyor olmalı ki, elektrik tercih ediliyor. Hoş birine cop sokmak nasıl yapana  değil yapılana hakarettir, orasını çözmek zor.

Kahve, şeker üstümde hiçbir etki göstermez ama mesela yazamıyorsam, tamamen tıkanıklık halindeysem biraz çikolata yesem aklım açılıyor. Çikolatada theobromine dedikleri, kafeinden başka türlü bir madde var. Bir de yerba mate denen, çayı yapılan bir bitkide var o. Che Guevara ormanların en diplerinde savaşını verirken, evden tek istediği, hararetle istediği ve onsuz yapamayacağını defalarca belirttiği içecek. Demek yerba matesinin yolunu kesselerdi, belki öldürmeden ele geçirebileceklerdi adamı.

Biraz tozumsu, ben çok düşkün değilim. Bizim siyah çay gibi, bütün gün içenler var. normal demleniyor ama usulüne uygun içmek isteyene pipo benzeri ağızlıklı bir pipet ve bir de hindistancevizi kabuğu gibi bir kap lazım.

Evde çok iyi kalite toz çikolata bulunduruyorum. Beynim yumuşayıp kenarlarından serumu akmaya başlayınca Türk kahvesi fincanına sığacak kadarını su ile yapıp içiyorum. Hayatım değişiyor. Montezuma, haremine girmeden önce kırk kap filan çikolata içermiş. Hiç o şekilde denemedim. Zaten üzerinde deneyecek haremim de yok.

4 Comments

  1. Türk kahvesi sinirleri acayip sakınleştiriyor:) yada banamı öylemi geldi acep:))

    demek çikolata yerken en kalitelisini yemeli ne yapmalı? kakao oranına mı bakmalı?

    ayakkabı vurması sonucu benim de ayağımda senin yardan olmuştu. oynak yer zor iyileşiyor
    bir süre terlikle geziceksin:)

    selamlar:)

  2. o mate burda zayıflama çayı diye satılan mate mi?evde 1 kavanoz var hemen içip kendime geleyim:))
    evet benim sorumda kaliteli çikolata katkısız sütsüz çikolatamı ? aldım 1 tane ama çok acı geldi yiyemedim kremayla karıştırıp pastaya sürdüm:))
    kaşıntıya soğuk tuzlu suda iyi geliyor..

  3. Bilemiyorum ki! Herhalde. Adi ayni olduguna gore. :o) Kafein ve diger butun o maddeler bol oldugu icin enerji verip yemekten uzak tutarak zayiflatiyor herhalde.

    Insan yedigi cikolata icindeki kakao oranina alisiyor. Sonra tersi seker gibi geliyor. Yavas, yavas arttirmak lazim dozu. :o) Ama kakaosu yuksek olan cikolata ille kaliteli degil. Yani yagi kaliteiszse, aci ve agizda tuhaf tat birakan bir cikolata oluyor. Kakao orani yuksek diye alip berbat buldugum cikolatalar oldu. :o/

  4. Yok, ayakkabi vurmasi degil. Benim ayakkabilarim vurmayali uzun seneler oluyor. Yasla ilgili birsey olmali. :oP O ayakkabilari almiyor muyum ne artik????

    Benimki biraz daha yukarida. Odunlardan oldu. Hic sorma. Kafam yerindeydi galiba. :oPPP

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


one − 1 =