Kapayınız

Gözümü kapayınca, ya da hatta beyaz bir duvara bakarken bile, gözümün önünde birşeyler uçuşur. Minik minik birşeyler yukarıya doğru kayar. Gözümü kırpıştırırsam aşağıdan yeniden başlar yolculuğa. Şimdi bile bir tane var, görüyorum. Üç satır üstte, biraz solda. Bunlar toz, hatta gözde ölen minnacık hücreler vesaire. Aslında aşağıdan yukarıya uçuştukları filan yok. Yukarıdan aşağıya, yer çekimiyle kayıyorlar. Ama göz merceğine o kadar yakınlar ki, göz diğer şeyleri tepe taklak ettiği gibi, bu görüntüyü tepe taklak edemiyor. Ters görüyorum.

Dün gece, herkes uyumuşken uyanıverdim. Birileri inildiyor sanki. Uzaktan ince bir inilti sesi geliyor. Kaynanamlar sevişiyor olamazlar gecenin bir yarısı. Komşular mı acaba? Ruhlara inansam keşke, ruhlardır o zaman deyip dinlerim biraz. Ben daha iyi duymak için nefesimi tuttukça kesiliyor sızlanmalar. Sonra yine incecikten geri geliyorlar. Benimle beraber nefes alıyor sanki. Uyumaya çalışıyorum ama hala orada, kulağımın dibinde. Komşunun penceresine doğru bakıyorum: ışık yanıyor. Gece yarısı yanan ışıklar hep içimi fena eder: acaba hasta mı var? Ama bu komşu biraz tuhaf, bir odada 14 tane tv, devamlı çalışıyor. Işıklar hep açık…

Sonra anlıyorum ne olduğunu. Bunumun ucunu iki parmağımla sıkıştırıyorum. Kıllar, sıvılar, her neyse yer değiştiriyorlar. Sızlanma duruyor. Uyuyorum.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


nineteen + 1 =