Kalkınma Ofisi

Kalkınma Ofisi Bayram Tebriğidir. Konu bölümünde böyle kenarı kırılmış dikdörtgen bir kelime birliği okuyunca, Türkiye’nin bir bürokratik kurumundan bayram tebriği yollanmış sandım. Köy Kalkındırma Tarım filan. Yok, özel bir şirketmiş.

Kamboçya’da sahte sıtma ilaçları satılıyormuş. Sahte uyuşturucu tamam. Kendine eğlence arıyorsun, tehlikelerine katlanırsın. Sahte çanta tamam. İlla adamın birinin markasını damgalanmış eşek gibi taşıyacağım diye tutturmuşsun ama parası elini yakıyor. Sahte ilaç! Bu ne biçim bir ahlaki çöküntüdür, ne biçim bir canavarlıktır? Undan yapıyorlarmış, aspirinden, ağrı kesiciden, hatta bazen içine azıcık Ecstasy katıyorlarmış ki alan kendini iyi hissedip iyileştim sansın.  Kadın, evi çocuk dolu, fukara, açlıktan guguku çıkmış, kendini zorla yatağından kaldırıp bir yerlerde çalışıyor, hatta belki fahişelik yapıyor. Sonra sıtmasına biriktirdiği parayla eczaneden deva sandığı ilacı alıyor. Yüzlerce insan böyle ölüyormuş oralarda. Şimdi sahte ilaçlar Hindistan’a vesaire de yayılmış. Bu ne biçim vicdandır?

Hindistan’da da verem teşhisi yapacak makineleri hastahanelerde açmıyormuş doktorlar. Ki hastalar özel muayenehanelere gitmek zorunda kalsınlar.

Bütün bu köpeksoyu insanlar yakalanınca 2-3 ayda çıkıveriyorlarmış.

Bunlar insanlığa karşı işlenen suçlar. Devletlerin özel konusu sayılmamalı bence. İnsan hakları mahkemelerinde, Naziler’lerle uğraştıkları gibi uğraşmalılar.

Çin’de akıl hastaları kotası varmış. Yok, bugün iyi birşey yok heybemde. Daha fazla fenalık geçirmek istemeyen gazete eki okusun. Bu blogdan umut yok bugün. Şizofren adam, akıl hastası kotası dolmuş o yörenin, ortalıkta dolaşıyor. Sonra eline geçiriyor bir bıçak, sokakta önüne gelen çocuğu boğazlıyor. Bir değil, iki değil, Yüzlerce hasta, yüzlerce kurban. Kota aşılırsa o yörede bir acaiplik var diye, akıl sağlığı görevlilerini sürüveriyorlarmış başka tarafa.

35 sene önce Çin’de devrim olduğunda akıl hastalıkları burjuva takımının uydurduğu bir şımarıklık sayılmış. Hastalara Mao’nun kitaplarından pasajlar okutuyorlarmış. Şimdi psikiyatrik tıp geri dönüş yapmış ama birincisi pek paraları yok, ikincisi, psikiyatri doktorlarına deli gözüyle bakılıyormuş toplumda. Ortopedistten daha aşağılarda, acaiplerin doktoru, doktor acaip. Başbakan bir kere çıkmış da bu olaylardan sonra, sosyal bozukluk ve sosyal strese vurmuş işi. (Bizde atatürk heykeline saldıran her adama meczup der çıkarlar işin içinden. Çin’in tersine Türkler biz deliyiz demeyi tercih ediyorlar herhalde.)

145 milyon akıl hastası varmış ülkede, birkaç bini tedavi altındaymış. Bir tanesi yaşlı bir karı kocası doğramış, hastahanede azıcık tutmuşlar. sonra kardeşine vermişler. Kardeşi de bakamayıp uzak bir adaya terketmiş. O da orada bir kız çocuğunu doğramış. Mesela. Olaylar böyle uzayıp gidiyor. Başa çıkamayan aileler bir odaya kapatıyorlarmış hastalarını. Mesela 30-40 yıl!

Bir zaman okumuştum, Çin’de büyük deprem oldu hani, binlerce insan öldü. sonra hükümet oralara görevli çöpçatanlar yollamış. Dul kalanlar derhal evlendirilsin diye. Yoksa toplumda kargaşa olur, çocuksuz insanlar huzursuz olur, huzursuzluk yaratırlar. Evlenmek hem iyiymiş moral için, hem de her vatanseverin göreviymiş.

Konfüçyus’un çirkin eli. Herşey herkes gibi olmalı ve herkes herkes gibi olmalı ve herkes herşey gibi olmalı.

Atatürk heykeli dedim de… Atatürk’ün bütün adı nedir? Mustafa Kemal Atatürk mü? Hayır cancağızım, hayır. Kemal değil, Kamal aslında o isim. Atatürk ismini Türkçe’leştirmek için Kemal değil, Kamal kelimesini kullanmış. İmzasını bile öyle atmış.

Atatürk Türkiye’ye Türkiye değil, Türkiya derdi.  O zamanlar öyle diyorlardı. Konuştukları dil bugünkünden farklı olduğundan olsa gerek, herhalde Türkiya kelimesi kulaklarına daha hoş geliyordu. Benim dedem bile Türkiya derdi. Türk Ordusu’nda albaydı. Onun babası Osmanlı Ordusu’nda askerdi. Rütbesini ben bilmiyorum. Dedem çocukken Sultanahmet Meydanı’nda idam seyretmiş, bir keresinde de padişah geçmiş, Padişahım çok yaşa! diye bağırmışlar.

Eskiden Bakırköy’de akıl hastahanesi vardı, annemin orada avukatlık yaptığını bilen sınıf arkadaşlarım, haaa Bakırköy’de miiii derlerdi. Hiç kızmazdım. Sokaklarında deli dolaşan bir semtte yazıhanesi olduğu için çok cesur olduğunu düşünürdüm. Çok kötü muamele ediliyordu hastalara. Dövüyorlar, zincirliyorlardı. Şimdi de öyle mi acaba akıl hastahaneleri? Herhalde.  Evde birbirini döven, hastahanenin kapalı kapıları arkasında lafı dinlenmeyeni dövmez mi?

3 Comments

  1. Turkiye’de oncelikle Saglik Bakanligi Sizofreni hastalarinin aileleri icin el kitabi bastirmali. aileler bunun vucuttaki diger hastaliklar gibi oldugunu anlamali, ailedeki hastadan utanmamali, saklamamali bir an once her turlu tedaviye baslanmali ve her sizofreni hastasina potansiyel katil gozuyle bakilmaktan vazgecilmeli! insan oldugu onceligi verilmeli!
    Memlekette normal insanlar! ofkeleniverdi mi oldurmekle yetinmiyor da dogruyor, parcaliyor, yakiyor falan…Bilinclice…
    Bence Saglik Bakanligi’nin sadece sizofreni degil toplumun ruh akil sagligi icin cok ciddi boyutta bir calismaya girmesi gerekli. Dini, imani, turbani birakip da milletin gitgide nasil hastalastigini gorup buna kafa yormalilar biraz…

  2. Elif yukaridaki yorumu sabah iki ara bir derede yazdiydim simdi bakinca yine ne demisdim diye, yazinla yorumum arasinda celiski gordum!!! soylemeliyim ki yukaridaki yazdiklarim senin yazdiklarina bir gonderme degil, sadece sizofreni kelimesini her gordugumde aklimdan gecenler…yoksa sen benim dusundugumun aksine birsey dememissin… sadece ben cok uzun zamandir bu kelimeyi nerde gorsem yorumsuz gecemiyorum! yoksa yazdiklarina karsi sizofrenleri savunmaya gecmis gibi olmayayim, ben sen ne diyorsun anladim:-)

  3. Endonezya’da Aceh bolgesi seriatla yonetilen yegane eyalet. Burasi seriata inat uyusturucu trafiginin en yogun oldugu, marihuananin yerel yemek tariflerine bile girdigi, evlerin onunde cali niyetine yetistigi bir yer. Tsunamiden, depremden rahat nefes alamiyor insanlar, hep bir dogal felaket vurup duruyor burayi. Ulkede akil hastaliginin en yogun oldugu bolge yine burasi… Hersey birbiriyle baglantili aslinda da gormek isteyene, duzeltmek isteyene…

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


2 − 2 =