Kabakla patatesin aşkı ve başka şey

 

 

Bugün Robert Wilson’ın sergisine gittik: ünlü bir takım kişiler, çeşitli pozlarda, dev plazma televizyonlarda çok çok çok ağır şekilde hareket ediyorlar. Robert Wilson ünlü bir tiyatro/ film dekorcusu, vesaire. Ünlü olunca konu mankenleri de ünlü oluyor (Bratt Pitt, Jonny Depp, Isabella Rosselini, Selma Hayek, William Defoe…) hatta her tv’den gelen müzik de ünlü birileri tarafından bestelenmiş oluyor. Yani kısacasi, ünlü olmanın, kendi dalı dışında oldukça pratik faydaları var insana. Ama: sergi iyi bir sergiydi. Ünlü ve iyi olmak zor, birleşimini seyretmek zevkli.

Anatol üç foto/film/hernedenirse’yi çok beğendi. Biri siyah panter, diğeri köpek ve en en fazla beğenip önünde uzun süre oturduğu, aşağıda fotosunu koyduğum foto/film/ hernedenirse. “Abinin gözü uf olmuş.” Onun dışında ” çok sevdim” ve “çok beğendim”. Aynı fikirdeyim.

 

 

 

huthutkusu.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Bizim bir kabak mücverimiz var ya, Yahudiler’in (Aşkenazi olanlar, yani Doğu Avrupa) bir çeşit patates mücveri var. Çok lezzetli biriey. Aşkenaziler’in yemeklerini pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Çaresizlik, yokluk mutfakta iyi şeyler çıkarıyor ortaya bazen. Bazen de çıkarmıyor. Bir de Doğu Avrupa mutfağının özellikleri olan domuz yok, peynir ve sütle eti karıştırmak yok. O zaman iş zor. Brian Aşkenazi olduğundan, bazı yemeklerini öğrendim. Annesi bazen (pek başarılı olmasa da) pişiriyor, Brian’ın da Aşkenazi Mutfağı’na pek merakı yok. Ama benim (her mutfağa) var. Birkaç tane yemeği çok sevdim. Latke, patates mücveri, bunlardan biri.

Patatesi rendeliyorum, bir saat kadar suya sokuyorum ki nişastası gitsin. (Zaman yoksa yapmıyorum bu kısmı.) Sonra suyunu iyice sıkıyorum. Kuru soğanı rendeliyorum, patatesle karıştırıp biraz un, yumurta. (Bir büyük patatese bir yumurta, bir kaşık un, yarım küçük soğan gibi hesaplamak lazım.) Tuz. Sonra karışımı kızgın yağda kaşık kaşık kızartıyorum. Mücver büyüklüğünde. Çok kalın olursa, tabii patatesler pişmez. Çok incecik de olmamalı. Sonuçta dışı çıtır, içi yumuşak birşey. Bunu ekşi krema dedikleri, bizim yoğurda benzeyen bir şeyle ve/ya elma püresinden yapılan sosla yiyorlar. Sadece yoğurt da olur.

Kabak mücverine latkeden esinlenerek taze değil, kuru soğan koyuyorum. Peynirsiz. Geçenlerde içine bir de kuru çemenotu koydum ki offf…. Çok yakıştı.

Üstteki konu ile alttaki konu birbiri ile aynı yere nasıl sığıştı? Uzun zamandır yemek tarifi koymadığımı farkettim. Hergün yemek yeniyor bu evde. Üç kere, restoran gibi çalışıyor mutfak. Ama pişiren yiyemezmiş derler, bu pişiren bazen yazmaya üşeniyor. Fotoğraf çekmek hele, ümitsiz vaka. Böyle quelle-alaka olsa bile, bari diyorum arasıra birşeylerin arasına sıkıştırayım tarifleri. Benim tarifler zaten günlük tutmak gibi birşey. Özel birşey yok ortada. Herzamanki halimiz.

 

 

11 Comments

  1. ‘Gözü uf olan amca’nın yanında bir de patates mücveri resmi ilginç, hatta post-modernist olabilirdi 🙂
    Ben mücveri birkac kez yaptım, başarılı olamadığım bir yemektir hep. Hiç fazla bulaşmıyorum o yüzden. Ama şu ‘kuru çemenotu’ dediğin şey ‘fenugreek’ mi ola? hiç kullanmadım, deneme zamanıır o zaman…

  2. Fenugreek ama bu dried fenugreek leaves. Obur turlu olaninin (seeds)tozu da yemekleri cok guzel yapiyor.

    Mucverin neresi olmuyor? Belki yanlisi bulup duzeltebiliriz. :o)

  3. Benim harikalar diyari marketime bir bakayim, vardir orda ‘leaves’ olani. Mucverin neresi olmuyor? hmm, boyle sekilli semalli olmuyor (muhtemelen un miktarini fazla tutup kabagin suyunu iyice cikarmam lazim) tavada yayilip gidiyor. Etkenler su olabilir, un, kabagin suyu, yetersiz tava isisi… Kendi kendime sordum, kendi kendime cevapladim mi, yoksa var mi bir onerin? hemen alayim lutfen.

  4. Buranin kabaklari biraz daha sulu, bence de kabagin neminden dolayi olmuyordur. Undan cok, yumurtasi az geliyor olabilir. ( 2 kabaga 1 yumurta, bir corba kasigi un gibi) Kabagi rendeledikten sonra biraz tuzlar ve bekletirsen, suyu daha kolay cikiyor tabii. Tavayi isitirken en iyisi, hic yag koymadan bayagi bir atesin ustunde birakmak. Kizinca yag koyarsan yag cabucak kiziyor ama yanmiyor. Ben cast iron kullaniyorum, herseyi cok iyi pisiriyor. Sen bir daha biraz patates, biraz kabak yap. Latke ile mucver…. Hmmmm…. Guzeeellll…. :oP

  5. Elif su yemek tariflerin adami bastan cikarir, valla evde kabak olsa gidip mucver yapicam. Soyle yakinda olsaydin da gelsem sana arada yemeklerini yemege..En sevdigim yemeklerden biridir kabak mucveri! Patates mucverini de seviyorum, daha dogrusu una yumurtaya bulanip kizartilan herseyi 🙂 HAni su french toast var ya, ben kucukken annem onu bana ‘yumurtali ekmek’ diye yapardi, bayilirdim! Belki biliyorsundur, Italya’da ayni sekilde kabak cicegi kizartiliyor, hmmm o da harika oluyor!

  6. Ay Zeynep, bilmez miyiiiim??? Cok guzel olur. Aslinda Turkiye’de de yapiyorlar ama cok yerel oldugu icin kimse bilmiyor.

    Benim de teyzem yapardi french toast’u. Ama biz tuzlar da yerdik. Aksamustu, cayla! Sobalari vardi onlarin, onun yaninda, radyo tiyatrosu dinlerken. :o)Subat tatilimde.

  7. Biz de pazar sabahlari, ustune bal recel koyarak yerdik 🙂 Hey gidi gunnlerrr…Kabak cicegini Turkiye’de nerede yapiyorlar? Karadeniz mi acaba? Ben ilk Italya’da gordum.

  8. Kabak mucverine ben de bayilirim Elif:-) Ama ocak basinda beklemeye tembelsem, ayni karisimi beyaz peynir de ekleyip kek gibi tepsiye doker, firinda pisiririm. O da guzel olur.
    Ben senin menulerden kopye cekiyorum, bu aksam da kadinbudu yaptim, senin ilk yazdigin gun yapmistim , cocuklar bayilmisti, o gunden beri elim cabuklasti, aklima esti mi tombul tombul kadinbudu yuvarliyorum artik 🙂

1 Trackback / Pingback

  1. side effects of lexapro

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


6 − two =