Kabak

Bugün kabak yemeği var, ama somonun yanında. Yoksa Brian’a yediremem. Garnitür gibi birşey. Zeytinyağda üç, dört doğranmış sarımsak çeviriyorum. Hafif sararınca enine dilimlediğim kabakları ekliyorum. Çok ince değil, çok kalın değil. Üstüne enine dilimlenmiş Adapazarı Soğanı, rende domates ve doğranmış domates. Çok az şeker, biraz tuz. Üstünü kapatıp, kısık ateşte pişiriyorum. Genellikle su gerekmiyor ama kim bilir? Arasıra bakmak lazım. Kabaklar pişince (bıçak kolay girip çıkınca pişmiş demektir) ateşten indirip oda sıcaklığına gelmesini bekliyorum. Üstune dereotu serpiyorum. Sofraya koyarken yanına yoğurt, yada üstüne biraz balsamik sirke. Balsamik sirke ile olunca balığın yanına çok güzel oluyor.

Somonları (hani lüferleri enlemesine keserler ya, bu da öyle) demir döküm tavada, az zeytinyağda pişiriyorum. Bazen pişirmeden yarım saat önce biraz soya sosu serpiyorum üstlerine. Biraz da pirinç sirkesi. Bazen azıcık susam yağı katıyorum. Biraz da balık sosu. Bunu Tayland’da ve etrafında kullanıyorlar. Ançüezden yapılan, tuzlu bir sos. Bazen bir yerde tane karabiberi kabaca dövüyorum, balığı yatırıp biraz bastırıyorum ki, pişerken karabiberler dökülmesin. Karabiber yerine susam da olur. Balıkları çok pişirmiyorum. Makbulu içi biraz çiğ kalanıdır bunun. En azından çok pişmemiş olmalı. Yoksa kupkuru birşey olur. Böyle pişirmek için tavayı önce iyice ısıtmak lazım. Sonra yağ, bir dakika kadar sonra balık. Böylece dışı kızarıverir, içi sulu kalır. Balık piştikten sonra bazen bir limon sıkıyorum tavaya. Pofff diye pişiveriyor balığın suyu, zeytinyağ ve limon. Böylece sos yapılmış oluyor çabucak. Balsamik sirke de olur, soya sosu da olur. Limonla biraz hardal da olur.

Biz bu öğlen bunları yiyeceğiz.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


1 × 1 =