Iki ülkemden birinde iyi güzel mutlu

Supreme Court, Amerikan Yüksek Mahkemesi, geçen gün Puşt Bush’a “Fuck you, sweetie!” dedi.

Nasıl oluyor? Şöyle oluyor: Şu ünlü Guantanamo hapishanesi var ya, Kafka’nın Dava’sının daha bir acımasızı, portakal renkli hapishane üniformalısı… Dünyanın dört bir yanında tutuklanıp buraya getirilenler, ne suçla tutuklandıklarını bilmiyorlar, avukatla görüşme hakları yok, tutuklanma süreleri belirsiz, hakim karşısına ne zaman çıkacakları, neden çıkacakları belirsiz. Her nasılsa, bu hapishanelerdekiler özel bir duruma tabi, savaş suçlularının yararlandıkları hakları yok, Amerika’da hapise düşmüşlerin yararlandıkları hakları yok. Yıllarca kayıplara karışmaları, aileleriyle görüştürülmemeleri ve hatta hayatta olup olmadıklarının bile bildirilmemesi mümkün.

İkeeeennnn….

Konu mahkemeye gitti ve mahkeme, Bush’un hukuktan üstün davranamayacağını, yaptığının anayasaya karşı olduğunu söyleyiverdi.

Şimdilik hapıshaneleri kapatmaya yetecek bir karar değil ama o yolda örnek gösterilecek, harikulade bir adım.

Ohhhh…. Hayır, yani dünyanın üstüne çöken zehirlerden midir, bu nedir böyle? Ben nasıl şanssız bir kulum ki, bağlantılı olduğum iki ülke de kanalizasyon çukurlarından bir başını çıkarıp nefes alamıyor derken bu haber!

Ve üstüne, tabii Obama!

Üstümüzdeki kara bulutlar dağılıyor mu? En azından ülkelerimin birinde?

Bu arada türbanlı bir arkadaş Atatürk’ü sevmiyormuşmuş… Ayol, kızın (çok afedersiniz, affetmezseniz de ne haliniz varsa görünüz), bu lafı söyleyecek kadar büyükmüş taşakları. Bu mu olay yani? Atatürk’ü değil sevmemek, adamı şeytan ilan etmeyi bekleyemeyen milyonlarca (bu durumda taşaksız) insan dilini tutup oturuyor, zaten Atatürk’ün hayalinde kurduğu ülkeden eser var mı, derken biri sevmiyorum demiş, konu oluyor. Papatya falı mı bu? En azından çıkıp söylemiş, meclisin içi bile Atatürk’e nefretle kaynıyor, haydi diyelim Atatürk’ü sevmek sevmemek kişisel bir zevk meselesidir, ama ülkenin üstüne kurulduğu, kendilerinin sayesinde vekil seçildikleri kaidelerden nefret ediyorlar. Şimdi türban işi gibi, bu da mı kadınların başına patlayacak yani?

Iki ülkemden ötekinin üstündeki bulutları ne yapacağız, bilmem.

8 Comments

  1. torontodada basbakan yerli halktan ozur diledi..
    ben de o kizcagzi bir sunnet kinasinda gormustum torontoda,biraz anlatmislardi neler yasamis,gazetelere cikmis…
    sahne tozu yutmak boyle birsey heralde…turkiyeye doner donmez kendini atmis televizyonlara..hukumsuzdur bulan geri getirmesin..
    tabi ilginc olan insanlarin bir kusbeyinliye(affediniz)bukadar prim vermesi…

  2. Bir kişinin hakkında delil olmaksızın gözaltında tutulamayacağı ilkesi ingiltere’de 1215’te Kral John’un, toprak sahipleriyle yaptığı Magna Carta Anlaşması’yla verilmiş, şu an ingiltere basını feci şekilde hiçbir suçlama getirilmese bile terör şüphelilerini 42 gün gözaltında tutma hakkı veren tasarının ülkelerinde onaylanmış olmasını tartışıyor, elif dünya nereye gidiyor?

  3. Teke Tek’te konuşan Nuray Bezirgan’ın “Humeyni’yi seviyorum,Mustafa Kemal’i sevmiyorum” sözü hala tartışılıyor.
    Kimse Mustafa Kemal’i sevmek zorunda değil ya da kimseye Mustafa Kemal’i zorla sevdiremeyiz.
    Ancak Humeyni’yi sevip de Kemalizm’i diktatörlük olarak gören ya da gösterenlere birkaç laf edebiliriz.
    O çok sevilen Humeyni’nin yarattığı düzenden size bazı örnekler vereyim:
    İran’ın Körfez kıyısındaki Assalouyeh kentinde faaliyet gösteren bir şirket binlerce çalışanına 21 Eylül’e kadar evlenme şartı getirdi.
    O tarihe kadar evlenmeyenler devlet kontrolündeki bu şirketteki işlerini kaybedecekler.
    Sadece bu olsa güler geçerim ama başka şeylere de bakmak lazım.
    Tahran’da Amerikan ve Avrupa modellerinde saç kesen erkek berbelerine ruhsat verilmediğini biliyor musunuz?
    Ya da erkeğin jöle kullanmasının ya da traştan sonra yüzüne krem sürmenin yasak olduğunu?
    Seyredeceğiniz televizyon kanalı ve DVD’ye,okuyacağı nız kitaba devletin karar verdiği bir yerden söz ediyoruz.
    Yasak olurda müzik bu kapsam içine girmez mi?
    İran’da rap müzik yasak.
    Dar gömlek giymek
    Barbie,Örümcek Adam ve Batman oyuncuklarıyla oynamak,
    Cansız mankeni islami kurallara göre giydirmemek,
    Pis kabul edilen köpekleri sokakta dolaştırmak,
    Tahran’dan direkt Antalya’ya gitmek yasak…
    İnternet çağında bu yasaklar sökmez diyenler olabilir.
    Bal gibi söker.İran’da şarkı ve film indirilmesin diye internetin hızının düşürüldüğünü duymadınız mı?
    Yasaklar sadece sosyal hayatla sınırlı değil.
    Mesela İran’da iki kez Hacca gitmek de yasak.
    Kemalizm’i “özgürlüklerine” engel görenlerin ve hatta İngiliz mandası isteyenlerin hayran olduğu Humeyni’nin İran’ı işte bu.
    Kimse Mustafa Kemal’i sevmek zorunda değil ancak düşünmek zorundasınız ki vatandaşları Müslüman olan herhangi bir ülkede ne İslam ne de sosyal hayat Türkiye’deki kadar özgür yaşanmıyor.
    Kadını oy hakkından,araba kullandırmaktan ya da kameralı cep telefonun satışının yasalara aykırı olduğundan geçtim.
    Mekke’de,Kabe’ ye açılan avluların girişinde ağlayarak namaz kılan adamı din polisinin seccadesiyle sürüklediğini gözlerimle gördüm ben
    O yüzden birileri söveceklerine Mustafa Kemal için de dua etsinler…
    Selamlar

  4. o bulutlar önce kapkara olacak ümit ediyorum ki şimdi o dönemi yaşıyoruz, sonrasında dehşet bir sağanak içimizdeki düzenbazları, yaramazları, kendini ve haddini bilmezleri bir çırpıda temizleyiverecek bakacağız ve göreceğiz…

  5. O buluttan iki tane yanyana gelsene bir çaksada bir çarpsada azıcık kendiklerine gelseler.Nedir yahu bu.Kimsekimseyi sevmek zorunda degil.Ama ne kadının nede erkeğin hakkının olmadı bir yerin ne idüğü belirsiz kafasının içinde buyuk ihtimalle bok tasıyan bir adama olan bu hayranlık beni deli ediyor.Kadınların hakkını gectim erkekler kravat bile takamıyor,suç sayılıyor.Bu nedemek yahuu.Hickimsenin hakkı yok demek.

  6. Yazınıza parantez içinde işkenceci-CIA uçak
    ve gemilerini de ekliyorum.ABD,Afganistan ve
    Irak’ta yenilmiştir.Ekonomik krizden çıkması
    için İran’a saldırması şarttır.2 trilyon dolar dış borcu vardır.ABD halkı isyan içinde
    savaş istememektedir.İran’ın kolay bir lokma olmadığını sokaktaki adam bile görmektedir.

    *

    ‘Humeyni’yi seviyorum.
    Atatürk’ü sevmiyorum.
    Maraş’ta Fransız askerleri Nene Hatun’un başörtüsüne uzandı. Sütçü İmam ilk ateşi açtı, böylelikle Kurtuluş Savaşı başladı. O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanlar hep Müslüman… Atatürk olmasaydı, İngilizler olsaydı, haklarım daha geniş olacaktı.’
    *
    Böyle dedi.
    *
    ‘Türbanlı böyle dedi’ demiyorum; çünkü bütün türbanlılar böyle düşünmediği gibi, böyle düşünen türbansızlar da var. Demem şu…
    *
    Nene Hatun, Maraşlı değil.
    Erzurumlu.
    Savaştığı düşman, Fransız değil.
    Rus.
    Rus başörtüsüne saldırmadı.
    Aziziye Tabyası’na saldırdı.
    Milli mücadelenin mangal yürekli evladıdır ama, milli mücadelenin ilk kurşununu Sütçü İmam sıkmadı.
    Hasan Tahsin sıktı.
    Maraş’ta değil, İzmir’de.
    Takvime bak.. Hasan Tahsin’in tetiğe basmasıyla, Sütçü İmam’ın tetiğe basması arasında 6 ay var…
    Sütçü İmam, Fransız vurmadı.
    Ermeni vurdu.
    Maraş’ta düşmana ilk müdahaleyi yapan da, aslında Sütçü İmam değil.
    Çakmakçı Sait.
    Silahı yoktu.
    Yumruğuyla saldırdı.
    Şehit oldu.
    Maraş’ı önce kim işgal etti?
    Arkadaşın İngilteresi!
    Kim sesini çıkarmadı?
    Arkadaşın padişah efendisi!
    Kim kurtardı?
    Arkadaşa daha geniş haklar tanıyacak olan İngilizlerin gemisiyle kaçan padişah efendinin idam etmek için arattığı Atatürk!
    *
    O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanların hep Müslüman olmadığını da görürsünüz…
    Bizzat Ordinaryüs Profesör Mazhar Osman’ın ağlayarak okuduğu ‘şehit listesi’ne göre, bu toprakları İngilizler işgal etmesin diye savaşan, can veren İstanbullu hekimler arasında, 140 Türk, 32 Ermeni, 25 Rum, 18 Yahudi var. Ve, dikkatinizi çekerim, hepsine birden ‘şehit’ demişler… Çünkü şehitlik kavramı, ‘o dönemin sosyolojik yapısı’na göre, dinle alakalı değil, yurtseverlikle alakalı.
    *
    Uzatmayayım.
    Tehlike ne İran’dır, ne İngiltere…
    Kara cehalettir.
    *
    Neler gördük,neler geçirdik;Cumhuriyetin temelleri çok sağlamdır.Bu yobazlarında üstesinden geliriz evelallah…!

    Balyoz Abi

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


7 − 2 =