Hepiniz sobelendiniz!!!

Dün gece yazının tarihi ile ilgili bir belgesel seyrederken… Ben, edebi yazarken de, magazinlere yazarken de, bloguma yazarken de, bekliyorum, doluyorum ve birden bire kendime yetişemez halde, sanki parmaklarım kusuyormuş gibi, neredeyse bir daha düzeltme yapmaya gerek kalmayacak şekilde yazıyorum. Fırtına gibi. Hemen daima dizüstü bilgisayarda, nadiren masaüstünde. Daktilo yazmayı bilmem, iki işaret parmağımla, oldukça hızlı bir şekilde, İngilizce alfabeyle yazıyorum, sonra Türkçe alfabeye çeviriyorum. Böylece gramer ve harf hatalarını, yazının mantığını ve akışını da kontrol etmiş oluyorum.

Ama, ya bilgisayar olmasaydı? Böyle hızla döküveremeseydim kafamdakileri? Kalemle yazsaydım, hatta kaz tüyüyle? Kaz tüyüyle yazarken her üç dört harfte bir, kalemi mürekkebe daldırmam gerekecekti. Ritmim değişecekti. Ama acaba yazdıklarım değişecek miydi? Parmağımın hızı, ağzıma geleni yazdırıyor mu, yoksa kalemle yazsam da böyle bir tarzım mı olurdu? Tarzıma ben mi karar veriyorum, yoksa kullandığım araç mı?

Bu deneme yapılmaya değer. Birkaç gün içinde kırtasiyeden yazı kutusu almaya karar verdim. İçinde kaz tüyü, mürekkep vesaire oluyor. Ama denemeye hemen başlamalıyım, o yüzden kağıt kalemimi ortaya çıkardım. Çizinti değil, bazen o şekilde not aldığım oluyor, kendim bile okumakta zorlanıyorum. Güzel yazıyla ve kalemle yazacağım. Bakalım stil değişecek mi? Ve ritm. Ve hatta düşünüp de içinden sıyırdığım ve kağıda dökmeye değer bulduğum kelimeler?

Bence bunu en azından birkaç gün, hepimiz denemeliyiz. Bilgisayara geçirip herkese okutmak şartı yok. Ama sonucu merak ediyorum.

5 Comments

  1. Ben zaman zaman (yazdigim zamanlarin yarisinda) kalem-defter kullaniyorum. Cok sevdigim bir dolma kalemim var, ama genellikle renkli tukenmezleri tercih ediyorum. Tukenmezin rengi ruh halime gore degisiyor. Dolma kalemi mektup yazarken kullaniyorum, cunku mektup bitene kadar dayaniyor murekkebi, ama deftere yazarken oyle degil ve murekkep doldurma isi cok sevdigim bir toren oldugundan, yazinin orta yerinde onunla ugrasmak (baska bir toreni bolup) isime gelmiyor. Sanirim bilgisayarda yazma hizimla kalemle yazma hizim denk, tek sorun kalemle yazarken geri donup bazi yerlerin ustunu cizmem gerekiyor, bir delete tusu yok ki!
    (Bir de o kadar cok ve o kadar hizli yazinca insanin eli nasil da agriyor!)

  2. Hüthüt`cügüm, cok eskiden bir de divit uclu kalemler vardi, cesit cesit uc, murekkebe batir batir yaz, kesin bilirsin, ben onlarla yazmayi cok severdim:) Hala kirtasiye gezmeyi cok severim, cocuklar icin alisverislerimde kendime de renkli, guzel uclu bir iki kalem almadan duramam. Ama bu klavyeden yazmalar elle yazma kabiliyetimi koreltmis, farkettim. Zira kagida yazmalarim ancak telefon numarasi, begendigim bir tarif, cek yazmalardan ote degil ne yazik ki. Ne hizim kalmis, ne de stilim!

    Bence simdiki zamanin “in” yazma tarzi konusma dili ve akla geldigi gibi ondan, bundan atlaya atlaya sanki. Kagidi kalemi alip da yazilmaya kalksa sanirim hepimizin biraz tarzi degisir gibi. Daha bir agirbaslilik coker gibi geliyor!

    Deneyelim bakalim 🙂

  3. Zaman zaman ders takibi için kullandığım, içine haftalık programı, ders planlarımı yazdığım deftere yazıyorum blog yazılarımı. Ve çok hoşuma gidiyor. Yazıyı bilgisayara geçirirken de ayrı bir haz alıyorum. Ama tüy müy niyetlenmedim hiç doğrusu. Çok romantik geldi şimdi 🙂

    marruu

  4. haydaa elif kaz tüyüyle uğraşılır mı hiç yaa, birkaç “dolmakalem altına etmesi” giyeceklere zarar verme faciasından sonra sadece dolmakalem gibi sıvı mürekkepli ve ince uçlu tükenmez kalem kullanıyorum…

    benim de birşey yazarken kalem seçmek gibi huyum var, tercihim siyah ve 0,4 mm olanlar…

  5. Sıradan tükenmez kalemler kullanıyorum.
    Tamam, işportada satılan değil, ama, yine de işlevi sadece yazı yzmak olan kalemler, bunlar.
    Kalem hediye etmeyi çok severim, bir de. Hediyeyi alanın, o kalemi kullanmasını ve mutlu olmasını isterim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


three + 16 =