Yeryuzunden bilmemne kac kilometre havada yaziyorum- New York’a ucarken. Turkce klavyem yok ama illa yazacam ya, kusuruma bakmayin, gozlerinizi yoracak biraz ama…
Gecen hafta ogrendim ki icinden sesimin gectigi bir film Sundance’de gosterilecekmis. Cok sevdigim Zellner Kardesler’in bir filmi. Filmi henuz gormus degilim. Kisa filmleri var- avant-garde’imsi ama Teksas barbekusu yemis cins. Mesela bizim Konya’dan sol goruslu ama topragin evladi, koyunun cocugu film yonetmeni cikmis olsa ve absurtumsu filmler cekiyor olsa gibi. Herkesin agiz tadina uymaz ama ben oyle kekre, eksi tatlari severim. Bir uzun filmlerini seyretmistim, etkisi aylarca gecmedi. Yolunun Turkiye’yi bulacagini sanmiyorum. Cok iyi filmler gordum ben Istanbul’daki film festivallerinde- demek yine de az bir ihtimal de olsa gosterilme ihtimali var. Hele bir Sundance olsun, seyredeyim, belki bir parcasini koymayi beceririm buraya.
Yeni yilda kaydetmeyi planladigim CD ele gelmeye basladi yavas yavas. Muzisyenler, notalar ucusuyor ortada. Olacak.
Babamin babasi dedem yemeklerden once findik fistik ve rakisiyla demlenirmis. Bir raki bardagim var, Istanbul’dan aldim. Uzerinde raki sisesinde balik olsam’dan esinlenme, hos bir resim. Onu koyuyorum ehli keyfime. Onu da burada duzenlenen Anadolu Festivali’nin Urfa standindan almistim. Cocuklu ev, her aklina esince tam demlenecek sekil yok ama ben buluyorum caresini. Karsimda kimse yoksa, dedemin hatiraysiyla tokusturuyoruz kadehleri. Kurtce, Arapca sarkilar soylerdi. Ben 7 yasindayken oldu, cogu seyi hatirlayamiyorum ama sesi kulagimda. Ince, icli. Ben cocukken mezarina giderdik, elinde kadehi, bizi karsiladigini, sohbet ettigimizi hayal ederdik. Ben kaldigimiz yerden aynen devam ediyorum aksamlari. Bir duble raki. Sisede balik, rakida bir hayat hikayesi. Eve donus ki ev insanin icindedir.
Masal masal matitas ama gercek bu, ama masal gibi. Carlo Gesualdo diye bir besteci vardi bir zamanlar, cok bir zamanlar. Italyan aristokrasisinden. Karisini Napoli’nin en yakisikli erkegiyle basti yatakta. Adam karisinin geceligini giyiyordu. Boyle bir fantazi, Ikisini de oldurdu. Cesetlerini kapinin onune surukleyip birakti, ibreti alem icin.
Buraya kadarinin dikkatli, ozenli notlari tutulmus. Ama derler ki bir de karisinin babasi oldurmus. Ve de karisindan olma ikinci cocugunu. Kendisinin degildir suphesiyle, duvarlara carpa carpa.
Hapse atmadilar, ne de olsa soylu aile, ama kan davasi derdine dustu, kacip durdu.
Sonra Leonora d’este ile evlendi. Cok onemli, sanatsever bir ailedir bu aile. Bircok sanatciya destek cikmistir. O avant-garde ortamda Gesualdo da kendisini muzige verdi. Karisi cok dayak attigindan sikayetci olup terketti. O da derin bir depresyon kuyusuna dustu. Herhalde kendini gencken isledigi cinayetlerden cok suclu hissetmis olacak ki, hergun hizmetkarlarina kirbaclatirmis sirtini. Aklini serinletebilmek icin Papa’dan bazi azizlerin kemiklerini ilac niyetine istemis ama cevap alamamis. Yalniz ve korkular icinde, yer yer yikilmis satosunda olmus. Kimileri diyor ki karisi oldurmus.
Muzigi insanin icine soguk ve nemli ruzgar gibi isler. Tonalitesi serbesttir- yani aliskin oldugumuz gibi bir tonda kalip, komsu tona gidip donmez de, hic olmadik bir tona atlayiverir, oradan baskasina ve sonra tamamina eristirmeden oracikta oksuz birakiverir. Ruzgara nefesli bir saz yapsaniz, boyle muzik calardi.
Var boyle urpertici hikayeler sanatta. Mesela Caravaggio bir tartisma sirasinda katil olmus, cezalandirilmamak icin Roma’dan kacmis- aristokrat degildi ne de olsa- zaten de kavgaya girismek icin ayda birkac kez beline kilicini baglayip sokakta belasini ararmis. Herhalde yuzyuze tanissam magandanin teki der, uzaklasirdim. Ama muhtesem tablolari vardir. Bazi insanlar ancak uzaktan sevilebiliyor.
Ama sebebi vardi derler. O zamanlar boyalarda cok yuksek oranda kursun olurmus. Kursun insani zehirler ama bir de saldirgan davranislara sebeptir.
Yillar sonra Roma Caravaggio’yu affetti. O da onlarca olaganustu tabloyla susledigi sehre donerken yolda oldu.
Binalarda kullanilan boyalardaki kursun cocuklarin beyinlerini etkiler. Ya konsantre olamazlar, ya ogrenemezler. Agresif ve yirtici davranislarda bulunurlar. Amerika’da yasak kursun kullanmak. Belli ki planli agresiflige engel olamiyor yasak. Sadece kisisel agresiviteyi (boyle de bir kelime olsun artik) engelliyor.
Tabii bobrekleri, dolasim sistemini, ureme organlarini vesaire de bozar kursun. Ilk kez Anadolu’da cikartmislar topraktan. M.O. 3500 filan. Romalilar su borularinda kullanmislar ama sagliga zararlidir diye, daha cok toprak boru kullanirlarmis. Bir sekilde sarabi sulandirirlarmis- kursun sekeri dedikleri birseyle. Ama yazdim ya, zararlarini biliyorlarmis. Bu kadar bilgi nasil oluyor da hala kursun malzeme kullaniliyor, insan nedir bilmesem aklim almayacak.
Ben kucukken bir termometre kirilmisti evde. Yerde civanin sekilden sekile giren yilan gibi dolastigini, parmagimla sekiller verdigimi hatirliyorum. Ama civanin o kadarcigi agresif etmiyor cocuklari. Ya da ediyor da, agresif agresifligini bilmiyor olabilir! Ama henuz cinayet islemis degilim. Rakim da aynen sisede durdugu gibi durur icimde. Rakimi susuz icerim ben. Zehir iceceksen adabiyla iceceksin. Sulandirmak olmaz. Ama fazla da kacirmayasin ki uzun seneler aksamlari demlenebilesin. Bir duble yeter. Bu ne uzun ucak yolculugudur yarabbim! Oniki gun Brian’in ailesiyle hasir nesir olacagiz. Bavula da bir sise raki koymadim ki daha cekilir olsun. Zaten ayni tadi da vermezdi. Yanimda demlenen olmasa bile, demlenmekten anlayan yoksa, insan kendini Mac Donalds’da beyaz masa ortusu acmis gibi hissediyor.



Merhaba Elif hn,istanbul’dan yazıyorum. uzakta da olsanız oyle yakınsınız ve yazılarınız,müziğiniz çok güzel.yazınızda belirttiğiniz gibi serbest tonaliteden yazıyorsunuz siz de,okurken ne çıkacak hiç belli olmuyor.Harika oluyor.
eş ailesi ziyaretinizi aynen ben de burada bayramlarda yaşıyorum.yalnız değilsiniz,ama çabuk da geçiyor biliyorsunuz. İyi seneler diliyorum, eşiniz ve sevgili yavrucuğunuzla birlikte nice mutlu yıllar diliyorum,saplıcakla kalın.
Sevgili Nurdan, ben de sizin samimi halinizi yanibasimda hissediverdim!
) Size de nice mutlu, huzurlu, saglikli, sevgi dolu nice yillar diliyorum!