Haberler: “Allah”‘ın her hakkı mahfuz mu?

allahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpgallahhhhhhhhhhh.jpg

Malezya’da hükümetin Allah kelimesini Müslüman olmayanların kullanmasını yasaklama girişimine Malezyalı Hristiyanlar çok bozulmuş. Kelimenin sadece Müslümanlar’ın tanrısı için kullanılabileceği kanunu çıktı mı, çıkmadı mı? Bu kısmını bilemedim. Çünkü haber, her yerde aynı, flaş flaş, sonrası?

Böyle bir ihtiyaç neden duyulmuş? Kilisede Allah Allah diye tapınılan şey benimki değildir, bu biline diye ortaya çıkmak için mi? Aynı Allah’a tapınıyoruz cinsinden kof pozitif naifliklere bir son vermek için mi? Altında cehalet olduğu kesin, çünkü kelime olarak Allah, Müslümanlık’tan çok daha eski, pekçok tanrı için kullanılmış, hatta çoluk çocuğa karışmış Arapça bir kelime. (Mantıken de, Allah Müslümanlar tarafından ortaya çıkarılmış bir kelime olsa, “Allah’tan başka Allah yoktur”, demenin manası olmazdı.) Mesela Hristiyan Arap’ın tanrısı için kullanabileceği bir başka kelimesi yok. Bu kelime artık sana ait değil demek, insanı kendisinin dilinden icra zoruyla çıkartmak gibi birşey! Demek Malezyalı Hristiyan’ın da başka kelimesi yok. Bakınız, burada diller hakkında ne ucube bilgim olduğu (olmadığı) ortaya çıkıyor. Malayca tanrı kelimesi var mı? Tanrı kelimesi olmayan bir dil var mı?

(Sonradan öğrendim ki varmış: Tuhan. Ama genel olarak Allah kelimesini kullanıyorlarmış. Bizim Hristiyanlarımız ve Yahudilerimiz gibi.)

Türkçe’de Tanrı (Tengri’den) kelimesi var hiç olmazsa. Acaba Malezyali Hristiyanlar’a bir iyilik yapip, Tanrı’mızı mı hediye etsek?

Allah kelimesi, Semitik dillerde var (Alaha). Arap Hristiyanlar Allah al-ab da diyorlarmış. Allah Baba anlamında. Biz çocukken Allah Baba denilirdi, şimdi hatırladım.

Pek benzer bir kelime: İlah. Semitik dillerde, mesela İbranice’de Eloah. Geniş tercümesiyle güçlü demek. Arapça’da önüne bir elif oturtturarak yazıyorlarmış.

(Alif, Aleph, Alfa: Arapça, İbranice, Fenikece, Süryanice ilk harf. Öküz. Öküz işaretiyle çizilirmiş. Aleph öyle alçak gönüllüymüş ki, Tevrat’ı başlatmak istememiş de, Tevrat o sebeple b harfiyle başlarmış.)

İnsanların belli ki milyonlarca yıldır kullandıkları bir kelimenin haklarını nerede dağıtıyor olabilirler? Allah kelimesi konusu az biraz öğrendikçe birbirine dolaşan yumak gibi karışıp karışıp, daha çok öğrenmekle çözülecek bir insanlık dağınıklığı. Hakkıyla birkaç önemli dili bilmek isterdim. İbranice, Arapça, Süryanice. Latince.

İngilizce, Fransızca ve Latince’den birçok kelime aldığından ve aslında Almanca ile aynı kökten geldiğinden, kelimelerin dibine bakmak (etimoloji) insanı tarihi yolculuklara çıkarıyor. İngilizce’deki kuralsız çekilen fiiller de (ki İngilizce’de kuraldan çok kuralsızlık var) aslında kuralsızlıktan ziyade, farklı köklerden geldikleri için böyleler. Ya da aynı kökten zamanla iki tamamen farklı seste ve anlamda kelime çıkabiliyor.

Bütün bu çorbadan sonra söyleyeceğim şu: Allah, her çeşit allaha verilmiş, tanrısal yaratığın nesne adıyken, Malezyalı Müslümanlar bunu bir özel ada çevirmeye çalışıyorlar. Tanrı, her çeşit tanrı için kullanılabilinen bir kelime, allah da öyle. Etimolojistlere göre, tek tanrılı dinler arasında tanrısına (veya allahına) özel isim verenler sadece Yahudiler. Çünkü Yahudilik eskiden Yahveh’den (Yahudi tanrısı) başka tanrılar olduğunu da kabul ediyor, ancak kendi halkı için olan allahın Yahveh (ki çok dindarlar arasında adı ağıza alınmaz, sadece ilk harfiyle yazılır) olduğuna inanıyordu. (Bu çeşit dinlere Monolatri deniliyor. Yahudi dini daha sonra Monoteist karakter aldı.) Diğer tek tanrılı dinlerde, inananlar tanrılarına sonradan uydurulmuş bir isim koyma ihtiyacı duymadılar, çünkü kendilerininkinden başka tanrı olmadığına inanıyorlardı.

Puffffffffffffff…… Görüldüğü üzre, benden akademik bir öğretmen filan olmazmış, çünkü sadede gelmek sıkıyor da, oradan oraya atlamak ve konunun konuyu açtığı konulardan bahsetmek daha bir zevk veriyor! Sadede gelmek için ağzımı jokeylerin, huysuz atların ağızlarını çekiştirmesi gibi çekiştirmiş durumdayım ve şu noktada tipim de oldukça kaymış durumda.

7 Comments

  1. Sadede bir turlu gelmedigini dusunsen de, ben zevkle okudum. Sonra da dini butun insanlarin yonetime geldiklerinde nasil simardiklarini dusundum, midem bulandi.

  2. bende aylar önce livaneli’nin bir yazısında şunları okuyup not almıştım aynen ekliyorum;

    Biri “selam” diyor, öteki “şalom!”

    İsa Peygamber çarmıhta Tanrı’ya nasıl sitem ediyordu:

    “Eli, Eli lama sabahtani…”

    Yani “Allahım Allahım beni niye terk ettin?”

    Aramiler ve Yahudiler Tanrı’ya Eli diyor, Araplar İlah.

    Sonra bu iki kelimenin ayrı tanrıları ifade ettiğini söylüyorlar.

    Ne tesadüf.

    Birilerinin tanrısının adı Eli, ötekilerininki İlah!

    Az bilinir ama İsa’nın gerçek adı Emmanuel’di.

    Yani Eli’nin, İlah’ın emini.

    Yıllar önce Çorum’da katıldığım bir toplantıda İlahiyat hocaları da vardı.

    Ben konuşmamda Allah adının, Hz. Muhammed’ten önce de var olduğunu söyleyince şiddetle itiraz ettiler.

    “Nasıl olur?” dediler.

    Ben de onlara basit bir soru sordum:

    “Peki Hz. Muhammed’in babasının adı neydi?”

    “Abdullah!” dediler ve der demez de önlerine baktılar.

    Abdullah; yani Allah’ın kulu.

    son söz;

    Yüzlerce yıldır din kavramının öldürdüğü insan sayısı, belki de ruhunu kurtardığı insan sayısından daha fazladır.

    Öbür dünyada kimin cennete gideceği tartışması, birilerini bu dünyadan alelacele yollama tutkusuna dönüşmüş.

  3. Allah yazdıktan sonra (c.c.) yazılmasının anlamını hiç “double copyright” sanmadıysam da , Bu sevgili müslimin vatandaşlarımızın bir çeşit sahiplenmesi olarak göründü her zaman gözümde. Hep “anti” düşüncelerle bezendiğim için bu double copyright mark’ın anlamını da hiç araştırma gereği duymadım hiç. Onlar ne biliyorlarsa öyle düşünsünler. Senin yazından çok (ki bu da Zülfü Livaneli’nin gaykedi’nin aktardığı yazısında söylediği gibi Abdullah kelimesi ismi ile Allah kelimesinin sadece bir kelime olduğunu gösterdi. Ben çoğu zaman Allah Baba demeyi tercih ettim kendi kendime kaldığımda. Bu nedenle şu 99 adı vs bilmek bana hiiç akıl kârı görünmedi. Zaten dini düşünceleri ortada (middle) ve karışık olan ben hissen ne “hissettiysem” o şekilde hitap etmeyi tercih ediyorum. Hem Malezya’ya hitaben : Ben nüfusunda Dini : İslam yazılı olmasına rağmen bir Türk vatandaşı olan kaç kişinin gerçekten islam olduğunu merak ediyorum. Suudi Arabistan -sanırım- Mekke ve Medine’ye Müslüman olmayanı sokmuyor ki bu nedenle her yıl CNN’de şu müslüman (adını unuttum) kadından izliyoruz haccı. Ama benim nüfusumda İslam yazıyor diye beni M&M’e sokmak konusunda bir endişe görmeyecekseniz, yanılacaksınız…

  4. Diyeceklerini pek güzel demişsin Elifcim, artık arif olan anlasın.
    Anlasın ve şu bağnazların örümcek kafalarından nasıl kurtuluruz, ona kafayı çalıştırsın.
    Öff, yani!

  5. Benden de etimolijiye devam: is arkadasimlarim ve hanimlarinin da bulundugu Istanbul gezimizde, isimler ve anlamlarindan konusurken Ragnar'(Is arkadasimin adi)in Tanri demek oldugunu; Fince isa=baba oldugunu ögrenmistim…
    Herzamanki gibi yaziyi da cok sevdim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


sixteen + fifteen =