Gwoemul ve Sonju

Dün gece, duvarda Gwoemul/ The Host adlı Güney Kore filmini seyrettik. ( Duvarda: tv’miz küçük, kocaman uyduruk birşey alacağımıza, DVD-CD projektor makinesi aldık, filmleri duvara yansıtıp seyrediyoruz. Aynen sinema salonu gibi.)

film.jpg

Yaratık filmi, komedi, drama karışık. Çok iyi bir filmdi. Çok detaylı espriler, iyi gerçekleştirilmiş, sağlam ve ilginç karakterler, hükümete, kültüre birkaç iğneli gönderme. Yaratık filminden Shakespeare beklenmez, beklememek lazım. Kendi janrası içinde değerlendirmeli. Bu da, kendi sınıfında benden üst not alır.

Derken…

windshieldrain.jpg

Bugün, tuhaf bir rastlantı veya filmden sonra basit bir can çekme, öğlen yemeğini Kore restoranında yedik. Los Angeles’da iki gündür yağmur, hayret, arabanın içi sıcak, dışarıda göz gözü görmüyor, Anatol arka koltukta, Beatles’ın Help film müziklerine eşlik ediyor, bir sürü mezede bir nefis tattan diğerine yüzmüşüm, benim başım sonjudan hafif dumanlı (Brian 3 kadeh içti, ben 6. Brian içki içemez pek, bünyesi kaldırmaz.), masayı paylaştığımız Koreli adamlar sonjuma limon suyu kattılar: “-Böyle iç, daha güzel. Bak, çiğ karaciğer dener misiniz? -Deneriz, nasıl yiyeceğiz? -Şu sosa batır hele, sonra bir kerede, ısırmadan… -Tamam. Güzelmiş… Seneye de Kore’ye gidelim mi Anatol? -Gidelim Annecim. Kore’ye gidelim. Hadi Annecim. -Şimdi olmaz, oğlum. Seneye gideceğiz. -Seneye gidicez Annecim.” Hollywood yazısı uzakta, sokağı geçen Güney Amerikalılar, Uzak Doğulular, çeşit çeşit insan sırılsıklam, yerler sırılsıklam, ağaçlar sırılsıklam, bizim karnımız tok, sırtımız pek, evimize döndük. Utanmasam mutluydum diyeceğim.

Hala yağıyor, biz de “yağmur yağıyoooor, seller akıyoooor, Arap kızı camdan bakıyoooor!”u söylüyoruz. Bir de avucumuza kuş konduruyoruz, sonra yala, yala, gıdı, gıdı…

3 Comments

  1. Ah-ah, ben “Help” albümünü ilk defa orta sonda iken dinlemiştim. 17 sene olmuş. Londra’da iken kütüphaneden John Lennon ile yapılan son röportajın olduğu kitabı almıştım – Playboy dergisi ile yapılmış röportaj. Lennon “Help” albümünü yaparken mutsuz ve hatta kilolu olduğunu, şarkıyı da bu nedenle yardım istemek için, ancak bilinçsiz olarak yazdığını söylüyordu.

    Yalnız, çiğ karaciğer nasıl oluyor? Sos nasıl bir şeydi? Et sossuz yenmez bence. İçkiyi ben de kaldıramam, limon suyu ile içmenin yararı oluyor mu?

  2. Psikolojik arka perdeyi bilemeyecegim ama cok iyi muzik, degil mi? :o) Lennon sismanfobik ve homofobikti. Ama tabii Liverpool’dan cikma cocuklar icin cok cok liberaldi herhalde. Mesela menajerleri homoseksueldi. Ayrica Lennon, politikayla en icli disli Beatles’di. Filan, filan.

    Cig karaciger, aynen tahmin ettigin gibi, kucuk parcalara kesilmis cig ve soguk servis edilen karaciger parcalari. Sos, wasabi (bir cesit cok aci hardal) ile soya sosunun karisimi. O kadar. Parcayi daldirip, agzina atiyorsun. Limon suyunun faydasini bilmiyorum ama sonju’nun tadini guzellestirdi bence. Sonju sake’ye benzer bir icki.

  3. Ikinci kucuk resim neymis diye dusunurken ustunu tikladim da gordum, arabanin icinden, disari manzarasiymis 🙂
    Su aralar Kore bana sadece Virginia Tech deki katliamin manyagi Koreli`yi ifade ediyor 🙁 Belki de gunlerdir CNN i actigimda hep o surati gordugumden 🙁

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


5 × 5 =