Gribin domuzu

Dedemin babası Şam’dan İstanbul’a dönerken ölmüş. Şöyle olmuş:

Dedemin babası Osmanlı Ordusu’nda subaydı. Şam’da savaş varken, oralarda görevliymiş ve bütün aile Şam’da imişler. Dedem Şam’da doğmuş. Savaştan sonra İstanbul’a, evlerine dönmek üzere trene binmişler.  Zorlu bir yol olmalı. Ta Şam’dan trenle İstanbul’a! Aile mitolojisine göre, 3-4 yaşlarında dedem, kardeşi, annesi ve babası kompartmanda otururlarken, aynı yerde bir er varmış. Tirtir titriyor. Üst baş yok. Büyük dedem üzerinden paltosunu çıkarıp askerin üstüne örtmüş. Çok az zaman sonra da ölüp gitmiş. Büyük ihtimalle tarihe İspanyol Gribi diye geçen o felaket sırasında, belki de o erden kaparak. Yıl 1918 veya tam o sıralar.

İspanyol Gribi deniyor da, aslında İspanya’da en çok ses duyurduğundan. Yoksa oraya ait bir bela değil. 1. Dünya Savaşı’nda İspanyol gribi’nden ölen askerler, savaşın direkt etkisiyle ölenlerden çok daha fazla. Çanakkale Savaşı için de öyle derler. Top tüfekten çok, kolera, pislik, mikrop kırmış askeri. Genellikle öyleydi o zamanlar. Temizliği sağlanamayan asker kamplarında hastalık ikinci düşmandı.

Geçen sene bildiğimiz alelade grip Amerika’da otuzaltı bin kişiyi öldürmüş. Nedense hastalık başka ülkelerden gelince daha tehlikeliymiş gibi görünüyor göze. Salgın hastalık, korkunç şey tabii ama henüz bin kişiyi öldürmemiş, şu normal gribin yanında çocuk oyuncağı.

Adını da bir tuhaf koydular. Domuz dediler ya, domuz üreticileri fenalıklar geçiriyor. Domuz etinden geçecek şey değil ama halk bilmez de yemez diye. Zaten ekonomi bir felaket. İsrail’de mendeburun teki de Yahudiler ikide birde domuz demek zorunda kalıyorlar diye beğenmemiş adını. Değil yemesi, demesi bile günah galiba! Hoş, Türkler’de de bilirim “çok afedersiniz domuz” diyenleri.  Daha iyi ya, günah bulduğunuz bir hayvanın adını vermişler. Ben olsam sevinirim. Ama belki de domuzlu hastalığa yakalanmak da günahtır. O kadarını bilemeyeceğim.

Nuh hikayesi Yahudi hikayesi olduğuna göre, Nuh’un gemisine domuz almış olmasını nasıl açıklıyorlar?

Şu İspanyol Gribi denen illetin yüzmilyon insanı öldürmüş olabileceği tahmin ediliyor. Kara Veba’dan bile fazla. Sadece Hindistan’da bütün nüfusun yüzde 5’ini halletmiş! alaska ve Güney Afrika’da köyler yokolmuş. Amerika’nın % 28’i virüs kapmış da, altıyüzyetmişbeşbin kişi ölmüş.

1. Dünya Savaşı, hastalığın çabucak yayılmasına sebep olmuş da, Almanlar’la Avusturyalılar, Fransızlar’la İngilizler’den daha çok ölmüş. Savaşın yönünde bir etkisi olmuş mudur acaba? Türkler’le ilgili bir bilgi göremedim ben. Bizim ailenin hikayesinden başka.

Ortaçağ’daki Kara Veba başka bir hikaye. Ölenlerin sayısı daha az ama nüfusa göre oranı müthiş. Yaklaşık 200 milyon insan, Avrupa’nın yüzde ellisi, Akdeniz’e bakan Avrupa’nın yüzde seksenbeşi! Boccacio’nun Decameron’u, veba dolayısıyla şehirden kaçıp bir köyde kalanların anlattıkları hikayelerdir. Bir de binlerce Yahudi evlerinden sürülüp hatta canlı canlı odun ateşine atılmışlardır ki, sebebi vebanın Tanrı”nın bir cezası olduğu sanısıdır. Herhalde Tanrı Avrupa’yı, Yahudiler’i daha önceden sabun yapmadılar diye cezalandırıyor diye düşündüler. Yaklaşık 200 Yahudi yerleşim yeri ve ikibinden fazla insan yokedildi. Yahudiler’le uğraşacaklarına fare boklarını temizleselermiş ya denilebilinir. Ama ha Yahudi, ha fare.

O kadarla kalmamıs tabii; cüzzamlıyı, cilt hastalıklıyı, çingeneyi ve yabancıları da atmışlar şehirlerinden. Eh be yavrum, madem şehirden atmak yetiyor, Yahudi’yi niye ızgara ediyorsun? Evinin barkının, işinin gücünün üstüne yatmak için olsa gerek. Öldürmezsen olur ki geri döner…

Kara Veba uykuya yattı ama arasıra başını kaldırarak. Mesela İslam ülkelerinde, Hindistan ve Çin’de, ondukuzuncu yüzyılda bile geri gelmiş bir hastalıktır.

Kısacası, biz kendi yaşadığımız zamanları herşeyin mihenk taşı gibi alıyoruz ama hastalıklar yüzlerce ve hatta binlerce yıldır zaten globaller. Savaş, ticaret, haç bir virüsü alıp binlerce kilometre öteye koyabiliyor. Şu AİDS, dünyada hergün binlerce insanı öldüren, değil köyleri, şehirleri ve ülkeleri bile haritadan silen AİDS ormanın biryerlerinden hortlamadı mı?

AİDS konusunu bilemem ama en azgın virüslerin en iyi (ve zayıf) yönü, kurbanlarının uzun süre taşımalarına izin vermeyecek kadar etkili olup, çabuk öldürmeleri. yani başarıları, yıkımları oluyor. Ne kadar agresifse, ne kadar çok ve çabuk öldürürse o kadar hızlı yokoluyor. Yayacağı kurban kalmadığı için ve bulduğu kurban da yeterince hızlı yayamadığı için. Böylece insan ırkı bir vebayla filan silinip yokolmuyor. Virüs daha az azgın olursa, mesela normal grip gibi, azar azar ama başa çıkılamaz bir hastalık halinde yaşayıp gidiyor.

Bunu yazarken birden farkettim: hastalıktan, katliamdan ölenlere de kurban denilir Türkçe. (Trafik canavarına kurban, PKK’ya kurban, vesaire.) Bir tanrının hatırına adanmış birşey değil. Haksızca, tesadüfi, zamansızca ve acımasızca. Aynı kelimenin iki anlamda kullanılması ilginç. Şehitlik gibi birşey. Laik orduda da ölünce şehit olunabiliniyor. Herhalde: Ne şehittir, ne gazi, bok yoluna gitti Niyazi olunmamak için.

24 Comments

  1. Ben vatan sağolsun, şehit oldu, peygambere komşu oldu gibi lafları duydukça sinir krizleri geçirirdim. Bizim başımıza gelene kadar. Bu laflar beni hala teskin etmiyor. Hiçbiri acımı dindirmiyor. Ama inançlı ailesinin acısına bir nebze teselli oluyor. Ve sen de bu oyunu sürdürüyorsun. Çünkü dayanılacak gibi bir acı değil. Sabrın bin türlü hali varmış yeni öğrendim.

  2. …..Vallahi grip”im. Öksür-tıksır-hapşır.. Henüz domuzcuğundan olmadım şükür 🙂
    …..Eti mundar ve görüntüsü arz-ı endam edince biryerlerde ıyyğğ dense de bu mahlukun Türkçemizde domuzcuk olmak sevimlilik arzeder bazan(seni gidi domuz seniii deyimi işbilir-kıvrak zekânın ödüllendirilmiş adıdıdır çokluk). Nuh semâvî dinlerin genel kabul görmüş peygamberlerindendir ve domuzcuğu gemisine aldığında ne demokrat olduğunu göstermiş diyelim 🙂 Şaka bir yana ekolojik sistem bu hızla çökerse birgün domuz peşinden hepimiz haldır huldur koşacağız önce ben yiyeceğim diye sanırım (İslam dinince mundar sayılmasının sebebi herşeyi istisnasız yemesi biliyorsunuz..Bitki yanısıra et, çöp,naylon, dışkı v.s. Bence hastalıklara karşı korunmak için akıllıca bir yasaklama bu yüzden.Ne kadar temizliğe dikkat ettiğimiz malumumuzken halkça..)
    ….. Laik ordunun inançsız olmadığı açıktır. Bu ordunun bütün inançlara eşit uzaklıkta olmasının gereği şehitlik mertebesini yok saymamaktır bir bakıma. burada tezat birşey göremediğimi belirteyim. Her dinden insan o orduda görev yapar, asker babamdan ve kendim bizzat içinde yaşadığım için biliyorum. Orası ayrı bir dünyadır, ölüme birlikte omuz omuza ayrışmasız gidildiğinin bilinciyle.. Tek kaygu haklı bir savaşın omuzdaşları olmanın huzurunu duymaktır yalnızca !..

  3. …..Yahudi”ye Hristiyan düşüncenin düşmanlığı sanırım Yahudilerin Hz. İsa’yı öldürdüğü veya öldürttüğü inancı (Yahuda İskariyot yani İsa’yı Romalılar’a gammazlayan 13’ncü havari ve yahudi işbirliği olayı ve başka sebepler) etken. Hitler Almanyası varolan bu düşmanlığı yeniden canlandırarak tarihin bilinen(yahudiler dışında soykırıma uğrayan bilinmeyenler daha fazla belki de)en büyük soykırım harekatlarından birini gerçekleştirmişlerdir. Bu sahneleri eski savaş filmleri belgesellerinden izlediğimde kahrolmanın en dibine vardığımı belirtmeliyim.
    ….. İslam dininin yahudilerle çok fazla bir alıpveremediği yoktur. Yalnızca Kur”an da yahudi burnu büyüklüğünden epeyce söz eder(Kur”an israiloğullarına bozgunculuk,kibir ve böbürleneceklerini üstelik Tevrat”ta not düştüğüne atıf yaparak ve İsa”yı da savunarak sıkça hatırlatır.).
    …..Anlamadığım şey şudur. Başına çağlar boyunca bunca mezalim gelmiş bir ırk(ırk demek zorundayım ki yahudilerin kendi nitelemeleri ve övüncüdür)nasıl oluyor da bundan dersler çıkartmak mazluma kolkanat zalime birliktelik sergileyeceğine aynı kendilerine yapılanı ve benzerini bir başka halka (Filistin) yapmakta zerre kadar beis görmüyor.. İsrail”de ve dünyada sorgulanacak şey bu olmalıdır!..

  4. …..Yahudi”ye Hristiyan düşüncenin düşmanlığı sanırım Yahudilerin Hz. İsa’yı öldürdüğü veya öldürttüğü inancı (Yahuda İskariyot yani İsa’yı Romalılar’a gammazlayan 13’ncü havari ve yahudi işbirliği olayı ve başka sebepler) etken. Hitler Almanyası varolan bu düşmanlığı yeniden canlandırarak tarihin bilinen(yahudiler dışında soykırıma uğrayan bilinmeyenler daha fazla belki de)en büyük soykırım harekatlarından birini gerçekleştirmişlerdir. Bu sahneleri eski savaş filmleri belgesellerinden izlediğimde kahrolmanın en dibine vardığımı belirtmeliyim.
    ….. İslam dininin yahudilerle çok fazla bir alıpveremediği yoktur. Yalnızca Kur”an da yahudi burnu büyüklüğünden epeyce söz eder(Kur”an israiloğullarına bozgunculuk,kibir ve böbürleneceklerini üstelik Tevrat”ta not düştüğüne atıf yaparak ve İsa”yı da savunarak sıkça hatırlatır.).
    …..Anlamadığım şey şudur. Başına çağlar boyunca bunca mezalim gelmiş bir ırk(ırk demek zorundayım ki yahudilerin kendi nitelemeleri ve övüncüdür)nasıl oluyor da bundan dersler çıkartmak mazluma kolkanat zalime “karşı” birliktelik sergileyeceğine aynı kendilerine yapılanı ve tıpatıp benzerini bir başka halka (Filistin) yapmakta zerre kadar beis görmüyor.. İsrail”de ve dünyada sorgulanacak şey bu olmalıdır!..

  5. …..Velev ki bu düşündürücü soruya tatmin edici cevap veremedikleri sürece üzerlerindeki o soykırım mazlumu giysisi fazla eğreti düşmekte.. Ve mezalimleri can sıkmanın ötesindeki sınırlarına dayandı artık diyorum !..

  6. ….Ahhh gerçek amerikanın sahipleri Kızılderili atalarım(kuzeydekiler atalarım da güneydekilerde oluversin onları da seviyorum) sizi unuttum soykırım tanımlamasında affedin lütfen.. Manituaşkına..(Columbus, Amerika’yı keşfettiğinde kıtada 30 milyon Kızılderili yaşıyordu)..

  7. …. AAaa bu arada aklıma hep şu takılır. Japonya”da iki şehre atılan çolukçocuk-kadın-ihtiyar-asker kimseyi ayırdetmeksizin saniyede yok eden atom bombası neden denize atılıp bakın bizde böyle bir silah var yoksa canınız yakarız denmeden doğrudan bu üstlerine atılmıştır. Bence 20. yüzyılın en büyük katliamlarından biri de budur. Acımasızlık öyle büyük boyutludur ki aynı saniye içinde yüzbinler yok oldu. Hiroşima”da Patlama yaklaşık 4,4 mil çapında bir bölgede etkili oldu. Bu durum Enola Gay mürettebatının bile beklemediği bir durumdu. (Nitekim Yardımcı pilot Richard Lewis, uçağın penceresinden geride bıraktıkları enkaza bakarken “Aman tanrım, biz ne yaptık böyle?” demiş)…Ama ilk anda ölen 70.000 kişi şanslı olanlardı. Çünkü patlamadan yaklaşık yarım saat sonra şiddetli bir yağmur başladı. Şehrin üzerine bir hafta boyunca yağmurla birlikte yağan radyoaktif serpintiler 2 ay içerisinde 70.000 insanın daha ölümüne neden oldu. Rakamlar tam olarak bilinememekle beraber, ilk beş yıl içinde 200.000 den fazla insanın hayatını kaybettiği, onbinlercesinin de sakat kaldığı tahmin ediliyor.
    ….. Ve Nagazaki”de (Patlamanın etkisiyle ortaya çıkan alev fırtınası satte 800 km hızla ilerleyerek ilk anda 27.000 kişinin kavrulmasına neden oldu.) daha önceden şehrin uyarılmış olması nedeniyle Hiroşima’ya nazaran daha az kayıp verilmiş olmasına rağmen Nagazaki’de de 70.000’in üzerinde insan öldü.(Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları nedeniyle 360.000’den fazla insan hayatını kaybetti, onbinlercesi sakat kaldı..Japonya”da radyoaktivitenin etkisiyle sonraki nesil hastalıkları..)
    …..İşte amerikanın ilginç sicili ! (şıracı şahidi bozacı.. İsrail-ABD)

    “Balık tuttuk yiyen ölür
    Birden değil ağır ağır,
    Etleri çürür dağılır.
    Balık tuttuk yiyen ölür.

    Elimize değen ölür,
    Tuzla güneşle yıkanan
    Bu vefalı, bu çalışkan
    Elimize değen ölür.
    Birden değil ağır ağır
    Etleri çürür, dağılır,
    Elimize değen ölür…

    Badem gözlüm beni unut,
    Bu gemi bir kara tabut,
    Lumbarından giren ölür.
    Üstümüzden geçti bulut.

    Badem gözlüm beni unut
    Boynuma sarılma gülüm,
    Benden sana geçer ölüm
    Badem gözlüm beni unut.

    Bu gemi bir kara tabut.
    Badem gözlüm beni unut.
    Çürük yumurtadan çürük
    Benden yapacağın çocuk.
    Bu gemi bir kara tabut
    Bu deniz bir ölü deniz.
    İnsanlar ey, nerdesiniz?
    Nerdesiniz?”

    Nazım Hikmet (1956)

  8. Muhtemelen senin kolunda da izi vardir cicek asisinin Elif, Cansu’nun kolundaki asi izi arkadaslarinin dikkatini cekiyor, onlarda yok oyle birsey tabii! Sanirim burada cok zaman once durdurdular asiyi. Bizde hala yapiyorlar mi bilmiyorum. Bu hastalik meseleleri ulkeden ulkeye degisiyor malum, kac ulkede var bu domuz gribinden sadece Meksika’dakiler öluyor deniyor, ama galiba bir kucuk bebek de Amerika’da ölmus, bildigim tek olum haberi Meksika disindan. Simdi asi icin bir kucuk Meksikali cocugun kanini arastiracaklarmis. Buna da asi uretirler, derken yarasa gribi cikar! Panik oldugumuzla kaliriz ki sizin orasi da meksikali dolu bildigim kadariyla, burda da cocuklarin mart tatilinde meksikaya gidip gelen arkadaslarindan panik olduk biran, oksuruk hapsirik gorunce. Biz bir de SARS tecrubesi yasadik ya burada, yogurdu ufleyerekden…
    Artik seyahatlar bu hizda oldukca kimbilir daha nerelerden ne hastaliklar dolasacak ulkeleri. Hani bir bulgar kahin kadin vardi gozleri gormeyen, bir hastaliktan cok buyuk bir nufus kaybi olacak diyordu yakin gelecekte. Olur mu olur boyle giderse…

  9. Metin, kuzum siz kendinize bir blog acsaniza! Bir blogda yazmiyorsunuz, degil mi? Yoksa ben mi bilmiyorum? Oradan okurduk neler dusundugunuzu. Benim yorumlar bolumune sIkIsip kalmazdiniz. :o)

  10. Cano, o olen minik de Meksikali. Ama Amerika’ya gelip oldu. Tam nasil oldu bilmiyorum. Tedavi icin mi geldi, yoksa ziyaretten mi dondu.

    Asliberry, mutlaka acilarina biraz olsun merhem ouyordur, o konuda haklisin. Cok feci birsey olmali.

  11. …..Blogunuzu mahvettiğim için özür dilerim. Fakat konuları siz açınca dayanamadım ne yapayım. Bu arada ben düz yazıdan çok şiir yazıyorum, herhangibir bloğumda yok. Hoşçakalın !..

  12. Metin, arkadaslar blogger, blogcu filan gibi birseyler kullaniyorlar galiba. Turkiye’de nasil yapiliyor, pek bilemiyorum maalesef. Benimki, kendi internet siteme bagli. Yani sitemin pencerelerinden biri gibi.

    Herseyi silme isteginizi ciddiye almiyorum. :o)

  13. Velev ki bu düşündürücü soruya tatmin edici cevap veremedikleri sürece üzerlerindeki o soykırım mazlumu giysisi fazla eğreti düşmekte.. Ve mezalimleri can sıkmanın ötesindeki sınırlarına dayandı artık diyorum !..

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


3 × five =