Gri nokta

Bilgisayarımın bir tarafı, bir türlü bitirilememiş- bitirilememiş diye yazınca sorumluluk sanki başkasına atılmış gibi oluyor, katil tır diye yazmak gibi birşey, oysa herkes biliyor ki katil, içine ruh girmiş tır değil, içine hayvanoğluhayvan girmiş şöförüdür ve silahı da şeytan filan doldurmaz mesela- demek bütün cesaretimi toplayıp, doğrusunu yazmalıyım: Bilgisayarımın bir tarafı, bir türlü bitiremediğim… yok. Madem topladık cesareti, yarım itiraflarla boşa harcamamalı. Bilgisayarımın bir tarafı, bir türlü bitirmediğim hikayelerle doldu.

Yolunda başlayıp ipini kopartan hikayeler. İlla ve mutlaka politik bir alegoriye kaçmak isteyen başı bozuk kelimeler.

Eğer bir darbe planı vardıysa, ortaya çıkarılsın. Herbir pislik dökülsün ortaya. Ama önüne geleni tutuklamak, üstelik de madem böyle bir işe girişildi, örnek olacak kadar temiz çalışmak yerine bulanık sularda avlanmak?

Sevan Nişanyan’ın Şirince Köyü’nde inşaa ettiği güzellikleri yıkacaklarmış. Ama yasadışı bina yaparken göze alınmıyor mu yıkılma ihtimali? Ne de güzel binalar, Allah kahretsin!

Afganistan’a yapılan Amerikan yardımları, hükümetin başını tutmuş haramiler tarafından ya iç ediliyor ya da Taliban ile kırıştırılıyormuş.

Kırmızı, kare, şeker, tercüman, hürriyet, sabah, merhaba, cebir, şurup. Hepsi Arapça. Daha binlerce başka kelime gibi. Kelime. Arapça. Restoran ve kafe dememeli. Lokanta diyelim. O da Türkçe değil ama daha eski “Türkçe değil” olduğundan, kabul edilebilir. Kabul. Türkçe değil. Yani. Türkçe değil. Aşevi. Türkçe. Ama fakirlere servis yapar. Fakir. Servis. Piyaz. Uskumru.Pabuç. Gavur. Türkçe değil. Anahtar. Zeka. Anadolu. Hiçbiri Türkçe değil. Türkçe’yi Arapça, Farsça, Ermenice, Rumca, Kürtçe, İbranice, Lazca ve daha -ca ve -celeriyle çok seviyorum. Ve Fransızca ve İngilizce’siyle.  Çok güzel bir etimoloji kitabı okuyorum. Henry Hitchings’in Kelimelerin Gizli dünyası anlamına gelen bir kitabı. İngilizce’yi anlatıyor. Başka kültürlerin kelimelerini absorbe ederek, nasıl dünyanın en zengin dillerinden birine dönüştüğünü, nedenlerini açıklıyor. Okurken kendi dilini düşünmemek elde değil. Zamanında kaç kıtayı elinde tutmuş, ana toprağı binlerce yıllık tarih içinde yoğurulmuş bir imparatorluk ve bir zaman Farça, Fransızca ve şimdi İngilizce etkisi. Yabancı kelimelerle dolu, zengin bir dil. Anatol Fransızca öğreniyor. Bazı kelimeleri ezberlerken bak, diyorum, Türkçe’den hatırla. Kilot. Pantalon. Şoset (çorap). Çocuklara etimoloji öğretmeliler. Açık fikirli, toleranslı, tarihe meraklı, kendini sorgulayabilen bir nesil yetiştirmek için.

Eğer hedef o ise. (Yabancı kelimeler: Etimoloji. Fikir. Tarih. Merak. Hedef. Eğer.)

Toprak. Türkçe. Vatan. Arapça. Vatanperver. Türkçe’nin cıvıltısıyla yarı Arapça, yarı Farsça. Ülke. Türkçe. Ülkesever (has be has Türkçe olurdu), ülkeperver diye bir kelime uydurmamışız.

Gri. Fransızca. Nokta. Arapça.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


fourteen + 15 =