Geren Dertler Geremezken

Türkiye’de Aile İmamı projesi varmış. İmam, kapı kapı dolaşıp dini tembihlerde bulunacak. Hastaya gidecek, ölmüşün evini ziyaret edecek, filan filan. İmam sadece dini bir şahıs değil, üstelik bir de devlet memuru. Hadi işine deyip kapıyı suratına kapatamazsın. Çok teşekkür ederim İmam Bey, siz benim evime uğramayın diyemezsin. Ya bir liste filan tutuyorlarsa? Adının yanına bir çentik, hiç uğurlu değil. Çaresiz, açacaksın kapıyı. Bir çay vermeden olmaz. Oturacak, konuşacak. Senin dini hal ve hareketlerini tespit edecek. Erkek olana, artık sizi Cuma’da görmeyi umuyoruz diyecek.

Kısacası yedin boku.

ABD’nin Birleşmiş Sağcılar İtikopuğu Partisi, aşırılaşan Amerikan Müslümanları için duydukları endişe ile bir komisyon kuruyorlarmış. Başına da, zamanında İrlanda Kurtuluş Örgütü’nü desteklemiş bir herifcağız. O terörist sayılmıyordu kendince ama El Kaide sayılıyor. Ben teröriste terörist demem, terörist beni vurmadıkça.

Efenim, Amerikalı Müslümanlar, ülkeye şeriat getirebilirlermiş diye, yine aynı partiden yerel yönetimler, şeriat getirilemez yasası koymaya çalışıyorlar. Kim şeriat getirmeye çalışmış, belli değil.

Yılmaz Güney, Nebahat Çehre’nin kafasını patlatırmış çokça. Üstelik bir kere arabasıyla üstünden geçmiş kadıncağızın da, hastahanede 5 gün yatmış Çehre. Fikir fikir, gel bana takıl. Kimisi işte aşk bu! Böyle aşk kalmadı diye hayıflanıyor. Bu kadar zamandan sonra bunlar ortalığa saçılmamalı cinsinden kırık kollar klübü de yok değil. 6 ayda bilmemnekaç yüz kadın öldürülmüş Türkiye’de. Ama Yılmaz’ın vurduğu yerde gül bitiyor olmalı ki, kadın dövenlere nasihatimdir: önce bir yeteneğinizi geliştirin. Halk sizi kadın dövüyorsunuz diye ayıplamasın. Öyle don gömlek, kırtasiyeci dayağı hoş olmuyor. ama hem şiir okuyun, hem dövün. Uuuu! Tadına doyulmaz!

Bir de Baykal birşeyi var ki, içinden çıkabilene aşkolsun. Türkiye’nin problemi şu: herkes birbirinin kirli çamaşırını bilse, bozulmaz bir çember oluşacak ve sukunet sağlanacak. Bazıları bilip bazıları bilmeyince huzursuzluk oluyor. Mesela telefonları herkes dinlesin. Kapıları kapatmak yasak olsun. İmamlar daha kolay girip çıkar.

Afrikalı çok ama çok zengin bir işadamı, her sene milyonlarca Dolar parayı, kıtada ahlaklı yöneticilik yapan birine veriyormuş. Ama bir şartı var: mesela başbakan ise, zamanı doldu mu gidecek. Yani hem iyi ol, hem de zamanın gelince diktatörlüğe soyunma, bak ne kadar zengin olacaksın şeklinde bir ödül. Son 3 senedir kimseye verilmemiş. Türkiye’de kimse istemez öyle ödül. Güç paradan tatlı. Herbiri ereksiyonla dolaşıyor ortada. Parayla alınır mı mutluluk?

Sokaklar buram buram bal kokuyor. Güller, yaseminler, biberiyeler, lavantalar, limon ve portakal ağaçları azmış durumda. Arı kuşları çiçeklerime tebelleş. Kedinin kuyruğu heyecanla titriyor. Üşenmese koşacak ama işte…

 

Berbat bir film seyrettim dün gece. Ferzan Özpetek’in Hamam’ı. Zayıf, incecik, guguk bir senaryo, orası burası delik. Hava kaçırdığı yere tak diye bir manzara, lime lime olacak gibiyken tak bir eski bina, tak bir sünnet düğünü, tak bir gelin, tak çay, tak masa görüntüsü. Mübarek film değil, turizm bilmembirşeysi. İnsanlar bir odadan diğerine uçuşuyorlar. Kızın saçları fön makinası reklamı gibi havalanmış. Eskilerin bir modelini çiyan gibi ekrana oturtuyorlar. Kötü insan anlamında. Sonra unutuyoruz hanımı. Aaaa, konuyu bağlayamadık, sonunda hanımın adamı bizim adamı bıçaklıyor. Bu masal da böyle bitti. Hani akşam çocuk uyutacaksın, anne anlatsana o masalı, işte kurt vardı ya, gelmiş, yemiş hepsini. Tamam. Zıbar ulan çocuk!

Halbuki İtalyan adam Türkiye’ye gelince, sanmıştım ki Türk hamamı Roma hamamından gelir, özünü bulacak, modernleşmiş İtalya’dan eski çağ Roması’na İstanbul’un ortasında. İtalya’da onaracak şey yok, oysa insan İstanbul’da birşeylere el atıp kendini yeniden oluşturabilir. Ama yok anacığım. Bir tıp iki pıtpıt. Al sana filiiiim.

Kadınlar Günü’nde kadın döven erkek değilmiş diye birşey. Haydaaaa… Buradan yakınız. Kadını adamın elinden kurtaracağım derken, hakarete bakar mısınız? Erkeksen dövme lan kadını! Demek erkeklerden beklentimiz bu kadar. Neden dövülmemesi gerektiğini filan anlayamaz o maymun sülalesi, sen konuyu penisten al, hemen çakarlar. Sigaranın kanser konusu değil de, erkeklik konusundan vurması gibi.Aslen kadınalr günü diye birşey de yok ha. Emekçi kadınlar içindi o gün. Kaçyüz tanesi, kapıları kilitli fabrikada yanarak ölmüşlerdi Amerika’da. Oradan çıkan birşey. Onların haklarıyla ilgili. ama fazla gominist galır şimdi. Gül filan almakla yetinmezler, hak mak isterler işyerlerinde. Olmaaaaz. Bakınız, dinci işadamları, türbanlı kızcağızları daha ucuza, arka odalarda çalıştırırken, açık akdınları vitrin ediyorlarmış. Mesela o türbanlı kadın uyanabilir. Ama tam ağzını açarken tak diye yapıştıracaksın gülü.

Başımda papağanlar. Burada papağanlar var. Yeşil. Avaz avaz. Sonra sessiz. Şu öten kuşların isimlerini bilmeyi istiyorum. Bir app varmış ipad’de, Brian demişti. Oradan şıp diye. Ama nerede olduğunu bilmediğim app benim değildir. Onu dürtmeli, göstersin. Minik beyaz çiçekler dikmiştim köşeye. Kokuları beni benden alıyor. Bu bahçade dünya sorunlarına eğilmekte güçlük çekiyorum bugün.

Geçen gün operada Rossini’nin İtalya’da Türk adlı operasını seyrettim. Fevkaladeydi. Modernize etmişler. Türk, beyaz ceket pantalonlu, hani neredeyse İbrahim Tatlıses tadında ama daha genç. İtalyan kız, Gürcü bir soprano. Fevkalade. Fıkrı fıkır.

Üzerimde beyaz kırmızı bir elbise. Ayağımda Roma tarzı deri ayakkabı. Ne deniyordu? Sandalet. Arkadan bir tılsımlı rüzgar geldi, bir dakika. İçinde birşey kokusu… Adaçayı vardı o tarafta. Nihat Abi’yi özledim ben. O anlardı ne demek istediğimi. Hem Datça’dan anlatırdı, hem hayattan, hem bitkilerden. Blogu vardı çok güzel. Sonra öldü birden bire. Özledim. İnsan onun anlattığı hikayeleri hatırlayınca gerilemiyor ağız tadıyla, hatta kederlenemiyor ölümlere. Çünkü her tarafında hayat var, ölüyken bile.

Snap dragon denen bir çiçek var. Sapsarı ve pespembe açmış.

2 Comments

  1. Aile imamını duyunca şakadır canım şaka dedim ama google dan bakınca şakaya pek benzemiyor. Dini özgürlükler inanç özgürlüğü derken dini dayatma ve inancı zorlama olarak algılıyorlar galiba. Lan arkadaş bu memleket tümden müslüman da benim mi haberim yok!

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


eighteen − fifteen =