Erlik

 

Türk Mitolojisi’nde Erlik diye bir ölüm tanrısı var. Kainattaki ilk allah olan Tanrı’nın ilk yarattığı varlıkmış Erlik ama Tanrı ukalalığından, inatçılığından, dikbaşlılığından bıkmış olacak Erlik’in; yeraltına sürgün etmiş- soğuk ve karanlık ve ıslak dehlizlere. Derlermiş ki Erlik günah öğretmiş insanlara. Bir çeşit şeytan diyeyim. Kötülükler, hastalıklar ondan gelirmiş. Ölüleri yargılarmış. 9 çocuğu varmış. İsim bile koymadığı kızları şamanların meditasyonlarına sızar, Tanrı ile ilişki kurmalarını engellermiş. İnsanların kendisine adadıkları urbanlarını beğenmezse, bütün hışmı ve kaprisiyle çökermiş başlarına.

Öyle fena, öyle korkunçmuş ki Erlik, hem kötülük ama hem de cahil kötülüğün simgesiymiş. İnatçı, değişmez, vicdansız, sınırsız, kapkaranlık bir kötülük bu. Oturup mantıkla veya kalple veya bilgiyle yumuşatılamayacak, sebepsiz bir kötülük. Domuz dişleri varmış Erlik’in. Yaşlı ama kara saçlı, kara sakallı. Yüzü kan rengi. Sırtında ayı postu.

Bir an resmi geldi gözümün önüne; oturdum çizdim. Sıradan yüzlerin barındırdığı kötülük ürkütür beni. Sıradan ama içinde bir acımasızlık, çünkü ulaşmanın, sesinizi duyurmanın imkanı yok olan bir cins kötülük. Alışkın olduğunuz yüz çizgilerinin, hayal bile edemeyeceğiniz işkenceleri yapabilir olması kadar korkutucu birşey var mı?

erlik22222222222

Yaşlı bir karakter olması ilginç geldi bana. Genç bir tanrının bu kadar acımasızca hayatları tuz buz edişini gençliğine, acıyı, ölümü tam anlamıyor olmasına, hatta hormonlarına bağlar, kaderinize teslim olursunuz. Belki ileriki jenerasyonlar olgunluk haline rastlar, dünya iyiye doğru değişir. Ama yaşlı ve fakat siyah saçlı- yani bir şekilde ölümsüz ve olgunlaşmayacak ve hatta daha da katılaşmış bir acımasızlık? İnsanın kanını donduruyor.

İnternette birkaç Orta Asya erkek tipine baktım. en yumuşak, olmayacak tipli bir adamın fotoğrafını örnek olarak kullanmaya karar verdim. Adamcağız günahsız. Erlik’le yakından uzaktan ilişkisi yoktur ama belki de çok zalimdir etrafındakilere, kim bilir? Hayatın şaraplaştıramayıp çiğ ve asitli sirkeye dönüştürdüğü kırış kırış derisi. Ya da pek tatlıdır, ağzından bal akıyordur, gönül almadan yastığına başını yatırmıyordur. Hiçbir fikrim yok.

Geçenlerde Dede Korkut masalları kitabımı açtım, öyle aradan bakıverdim. Mutlaka açmalıyım arasıra. İçinde en güzel şiirden daha derinime işleyen yerleri var. Mesela Dirse Han’ın oğlu Boğaç Han ile ilgili hikaye çok dokunur. Dirse Han’ın çocukları olmadığı için  Bayındır Han tarafından herkesin önünde aşağılandıktan sonra karısına söylediği acı sözler, Boğaç Han’ın annesinin onu yaralı bulması, göğsünden zorla süt sağıp merhem etmesi, gözlerinden akan kanlı yaşlar, Boğaç Han’ın babasını esaretten kurtarırken söyledikleri hakikaten çok dokunaklıdır. Ve tabii babasını affetmesi.

Bir ananın oğlunu ilk avından dönüşte babasının yanında görememesi üzerine söylediği şu dizeler göğsünüze oturmuyorsa acı acı, gözleriniz yaşla dolmuyorsa ben ne diyeyim?

Başını kaldırdı Dirse Han’ın yüzüne baktı. Sağ ile soluna göz gezdirdi, oğlancığını görmedi. Kara bağrı sarsıldı, bütün yüreği oynadı, kara süzme gözleri kan yaş doldu.

Çağırıp Dirse Han’a söyler, görelim hanım ne söyler:

Beri gel basımın bahtı evimin tahtı
Han babamın güveyisi
Kadın anamın sevgisi
Babamın anamın verdiği
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
A Dirse Han
Kalkarak yerinden doğruldun
Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın
İki vardın bir geliyorsun yavrum hani
Karanlık gecede bulduğun oğul hani
Çıksın benim görür gözüm a Dirse Han yaman seğriyor
Keşlisin oğlanın emdiği süt damarım yaman sızlıyor
San yılan sokmadan akça temin kalkıp şişiyor
Yalnızca oğul görünmüyor bağrım yanıyor
Kuru kuru çaylara su saldım
Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim
Aç görsem doyurdum çıplak görsem donattım
Tepe gibi et yığdım göl gibi kımız sağdırdım
Dilek ile bir oğul zorla buldum
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana
Kara giyimli azgın dinli kafirlere bir oğul aldırdınsa söyle
bana
Han babamın katına ben varayım
Ağır hazine bol asker alayım
Azgın dinli kafire ben varayım
Paralanıp cins atımdan inmeyince
Yenim ile alca kanımı silmeyince
Kol but olup yer üstüne düşmeyince
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Kara başım kurban olsun bugün sana

 

3 Comments

  1. Evet, o resimde biraz oyle gorunuyor. Ozellikle ayaklar! Ama herhalde maymuna benzetmiyorlardi, cunku o yorelerde maymun yoktu. Ayi, yaban domuzu karisimi birsey! 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


7 + 1 =