Elele Yürümek

Brian’la çok uzun zamandır istediğimiz, planladığımız, hayallerini kurduğumuz- doğrusu Brian’ın fikriydi önce ama ah, nasıl da kavradı fikir beni!- bir büyük projeye atılmak üzereyiz. Büyük ötesi. Devasa. Altından nasıl kalkılır? En iyisi adım adım adımlamak.

İzahı Türkiye’de yaşayanlara biraz daha zor. Çünkü aldığımız örnek Amerika’dan. Biz ateistiz. Ateist antipatik bir kelime. Sanki eline matematik kitabı almışsın da haksızlıklar edip duran, insanlara yalan söyleyen tanrıların kafasına fırlatıp duruyormuşsun gibi. Herşeyden önce içinden- ist geçen kelimelere allerjim var benim. Ateist kelimesinin içinde tanrıya inanç ama onunla boğuşma var sanki. Dinlere karşı olmak. Kendi kendini yaratmak yerine, birşeylere karşı olmak ve üstüne bir çöp kokusu sinmesi hali. Bir dolu ciddi beyaz erkeğin insanları aşağılayıp azarlayıp, sen ne aptalsın diye bağırıp durması. Hayata karşı bir tavır.

Oysa öyle değil. Kızgınlıktan, kavga dövüşten, seni seniii’lerden uzak bir ateizm. Hayatı kucaklayan, ahlaklı ve doğru yaşamayı ilke edinen, kişisel ve toplumsal gelişmeyi hedefleyen, pozitif, olumlu, iyimser, açık bir düşünceden bahsediyorum. Hümanizm.

Dünyada ateistler birlikleri var. Genellikle ağzından köpükler saçılan, ailesiz, kızgın, kırgın, hayatında bir kadına el dokunmamış erkeklerin biraraya gelip dinleri sövdükleri bir ortam. Gayet yakışıksız, çekicilikten uzak, kendi kendine köpürüp duran, ne fakire, ne ihtiyaçlıya el uzatmayan, uzattığı zaman da illa üstüne dinlerle dalga geçen tişörtler geçiren gruplar.

Bunlara katılacak değildik. Etrafımız bizler gibi ateist, hümanist dostlarla çevrili. Ancak aynen kiliselerde olduğu gibi geniş bir sosyal hayat sağlayacak ortam yok ateistler için. Diyeceksiniz ki, zaten yok diyen niye katılsın yoklar grubuna? işte burada bir yanılsama var. Ateist olmak insanlardan nefret, uzak durmak demek değil. İnsanoğlu sosyal bir hayvan. Kendisine yakın olanlarla kaynaşmak ister, üstelik kendisinin olma halini de yaymak ister. Özellikle bizler gibi çocuk yetiştiren aileler için, çocuklarımızın da sosyalleşebileceği, aynen kiliselere bağlı olan çocuklar gibi eleştiriye, aşağılamaya ve alaya uğramadan, sağlıklı bir şekilde dostluklar kurabileceği, beyinlerini filizlendirebilecekleri ortamlar gerekli.

Bu sebeple hümanist bir topluluk oluşumuna giriştik. Örneğimizi kilise topluluklarından alıyoruz. Bir çeşit hümanist kilise diyelim. Aslında belki hümanist tapınak. Görüyor musunuz? Çoğunluk dili oluşturur. Henüz tam doğru sözlüğümüz bile yok! Ama çalışıyoruz. Burada kiliselerin çocuk eğitimi için kurdukları Pazar okulları olur. Biz de aynı şekilde çocuklara bilim ve hümanizm öğretilecek ortamlar hazırlayacağız. Toplantılar, partiler, mangallar, geziler. Konuşmalar, misafir bilimadamları, filozoflar, sanatçılar. Konferanslar. Plajda buluşup sadece ve sadece sohbet edebilmek. Yardım ve bilgi için başvurulabilecek bir web sitesi. Hayatın önümüze koyduğu zorlukları birlikte aşmak. Ve tabii fakirler için gönüllü çalışmalar.

Daha işin çok başındayız. Müzik insanları birbirine ve bir fikre bağlayan güçtür. Brian 10’dan fazla olağanüstü şarkı besteledi. Hepsi enerjik, pırıl pırıl, pozitif. Bunlardan ikisini kaydettik. Bir tanesi yolda. Şu anda bu blogda çalan, bunlardan biri.

Web sitesini aynen Türkçe ve Türkler için de hazırlamayı planlıyorum. Bütün bunların hepsi için gönüllülere ihtiyacımız olacak. (Mesela biri şu şarkının aşağıya koyduğum sözlerini türkçe’ye çevirse, öyle sevineceğim ki! bir türlü zaman bulamadım.) Çok çalışmak gerekecek. Ama değer.

Şarkıyı indirmek isteyenler, bana info@elifsavas.com adresinden e-posta atabilirler. Nereden indirebileceklerine dair bilgiyi yollarım.

Now it’s time to stand up! Time to rise up!
Time for us to celebrate all the learning we bless
Time to step up, it’s time to rise up,
You know it’s time to sing a song of praise for mankind’s progress.

“A just-a take my Yoke and Learn, from me,”
Says the prophet with a Ph.D.
Walk among our people where the reason’s strong
This is where we belong!
The change has come and now –

The wisdom of the wisest we’ll raise
We gonna shower them with all of our praise
It’s a new day dawning, so be a fine crusader
All the blind bluesmen now sing of the blind watchmaker.

As we hypothesize, it’s right, before-our-eyes,
Inside the test tubes, truth is found
From stories and the fables – to periodic tables
From the lab, the blessings comin’ down, down, down!

I see a big, bright reason to hope
Whenever I, look in my, telescope
As we turn our attention to what the great ones teach
We’re learning that no star can ever be out of reach.

The modern mind has spoken
The curse of darkness broken
So come let us adore it,
No need to kneel before it, now!

We’re getting edified! (It’s out there, now go on and take it)
This planet’s sanctified! (It’s out there, now go on and take it)

All will look around, in wisdom’s glory crowned
There ain’t nothing greater, so be your own creator, and
Blessed is the pleasure of knowing the sciences

Come eat from the tree of knowledge
Please come and eat from the tree of / knowledge (and take a bite)
Come and eat from the tree of (come on in now take a bite)
Please come and eat from the tree of knowledge

Now it’s time to stand up, time to rise up
It’s time for us to celebrate,
Now we raise a hand and celebrate,
Here we are! and now we celebrate
Humankind’s progress

6 Comments

  1. elif,
    ateist sözcüğünün sendeki çağrışımlarına çok güldüm. bana da öyle gelir. bu, harika bir oluşum. tanrı konusunda kafam karışık benim. insan bu konuda çok, çok içten ve samimi olmalı ya, ben, inanıyorum dediğimde de inanmıyorum dediğimde de kendime inanmıyorum
    -tanrı beni affetsin:p-

    sevgiler.

  2. Türkçe blogu bekleyeceğim, ilk üyelerinizden olurum!
    Bizim için buralarda benzer düşünen insanları bulma şansımız daha az. Çocuklar daha kreşe başladıklarında evde hiç duymadıkları uydurmaca , tuhaf sözlerle karşı karşıya gelip allak bullak oluyorlar.
    Arkadaşımın oğlu, anaokulu öğretmeni Tanrı sizi her yerde gözlüyor dediğinde, etrafında arayıp durmuş, korkmuştu.
    Benim oğlum da yine anaokulunda arkadaşının sözü üzerine taş olma endişesini yaşamıştı.

  3. ahh sen “desperate houswives” sürecine girmişsin:)))))
    e iyi tabi.. faydalı şeyler yapmak.. kermeslere katılmak.. bereşitimizin iyi yanlarıdır..Sizin oraları bilmem.. avrupada zaten çok yaygın..
    Şarkıya gelince..
    ! şarkı için bence bı bayağı uzun..Hepsini bir kere söylesen (nakaratsız) 7-8 dakika rahat sürer.. Bu da söylediğin topluma “sıkıntı” verir..

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


one × 3 =