Eksiler, Artılar

Önümüzdeki hafta Brian iş için yola çıkıyor. Yani: CD provalarım yattı. (-)

Bugün CD provam vardı ve çok iyi geçti. (+)

Meltem‘in çizimlerini yaptığı, opera masalları kitabımdaki hikayeleri okuyarak kaydediyorum. Üç gün önce iki tanesini kaydettik. Güzel oldu diye sevinirken, başka bir aletten, kulaklıkla diledik. İçinde bir hııııımmmm gürültüsü var. Kayıtlar çöpe gidecek. (-)

İki gündür kayıttaki problemi düzeltmek için çalışıyoruz. Ama Anatol geceleri iyi uyumuyordu, o yüzden ben de saat sekizde yastığı zor buluyordum. Tabii, evde en iyi kayıt, Anatol uyuduktan sonra yapılabildiği, ama kaydı yapacak kişinin poposunda saat 9 olmadan pireler uçuştuğu için, bir türlü bitiremedik işi. (-)

Kayıttaki problemler derken, masalların bazı yerlerinde gramer hataları vesaire yakaladım. Düzelttim. (+)

Bapudi Collective adında bir doğaçlama grubundayım. Ben Türkiye’ye uçmadan bir ve iki gece önce konserlerimiz var. İki haftadır prova yapamıyoruz.  Doğaçlama, bana yabancı bir konu. Ben elimde nota tutmaya alışmışım. Ya Allah, bismillah şeklinde müzik yapmaya alışık değilim. O yüzden provalar yapılmayınca, kar tatili alan ortaokul çocuğu gibi sevindim. Ama konserde sahneye çıkacak, hazır olması gereken kişi ben olduğum için de üzüldüm. (-+)

CD’nin kaydı için stüdyoya girmemize çok az zaman kaldı. Üç kerede tamamlayacağız hepsini. İlk önce Puccini’ler. Aynı gün Mozart. Zaman kalırsa Gershwin. Sonraki gün Bizet’ler. Korngold. Son gün Verdi, Rossini, Dvorak.  Gershwin’i ikinci güne kaydırmak daha iyi galiba. Başka birşey var mıydı? Hemen o gün olsun, studyoda söyleyeyim şunları. Hazırım. Beklemekten nefret ediyorum. (+)

Ankara’daki feci manzaranın fotoğraflarına bakarken, üstü örtülü bir vücut dikkatimi çekti. Saçları, bir demet kızıl çiçek gibi, örtünün altından fırlamış. Çıkmamış, basbayağı fırlamış. Türkiye’de uzun zamandır çok moda olan, moda olmasının sebebini bir türlü anlayamadığım, acaip kırmızılardan bir kırmızı. Ama vücut, örtünün altında incecik. Saçlar sertçe, belli ki jöleli. Genç bir kız olmalı diye düşündüm. Aferin ona, böyle cart kızıl bir saç istemiş. Genç değil mi? Yakışmıştır. Belki mavili şeyler giyiyordur. Ya da yeşiller. Annesi sevmiş midir acaba bu rengi? Yoksa, aman kızım, güzelim saçlarına ne yaptın, diye söylenmiş midir? Ya da, gençlik, deyip iç geçirmiş, gülümseyerek bir makas almış mıdır kızının çenesinden? Dipleri çıkmış mı kızılların? Görünmüyor fotoğrafta. Acaba yine aynı renge mi boyatacaktı? Yoksa hevesi geçmiş miydi? (?)

5 Comments

  1. görünen bir parça saçtan neredeyse bizi ağlatacak dokunaklı bir öykü çıkarmışsın yani pes diyorum!

    bu arada kayıtlar konusunda bol şans 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


18 + twelve =