Dunning- Krueger Efekti

Dün bir Türk gazetesinde gördüm:  MHP’li bir milletvekili- ben bunlara milletvekili demeyeyim, çünkü milletvekili milletin vekili anlamına geliyor. Parlamenter filan gibi anlamına tam haiz olmadığım birşey diyeyim de sinirlerim hoplamasın- Başbakan’ın Dunning- Krueger Sendromu’ndan çektiğini tesbit etmiş.

Mecliste bu kadar bilmemneni mikiim hakareti duyduktan sonra tabii kulaklarım dikeldi: Neymiş ki bu sendrom? Cognitive bias (çarpık idrak gibi bir tercüme yapmaya kalkışayım) grubundan bir rahatsızlık.  Halk arasında cahil cesareti ve kendini bir bok sanma terimleriyle de açıklanan bir şey. Üstünlük sanısı. Sayın Erdoğan’ın böyle bir rahatsızlığı olduğunu sanmam. Kendine güveni var ama boş değil, sevenlerinin de desteklediği ve beslediği bir güven. Köyün delisi değil ki adam.

Ama ben anlamına tam şey olmamış olabilirim. Yani kalifiye olmayanın kalifiye işe soyunması da anlamına geliyor- ki yine de Erdoğan’a uymuyor. Çünkü politikaya çok kalifiye olduğunu düşünüyorum. Hatta kitabını yazmalıdır.

Burada bir kadın var- seçimlerde Obama’ya karşı oynayan adamın yardımcısı rolündeydi ama Allah bütün dünyaya acıdı ve seçimi kaybettiler- işte o kadın kesin bu sendromlu. Sarah Palin adında, geri zekalı, cahil, kendini beğenmiş, sahtekar bir cerahat. Yani kolay kolay nefret eden bir tip değilim, hatta nefret ettiğime inandığım insanlarla tanışıp, nefret etmediğimi, sadece karşı fikirde olduğumu da öğrendim ve gururum yontuldu pekçok kere. Ama sanırım ben bu kadından nefret ediyorum. O kadar. Boynu altında kal-dırıl-sın.

Sonra başka birşey öğrendim: Japonlar’ın 4 çeşit reverans- eğilme açısı varmış: azıcık açı, az açı, basbayağı doksan derece ve en az on saniye pozisyon tutma ve geniş açıda yere kapaklanıp namaz pozisyonu.

Azıcık açı günlük kullanımda, az açı saygı duyduğunuz kimselere, doksan derece çok özür dilemek için veya mesela üniversiteden mezun olurken öğretmene teşekkür ve müteşekkir anlamında. Namaz kılma pozisyonu gurulara, imparatorlara vesaire.

Toyota gaz pedalı basıldığı yerden kalkmayan yüzbinlerce otomobili piyasaya sürdü de, şimdi geri alınıyor ya, Toyota’nın başaktörü Mr Toyoda (ailenin adı Toyoda, arabanın aı Toyota çünkü Budizm’de 8 önemli ve Toyota sekiz işaretle çiziliyor filan filan bir sürü boş inanç) halktan özür dilerken sadece ikinci az açıyı kullanmış. Yani dik açıyla özür dilerse Japon ekonomisi çöker, halkta moralsizlik olur, hem o bozuk parça Toyota tarafından yapılmamış ki- biliyorsunuz: otomobillerin her tarafı bir ülkeden gelip birleştiriliyor artık. Öyle herşeyi tek fabrikada yapma çağı çoktan kapandı. Yani adam namaza dursa belki fabrika çökebilecek. Doksan derece ben bu işin altında eziliyorum anlamında. En iyisi üzgünüz ama durum kontrolümüz altında anlamında bir az açı.

Bu açıları küçünsememeli, okullarda en doğru açı, sırt pozisyonu filan öğretiliyor oralarda.

Bir araştırmaya göre, altındaki araba seni sinir eden karşı arabayla yaklaşık aynı fiyattaysa, daha az asılıyormuşsun kornaya. Bir dikkat ediniz bakalım. Trafik anarşisinin bile sınıf çatışması var.

Bir burada birbirimize yol verince elimizi kaldırıp teşekkür anlamında birşey yapıyoruz. Hawai’de Şaka denilen bir hareket çekiliyormuş. Mr President’ten nasıl yapıldığını öğrenelim- ne de olsa gençliğini Hawai’de geçirmiştir:

11111111111111111111111111111111111111111

Bir de bu Hawai’de büyümüş olmaktan gelen: İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar. Haydi bir ortak nokta bulalım, sevdası olmasa! Obama şaka ettikçe cumhuriyetçi iblis pezevenkler şunu gösteriyorlar:

222222222222222222222222222

Oysa o hareket böyle çekilir:

3333333333333333333333

Her neyse, el işaretleri sözlüğü de geniş sözlük. Kiminde ayıp olan kiminde olmuyor. Mesela burada dedeler çocukların burunlarını koparttıklarını ima edip nah işareti çekerler, çocuklar da güler. Ben bir kere İstanbul’da, karşıya geçiyorum, pusette Anatol’u iterek. Herif arabasıyla neredeyse ayağıma çarpacak. Üstelik beni taaa öteden hedeflemiş, normal hızıyla gelse imkan yok yetişemez. Herhalde avcı örneği, ben bunun üstünden geçer miyim diye bahse girmiş. Kaldırıma zor attım oğlanı. Nedense dönüp de küfretmedim, sadece kendi kendime söylendim: Gerizekalı! Adam arabayı öylece yolda bırakıp kapısını açıp peşime düşmez mi? Yanındakiler zor durdurdular cesur erkekimi. Yoksa bizi şeyedecekti.

Sonra dertlendim kendi kendime: Keşke kaldırıma atarken puseti, nah işareti falan çekeydim, ya da ebesine filan söveydim. Bari boşa gitmezdi adamcağızın adrenalini. Böyle erken boşalma gibi birşey oldu yazık.

Türkiye’de şaka işareti değil, gözgöze gelmeyeceksin adamlarla. Vahşi hayvan sürüsü mübarek.

Ama nereden bu tatsız konuya sıçradı yazı? Geçenlerde bir Zen hikayesi okudum oğlana. Bu iyi bir dönüp dolaşma olacak; anlatayım: Bir yaşlı, bir de genş zen rahip feci bir yağmur, yollar balçık. Karşılarına çok şımarık, zengin bir kadın çıkmış. Kadın etrafındaki hi<metkarlara bağırıyor, çağırıyor, şunu yap beceriksiz filan. Bu rahipleri görünce demiş ki: sizi işe yaramazlar! Taşıyın beni şu çamurların içinde. Yaşlı rahip kadını sırtlanıp yoldan geçirmiş. Yollarına devam etmişler.

Birkaç saat sonra genç rahip başlamış söylenmeye. “Şu zamana kadar dilimi tuttum ama o ne biçim şımarık kadındı! Ve sen Usta, hiç sesini çıkartmadan kadının istediklerini yaptın. Üstelik bir teşekkür bile etmedi.

Yaşlı rahip durup genç rahibin gözlerinin içine bakmış. Ben, demiş o kadını sırtımdan indireli saatler oluyor. Görüyorum ki sen hala taşıyorsun.

8 Comments

  1. Erdoğana hayranlığınızı merak ettim.Bir yazınızı tamamen ona ayırın,hayranlığınızın derecesini bilelim.Ciddi ciddi yazın yaa,bilelim.Yok olmadı size hediye edelim. 🙂

  2. Birşey daha millet vekili deyin siz.Kendinizle çeliştiniz anlattıklarınızda.Arabayla eziliyormuşsunuz,öyle milletin öyle vekili normaldir.Parlementer mi ????

  3. Pek tabiki Erdogan yazmali siyasetin kitabini, arkasindan nasil %47 lik kitleleri kosturabildigini, cocuklarini coluklariyla birlikte nasil holdinglestirebildigini, millet is-as derdindeyken gundemi turbanla gecistirebilmenin sirlarini paylasmali ki, ögrensin siyasette yerinde sayanlar…

  4. Geçiniz.Türkiyede siyasete giripde holdingleşmeyen varmı?Dini Allahı istismar edipde %50 üstünde oy olan siyasetçi olmadımı?En basarılı orneği Adnan Menderes.Erdoğan neyi yazacak anlamadım?Bildiğimiz şeylerimi?

  5. “sema …

    Geçiniz.Türkiyede siyasete giripde holdingleşmeyen varmı?”

    Sema Hanım bu mu gerekçeniz? Yanlış toplumlaştırıldığında artık yanlış olmuyor mu? Doğruymuş gibi savunabilir miyiz yani artık? Herhangi bir siyasetçiyi savunmuyorum. Keşke diyorum, umut ediyorum. Belki birgün biri çıkar gelir diyorum. Bu hükümet neden mi bu kadar göze batıyor? Onu da diyeyim. Din, Allah, Kur’ an deyipte hala korkmadan utanmadan hak yiyebiliyorsanız, holdingleşmeyi herkes yapıyor diyerek haklı göstermeye çalışıyorsanız daha bir itici oluyor yaptıklarınız.

    Ayrıca yorumlarınızda neden bir öfke var? Bizimle aynı düşünmeyen insanlara neden öfke duyuyoruz? Herneyse konuyu dağıtmayayım. Bu ülke sağ-sol, Kürt-Türk, Alevi-Sunni çatışmasını çok yaşadı. Elimize hiçbir şey geçmedi. Bence bunu görmeliyiz. Ayrı fikirlerde olabiliriz, bunu savunabiliriz. Gerekçelerimizi anlatabiliriz. İlle de bir taraflara dahil olmak zorunda değiliz. Tanımlarımız olmak zorunda değil. Kimi desteklersek destekleyelim sırf fanatikliğimizden dolayı yanlışları, yalanları süsleyip doğruymuş gibi savunmadan bu yanlıştır diyebilmeli insan.

    Umarım sözlerimi eleştiri niteliğinde algılamaz, özünde ne demek istediğimi farkedersiniz.

  6. Sevgili Elif maalesef sokakta senin peşine düşen adamların ahlakı/kültürü artık bu davranışın adı her neyse sürekli yüceltiliyor. Sokakta yanımdan geçen gençler küfür etmeden “Zavallı ebelerden, kadın cinsel organlarından” ve onlara yaptıkları kötü şeylerden bahsetmeden düz yolda yürüyemiyorlar bile. Ben hep sokakta yürürdüm ama Türkiye gene de bir 10 sene öncesine göre farklı. Daha önce okumak yüceltilirken, şimdi sokak kültürü, işi kılıfına uydurmak, traşsız dolaşmak, ter kokmak ve kadınları küçük görmek yeni modamız. Bir kadın olarak araba kullanırken bile maruz kaldığım (?) davranışlar değişti. Kadına arabayı layık görmeyenler ya da kocası almıştır diyenler.
    Şimdi bunu sınıfçı söylem olarak görenler de olabilir ama benim kastım efendili-hanımefendilik. Ki anadolu’nun en ücra köyündeki insanda bu var zaten. İş şehire getirip de sahip çıkmadığımız çocuklarda ve sonra onların büyüyünce dönüştükleri ince ruhtan ari adamlarda mı?
    Kadının adı siliniyor buralarda. Eşim de beni uyarıyor, yanlışa yanlış demeyeyim sokakta, senin gibi tepki vermeyeyim diye. Gene de duramıyorum:P
    Çenem düşmüş.
    Zen hikayesi süper de ben hala taşıyorum buralarda olanların ağırlığını:)

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


12 + nineteen =