Dönüyorum gündüz gece

Aktüel Dergisi’nde gelmiş geçmiş en damardan arabesk şarkısını seçmek için jüri üyesi seçmişler beni. Sevinçten kollarımı doğrayasım geldi. Ama ürktüm de. Bildiğim dolmuş, taksi kültürü. Nasıl oldum da bu konuda uzman oldum? (Ben en damardan arabesk şarkısı değil ama en arabesk şarkı için birkaç fikir verdim. Fark var yani, anlatabiliyor muyum?)

Yatağımda uslu uslu kitap okuyorum. Geeeel! Elif, gelsene! Yok, ben gelmeyeyim. Bak tivide ne var! Bakmayayım. Ama Allah aşkına! Bir bak ya, ne inatçısın!

Basket sahasının zeminini “yüksek aksiyon sporları”na uygun bir maddeyle kaplıyorlar. Polypropylene. Kimyadan aldığım özel dersler gözüme dizime dursun ki, poli hani iki atom filan ama başka bir halt hatırlamıyorum. Bir çeşit plastik olmalı. Kaymayacak ama esnek olacak, filan. Demek sema törenine de uygun bir zemin ki, dervişler dönüp duruyor. Yahu, tamam, biz allah mallah anlamayız emme, ne bileyim, bi kıytırıgıkkık basketbol şampiyonasında- tamam dünya şampiyonası ama dünya işte: hani fani dünya filan- tanrıya yakınlık duyma babında dönülen, bir çeşit transa geçilen şey, rengarenk spotların altında, size verilmiş 10 dakika içinde, dansözden sonra, türkücüden önce fır fır… Ne bileyim? Ben bile şey yapamadım.

Herşey satılık demek.

Ben demiştim kitap okuyorum diye ama. Sözüm geçmiyor bazen. Önce dinlemek istemiyorlar, hele sonra hiiiç duymak istemiyorlar ne diyeceğimi.

Avusturalya yerlileri ve birkaç daha “yerli” milletinde- yersiz milletler modern, yerliler primitiv mi oluyor anlamına geliyor- mesela sol ayak denmezmiş de, güneydeki ayak denirmiş. Kitabım nerede? Evin batı tarafında, yatağın kuzey ucunda. Ama bana göre değil, planete göre! Yani öyle bir bulunma bilinci varmış ki bu “yerliler”de, her an vücutları ne tarafa dönük, biliyorlarmış! Tabii yerli olmanın avantajı kanıksanamaz. Yani diğerleri gibi ikide birde yeni ortamlara girmiyorlar ki. Bir köyde yaşıyorlar, şuracıkta avlanıp, oracıktan su taşıyorlar.

Daha uzundu bu konu, çok da enteresandı ama şimdi anlatmaya sıkıldım birden.

1 Eylül’de Yitik Ülke’den Olimpos Öyküleri adlı kitap çıkıyor. Toplama yazarlar kitabı. Benden de bir hikaye var. Büyükler İçin 17 Masal kitabımdan dönüşüm yapmıştım. Kısacası oradaki bir hikaye. Büyükler İçin 17 Masal kitabından olanlar almasın demeyeceğim. Çünkü başka yazarlar var. Çok az kitap satılan şu ülkede, bu kitaba emek vermiş bir dolu yazar var. Alın diyeceğim. Öbürünü de alın. Severseniz bir sevdiğinize verirsiniz. Sevmezseniz bir sevmediğinize.

2 Comments

  1. Elif, son birkac senedir Toronto’da benim hic gitmedigim Turk senlikleri yapiliyor her sene ve ara zamanlarda da Turk geceleri.Gecelerde hep Mevleviler donuyor da donuyormus! Ve bu seneki Turk senliklerinde Ezan okunmus! vallahi de billahi! Turkiye tanitim senlikleri! Ve yine gecen seneki gibi Mehter takimi ve marsi! Biraz da yemek, borek, doner, dolma… Fethullahci guruh senlikleri bunlar…Meydan onlara kaldi, canavar gibi calisiyorlar… Onlara degil kendimize kiziyorum adam gibi bir senlik yapmaya hic birimizde istek, vakit, enerji, birlik yok diye… Biz derken anliyorsun iste!

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


seventeen − 1 =